حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ الْهَمْدَانِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ السَّمَّانِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنَرَى رَبَّنَا قَالَ " تَضَامُّونَ فِي رُؤْيَةِ الشَّمْسِ فِي الظَّهِيرَةِ فِي غَيْرِ سَحَابٍ " . قُلْنَا لاَ . قَالَ " فَتَضَارُّونَ فِي رُؤْيَةِ الْقَمَرِ لَيْلَةَ الْبَدْرِ فِي غَيْرِ سَحَابٍ " . قَالُوا لاَ . قَالَ " إِنَّكُمْ لاَ تَضَارُّونَ فِي رُؤْيَتِهِ إِلاَّ كَمَا تَضَارُّونَ فِي رُؤْيَتِهِمَا " .
Ebu Said-i Hudri r.a.’den rivayet edildiğine göre kendisi şöyle demiştir: Biz (Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e) : Ya Resulallah! (Kıyamet gününde) biz Rabbimizi görecek miyiz? diye sorduk, (Sallallahu Aleyhi ve Selem) efendimiz hazretleri bize cevaben): «Siz, güneş’i öğle zamanı ve hiçbir bulut yokken görmek için itişip kakışmaya, birbirinize zahmet vermeye ihtiyaç görür müsünüz?» diye sordu. Biz: Hayır! diye cevap verdik.Bu kere : «Ayın on dördüncü gecesi (dolun) ayı yine (hava ayaz iken ve) hiçbir bulut yok iken görmek için bir birinize izdiham etmeye hacet duyar mısınız?» diye sordu. Sahabiler : Hayır! diye cevapladılar. (Bunun üzerine) Resulullah s.a.v. : «Şüphesiz Allah’ı görmek hususunda ancak (durumu anlatılan) öğle güneşi ve dolunayı görmek için duyduğunuz izdiham kadar bir zahmet göreceksiniz. (Yani Güneş ve Ay’ı görmek için nasıl hiçbir zahmet çekmiyorsanız, ahiret günü Allah Teala’yı görmek için de hiçbir zahmet çekmiyeceksiniz.)» buyurdu. AÇIKLAMA 177 DE VERİLDİ
It was narrated that Abu Sa'eed said:"We said: 'O Messenger of Allah! Will we see our Lord?' He said: 'Do you crowd one another to see the sun at mid-day when there are no clouds?' We said: 'No.' He said: 'Do you crowd one another to see the moon on the night when it is full and there are no clouds?' We said: 'No.' He said: 'You will not crowd one another to see Him, just as you do not crowd to see these two things
Muhaddislerin değerlendirmesi
- ElbânîSahih
- Muhammad Fouad Abd al-BaqiSahih
- Şuayb el-ArnaûtSahih
- Zübeyr Ali ZeîSahih
Kaynak: Sünen-i İbn Mâce, “Sünnet (Mukaddime)” bölümü, hadis no. 179.