Sahîh-i Buhârî: Rüya Tabiri Bölümü

61 hadis bulundu · sayfa 1/4

Sahîh-i Buhârî No. 6982 Sahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ،‏.‏ وَحَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، قَالَ الزُّهْرِيُّ فَأَخْبَرَنِي عُرْوَةُ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّهَا قَالَتْ أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْوَحْىِ الرُّؤْيَا الصَّادِقَةُ فِي النَّوْمِ، فَكَانَ لاَ يَرَى رُؤْيَا إِلاَّ جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ، فَكَانَ يَأْتِي حِرَاءً فَيَتَحَنَّثُ فِيهِ ـ وَهْوَ التَّعَبُّدُ ـ اللَّيَالِيَ ذَوَاتِ الْعَدَدِ، وَيَتَزَوَّدُ لِذَلِكَ ثُمَّ يَرْجِعُ إِلَى خَدِيجَةَ فَتُزَوِّدُهُ لِمِثْلِهَا، حَتَّى فَجِئَهُ الْحَقُّ وَهْوَ فِي غَارِ حِرَاءٍ فَجَاءَهُ الْمَلَكُ فِيهِ فَقَالَ اقْرَأْ‏.‏ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَقُلْتُ مَا أَنَا بِقَارِئٍ فَأَخَذَنِي فَغَطَّنِي حَتَّى بَلَغَ مِنِّي الْجَهْدَ ثُمَّ أَرْسَلَنِي‏.‏ فَقَالَ اقْرَأْ‏.‏ فَقُلْتُ مَا أَنَا بِقَارِئٍ‏.‏ فَأَخَذَنِي فَغَطَّنِي الثَّانِيَةَ حَتَّى بَلَغَ مِنِّي الْجَهْدَ، ثُمَّ أَرْسَلَنِي فَقَالَ اقْرَأْ‏.‏ فَقُلْتُ مَا أَنَا بِقَارِئٍ‏.‏ فَغَطَّنِي الثَّالِثَةَ حَتَّى بَلَغَ مِنِّي الْجَهْدُ، ثُمَّ أَرْسَلَنِي فَقَالَ اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ ‏"‏‏.‏ حَتَّى بَلَغَ ‏{‏مَا لَمْ يَعْلَمْ‏}‏ فَرَجَعَ بِهَا تَرْجُفُ بَوَادِرُهُ حَتَّى دَخَلَ عَلَى خَدِيجَةَ فَقَالَ ‏"‏ زَمِّلُونِي زَمِّلُونِي ‏"‏‏.‏ فَزَمَّلُوهُ حَتَّى ذَهَبَ عَنْهُ الرَّوْعُ فَقَالَ ‏"‏ يَا خَدِيجَةُ مَا لِي ‏"‏‏.‏ وَأَخْبَرَهَا الْخَبَرَ وَقَالَ ‏"‏ قَدْ خَشِيتُ عَلَى نَفْسِي ‏"‏‏.‏ فَقَالَتْ لَهُ كَلاَّ أَبْشِرْ، فَوَاللَّهِ لاَ يُخْزِيكَ اللَّهُ أَبَدًا، إِنَّكَ لَتَصِلُ الرَّحِمَ، وَتَصْدُقُ الْحَدِيثَ، وَتَحْمِلُ الْكَلَّ، وَتَقْرِي الضَّيْفَ، وَتُعِينُ عَلَى نَوَائِبِ الْحَقِّ‏.‏ ثُمَّ انْطَلَقَتْ بِهِ خَدِيجَةُ حَتَّى أَتَتْ بِهِ وَرَقَةَ بْنَ نَوْفَلِ بْنِ أَسَدِ بْنِ عَبْدِ الْعُزَّى بْنِ قُصَىٍّ ـ وَهْوَ ابْنُ عَمِّ خَدِيجَةَ أَخُو أَبِيهَا، وَكَانَ امْرَأً تَنَصَّرَ فِي الْجَاهِلِيَّةِ، وَكَانَ يَكْتُبُ الْكِتَابَ الْعَرَبِيَّ فَيَكْتُبُ بِالْعَرَبِيَّةِ مِنَ الإِنْجِيلِ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَكْتُبَ، وَكَانَ شَيْخًا كَبِيرًا قَدْ عَمِيَ ـ فَقَالَتْ لَهُ خَدِيجَةُ أَىِ ابْنَ عَمِّ اسْمَعْ مِنِ ابْنِ أَخِيكَ‏.‏ فَقَالَ وَرَقَةُ ابْنَ أَخِي مَاذَا تَرَى فَأَخْبَرَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مَا رَأَى فَقَالَ وَرَقَةُ هَذَا النَّامُوسُ الَّذِي أُنْزِلَ عَلَى مُوسَى، يَا لَيْتَنِي فِيهَا جَذَعًا أَكُونُ حَيًّا، حِينَ يُخْرِجُكَ قَوْمُكَ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَوَمُخْرِجِيَّ هُمْ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ وَرَقَةُ نَعَمْ، لَمْ يَأْتِ رَجُلٌ قَطُّ بِمَا جِئْتَ بِهِ إِلاَّ عُودِيَ، وَإِنْ يُدْرِكْنِي يَوْمُكَ أَنْصُرْكَ نَصْرًا مُؤَزَّرًا‏.‏ ثُمَّ لَمْ يَنْشَبْ وَرَقَةُ أَنْ تُوُفِّيَ، وَفَتَرَ الْوَحْىُ فَتْرَةً حَتَّى حَزِنَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِيمَا بَلَغَنَا حُزْنًا غَدَا مِنْهُ مِرَارًا كَىْ يَتَرَدَّى مِنْ رُءُوسِ شَوَاهِقِ الْجِبَالِ، فَكُلَّمَا أَوْفَى بِذِرْوَةِ جَبَلٍ لِكَىْ يُلْقِيَ مِنْهُ نَفْسَهُ، تَبَدَّى لَهُ جِبْرِيلُ فَقَالَ يَا مُحَمَّدُ إِنَّكَ رَسُولُ اللَّهِ حَقًّا‏.‏ فَيَسْكُنُ لِذَلِكَ جَأْشُهُ وَتَقِرُّ نَفْسُهُ فَيَرْجِعُ، فَإِذَا طَالَتْ عَلَيْهِ فَتْرَةُ الْوَحْىِ غَدَا لِمِثْلِ ذَلِكَ، فَإِذَا أَوْفَى بِذِرْوَةِ جَبَلٍ تَبَدَّى لَهُ جِبْرِيلُ فَقَالَ لَهُ مِثْلَ ذَلِكَ‏.‏ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ ‏{‏فَالِقُ الإِصْبَاحِ‏}‏ ضَوْءُ الشَّمْسِ بِالنَّهَارِ، وَضَوْءُ الْقَمَرِ بِاللَّيْلِ‏.‏

Aişe r.anha şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ilk vahiy başlangıcı uykuda saliha rüya görmekle olmuştur. Resulullh'ın gördüğü her biri rüya mutlaka sabah aydınlığı gibi apaçık olurdu. Kendisi Hira dağına gider ve orada birçok geceler ibadete çekilirdi. Bunun için önceden azık hazırlardı. Sonra Hatice'ye döner ve bir o kadar zaman için yine azık hazırlardı. Nihayet bir gün kendisi Hira mağarasında iken hiç ummadığı bir anda hakla karşılaştı. Şöyle ki: Mağarada iken melek ona geldi ve "İkra (oku)!" dedi. Nebi de ona "Ben okuma bilmem!" diye cevap verdi. Resulullah olayın devamını şöyle anlattı: "O zaman melek beni tuttu ve takatim kesilinceye kadar sıkıştırd!. Sonra bıraktı ve yine 'İkra (oku)!' dedi. Ben de ona 'Ben okuma bilmem' dedim. Yine beni aldı ve ikinci defa takatim kesilinceye kadar sıkıştırd!. Sonra yine salıverdi ve 'İkra!' dedi. Ben 'Ben okuma bilmem!' dedim. Yine beni üçüncü defa takatim kesilinçeye kadar sıkıştırd!. Sonra bıraktı ve 'Yaratan Rabbinin adıyla oku! 0, insanı bir aşılanmış yumurtadan yaratt!. Oku! İnsana bilmediklerini belleten, kalemle (yazmayı) öğreten Rabbin, en büyük kerem sahibidir"(Alak 1-5) ayetine kadar okudu. Bu olay üzerine Resulullah bu ayetlerle korkudan omuz başları (bir rivayette kalbi) titreyerek döndü. Nihayet Hatice'nin yanına girdi ve "Beni sarıp, örtünüz! Beni sarıp örtünüz" dedi. Korkusu gidinceye kadar kendisini sarıp örttüler. "Ya Hatice! Bana ne oluyor?" dedi. Ve ona olanları haber verdi. Sonra da "kendimden korktum" dedi. Hz. Hatice ona "Öyle deme! Müjdeler olsun! Allah'a yemin ederim ki Allah seni hiçbir zaman utandırmaz. Çünkü sen akrabalarına bakarsın, sözü dosdoğru söylersin, işini görmekten aciz olanların ağırlığını yüklenirsin, zayıflam yemek yedirirsin, hak yolunda meydana gelen ha.diselerde insanlara yardım edersin" dedi. Bundan sonra Hatice onu yanına alıp, babasının kardeşinin (amca) oğlu olan Varaka b. Nevfel İbn Esed b. AbduluzzEl b. Kusayy'a götürdü. Bu zat cahiliye döneminde Hıristiyanlığa girmiş bir kimse olup, İbranice yazı bilir ve İncil' den Allah'ın dilediği miktarda bazı şeyleri İbranice yazardı. Varaka, gözleri kör olmuş, yaşlı bir ihtiyardı. Hatice ona "Eyamcaoğlu! Dinle de bak! Kardeşinin oğlu ne söylüyor!" dedi. Varaka "Ey kardeşimin oğlu! Ne görüyorsun?" diye sorunca, Resulullah ona gördüğü şeyleri haber verdi. Bunun üzerine Varaka dedi ki: "Bu gördüğün Musa üzerine indirilmiş olan namustur (Cebrail'dir). Keşke davet günlerinde genç olsaydım, kavmin seni çıkaracağı zaman keşke hayatta olsaydım!" Bunun üzerine Resulullah "On/ar beni çıkaracak/ar mı?" diye sordu. Varaka şöyle cevap verdi: "Evet, senin getirdiğin bu davetin benzerini getirip de düşmanlığa uğramamış olan hiçbir kimse yoktur. Şayet davet günlerine yetişirsem, sana var gücümle yardım edeceğim." Varaka bunun ardından çok geçmeden vefat etti. O esnada vahiy bir müddet için kesildi. Hatta bundan dolayı Hz. Nebi çok üzüldü ve bu yüzden birkaç defa kendini yüksek dağların başlarından aşağıya atmak için gitti. Kendini aşağı atmak için bir dağın zirvesine çıktığında Cebrail ona görünüp "Ya Muhammed! Şüphesiz sen gerçekten Allah'ın Resulüsün!" demişti. Bununla ızdırabı sükunete ermiş ve gönlü sevinç içinde geri dönmüştü. Vahyin kesilme süresi uzayınca yine böyle kendini dağdan aşağı atmak için gitmişti. Dağın zirvesine yükseldiğinde yine kendisine Cebrail görünmüş, ona yine aynı sözleri söylemişti. İbn Abbas "ci J.llt"(En'am 96) ifadesinin tefsirinde "Bu, gündüzün güneşin, geceleyin ayın ışığıdır" demiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "ResuluIlah'a "ilk vahyin salih rüya görerek başladığı." İsmalll'nin Kitabu'tTabir adında bir eseri vard1r. Tabir, rüya yorumlamaya mahsus bir kelimedir. Tabir, rüyanın zahirinden batınına geçmek demektir. Kurtubi, e/-Müfhim'de şöyle der: Bazıları Arapçada "ru'yet" "rü'ya" manasına gelir. Nitekim ".......... ve ma cealne'r-rü'ya=sana gösterdiğimiz o rüyayı ve Kur'an'da /anetlenen ağacı ancak insan/an sınamak için meydana getirdik"(İsra 60) ayeti buna örnektir demiş ve ayette geçen "rü'ya" kelimesinden maksat, ResuluIlah'ın İsra gecesinde görmüş olduğu birtakım acayip şeyler olduğunu iddia etmiştir. Oysa İsra olayında ResuluIlah baştan sonra uyanık haldeydi. Biz de şunu ekleyelim: Bazıları ise bunun tam aksini söylemiş ve ayetin İsra'nın uykuda gerçekleştiğini söyleyenlere delil olduğunu ileri sürmüştür. Ancak itimat edilmesi gereken, birinci görüştür. İsra'nın tefsiri yapılırken İbn Abbas'ın sözkonusu rüyanın gözün rüyası (gördüğü şey) olduğu yolundaki ifadesi geçmişti. Buna "rüya" denilmesinin hikmeti, gaybı şeylerin şehade tarzındaki görmeden farklı olmasından kaynaklanabilir. Böylece gaybı meselelerin görülmesi, rüyada görülen rüyaya benzemiş olabilir. Kadı Ebu Bekir b. el-Arabı şöyle demiştir: Rüya, Allahu Teala'ın bir melek veya şeytanın eliyle kulun kalbine bağlamış olduğu birtakım idraklardır. Bu da onların isimleriyle yani hakikatleriyle veya künyeleriyle yani ibareleriyle ya da karıştırmak şeklinde olur. Rüyanın uyanık haldeki benzeri, hatırdan geçen şeylerdir. Çünkü bunlar bir kıssa tarzında gelebildiği gibi, bölük pörçük bir şekilde düzenlenmemiş bir biçimde de gelebilir. Üstad Ebu İshak'ın görüşünün özeti budur. Mazerl şöyle der: Rüyanın hakikati konusunda bilginler çok söz söylemişlerdir. Sahih olanı, ehl-i sünnetin görüşüdür. Ehl-i sünnete göre Allahu Teala uyuyan kimsenin kalbinde tıpkı uyanık kişinin kalbinde yarattığı gibi birtakım inançlar yaratır. Bunları yarattığı vakit, sanki onları ilerde yaratacağı başka şeylere bir sembol kılmış olur. Bunlardan söz konusu inancın aksine gerçekleşen şeyler, uyanık kimsenin karşısında gerçekleşenler gibidir. Bunu bir buluta benzetebiliriz. Allahu Teala bulutu yağmurun alameti olarak yaratmıştır. Ancak bazen bulut olduğu halde yağmur yağmaz. Sözünü ettiğimiz inançlar, bazen bir meleğin huzurunda gerçekleşir ve bundan sonra insanı sevindiren şeyler meydana gelir. Bazen de şeytanın bulunduğu yerde gerçekleşir ve bundan sonra zarar veren şeyler meydana gelir. Bunun bilgisi Allahu Teala'ın katındadır. İbn Meymun'un Hamza b. ez-ZUbeyr vasıtasıyla Ubade'den nakline göre el-Hakim şöyle demiştir: Bazı müfessirler "Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder"(Şura 51) ayetinin tefsirini yaparken "perde arkasından" ifadesini "rüyada" şeklinde tefsir etmişlerdir. Nebilerin rüyalarının vahiy olduğu noktasında başka bilginlerin ihtilafı yoktur. Vahye dışarıdan herhangi bir şey karışmaz. Çünkü o korunmuştur. Nebilerin dışındakilerin rüyaları ise böyle değildir. Çünkü onların rüyalarına şeytan girebilir. Hakim bir de şunu söylemiştir: Allahu Teala, rüyada bir melek gönderir. Bu melek Adem oğlunun levh-i mahfuz' daki ahvaline bakar ve bundan bir kopya yapar ve herkes için kendi kıssasına göre bir misal getirir. Kul uyuduğunda bu şeyler ona hikmet yoluyla canlandırılır. Böylece onun kendisine bir müjde veya uyarı ya da azarlama olması hedeflenir. Adem oğluna aralarındaki düşmanlığın şiddetinden dolayı bazen şeytan musallat olur ve onu her yönden tuzağa düşürür, işlerini her yola başvurarak ifsad etmek ister. Rüyasını karıştırır, bunu ya rüyasında karışıklığa yol açarak ya da ondan gafil düşürerek yapar. Öte yandan görülen bütün rüyalar, iki kısma ayrılır. Bunlardan birincisi, sadık rüyadır ki Nebilerin ve onların ardından giden salih kimselerin rüyaları böyledir. Başkaları böyle rüyaları nadiren görür. Bunlar rüyada görülene uygun olarak uyanıkken gerçekleşen rüyalardır. Diğeri ise karışık rüyalardır (adğas). Bunlar herhangi bir uyarı niteliği olmayan rüyalardır. Karışık rüyalar da çeşit çeşittir: Birincisi, rüyayı gören kimseyi üzmek için şeytan ın oyunundan ibarettir. Mesela kişi rüyasında kendi başını kestiğini görür ve kendisi kesik başının ardından gitmektedir ya da korkunç bir duruma düşer ve imdadına koşacak hiç kimseyi bulamaz ya da buna benzer başka şeyler görür. İkincisi, kişi rüyasında meleklerden birisinin kendisine mesela haram bir şeyi veya aklen imkansız olan bir fiili yapmasını emrettiğini görür. Üçüncüsüne gelince, kişi rüyasında uyanıkken aklından geçen veya temenni ettiği bir şeyi görür. Aynı şekilde uyanıkken adeti olan bir şeyi rüyada görmek veya mizacına baskın olan bir şeyi görmek de böyledir. Bunlar galibiyetle geleceğe, çoğunlukla şu ana ve çok az olarak da geçmişe dair şeylerdir. Müellif bundan sonra vahyin başlangıcı hakkındaki Hz. Aişe hadisine yer vermiştir. Buhari, bu hadisi Sahih'in başında zikretmiş biz de orada açıklamıştık. Sonra açıklamasından eksik bıraktığımız noktaları "......." ayetinin tefsirinde tamamlamıştık. Burada her iki yerde daha önce büyük bir ihtimaııe geçmeyen ve açıklamasından yarar olacak şeylerden söz edeceğiz. "Resuliıllah'ın gördüğü her bir rüya mutlaka sabah aydınlığı gibi apaçık meydana çıkardı." İbn Ebi Hamza şöyle demiştir: Bunun başka bir şey değil de sabah aydınlığına benzetilmesi şundan kaynaklanmaktadır. Nebilik güneşi doğarken "rüya", onun ilk ışıklarını görmek şeklinde olmuştur. Bu aydınlık, genişleye genişleye sonunda güneş doğmuştur. Kimin batını nuranı olursa, o kimse tasdikte Ebu Bekir gibi Bekri olur. Kimin batını karanlıkolursa yalanlamada Ebu Cehil gibi yarasa olur. Diğer insanlar bu iki nokta arasında yer alırlar. Her bir kişi kendisine verilen nur oranında tasdik eder. "Orada birçok geceler ibadete çekilirdi." Kirmani şöyle demiştir: Hz. Nebi'in neye göre ibadet ettiği noktasında ihtilaf edilmiştir. Bu ihtilaf, o daha önceki bir şeriata göre ibadet ederdi veya etmezdi şeklindeki yaklaşıma dayanmaktadır. Çoğunluk ikinci görüşü benimsemiştir. Onların dayanağı, böyle bir şey olsaydı, Resulullah naklederdi şeklindeki akıl yürütmedir. Bazıları, Resulullah'ın o andaki ibadetinin tefekkür tarzında olduğunu söylerken, bazıları kavminin yaptıklarını görmekten kaçınma şeklindeydi demişlerdir. Amidı ve bir grup bilgin, bu ihtimaııerden birincisini tercih etmişlerdir. "On/ar beni çıkaracak/ar mı?" Süheyli şöyle demiştir: Efendimizin bu ifadesinden insanın vatandan ayrılmasının ne kadar ağır olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü Resulullah (s.a.v) Varaka'nın kavminin kendisine eziyet edip, onu yalanlayacağı şeklindeki sözlerini duyunca herhangi bir can sıkıntısı belirtisi görülmemişti. Memleketten çıkarılacağından söz edince vatan sevgisi ve alışkanlığı dolayısıyla ruhu harekete geçti ve "On/ar beni çıkaracak/ar mı?" dedi. Süheyli şöyle devam eder: Bu yaklaşımı istifham elifinden sonra vav harfinin getirilmesi de teyit etmektedir. Halbuki çıkarma, o konuda bir soru üzerine idi. Bu da gösteriyor ki Nebi'in sorusu inkar veya acı duyma tarzında idi. Bunu teyit eden şeylerden birisi de işaret edilen vatanın, Allah'ın haremi, beytinin civarı ve Hz. İsmail'den aleyhisselfun bu yana babalarının beldesi olduğudur. Hz. Nebi'in canının sıkılması, umut ettiği şeyleri elden kaçırma korkusu da olabilir. Çünkü o kavminin Allah'a iman edeceğini ve onları şirkin pisliğinden, cahiliyenin kirlerinden ve ahiretin azabından kurtaracağını umuyordu. Böylece onlara gönderilmesindeki maksada erişmiş olacaktı. Resulullah'ın canının sıkılması her iki sebepten de kaynaklanmış olabilir. "Ona yine aynı sözleri söylemişti." İsmam şöyle der: Muhaddislere dil uzatanıardan birisi gerçekleri çarpıtarak şöyle demiştir: Hz. Nebi nasılolur da Nebiliği hakkında şüpheye düşer ve Varaka'ya başvurur, Hatice'ye korktuğundan şikayet eder ve bu yüzden kendisini aşağı atmak için bir dağın zirvesine çıkar? O kişi sözlerine şöyle devam eder: Hz. Nebi s.a.v.'in -Rabbinden kendisine ineni gördüğü halde- şüphe duyması caiz olursa o zaman -ona ineni gözüyle görmediği halde- kendisine gelen hususunda şüphe duyan kimseye nasıl tepki gösterecektir? İsmam şöyle der: Bunun cevabı şudur: Allahu Teala'ın adeti, ağır bir görevi yarattıklarından birisine ulaştırmaya hükmettiğinde bundan önce bir adaylık ve hazırlama (tesis) dönemi geçirtmesi şeklinde tecelli etmiştir. Resulullah'ın görmüş olduğu sadık rüyalar, yalnız başına kalma sevgisi ve ibadete çekilmesi, işte bu hazırlama ve adaylıklardandır. Melek, kendisine gelince ansızın karşısına çıktı. Bu, normal ve alışılmış duruma benzemeyen bir haldi. Bundan dolayı onun beşer tabiatı bundan kaçtı ve bu durum onu korkuttu. Dolayısıyla içinde bulunduğu hal üzerinde düşünme fırsatı bulamadı. Çünkü Nebilik, insanın beşer olma karakterini tamamen ortadan kaldırmaz. Dolayısıyla onun alışmadığı bir şeyden kaygı duyması ve tabiatının ondan kaçınması, şaşılacak bir şey değildir. Nebi, karşılaştığı bu yeni duruma alişıp, ülfet ettiğinde yoluna devam etmiştir. Bundan dolayı Resulullah sıcaklığına alıştığı ailesine dönmüş, ona karşılaştığı durumu bildirmiş, eşi de onu üstün ahlakı ve güzel yaşantısından tanıdığı için korkusunun yersiz olduğunu belirtmiş, kendisini Varaka'ya götürerek onun desteğini almak istemiştir. Çünkü onun doğruluğunu, bilgisini ve eski kitapları okuduğunu bilmekte idi. Resulullah, Varaka'nın açıklamasını dinleyince, hakka kesin olarak inanmış ve bunu itiraf etmiştir. Öte yandan Nebiliğe hazırlama (tesis) öncesinde meydana gelen olaylardan birisi de Nebiin yavaş yavaş alışması ve ünsiyet peydah etmesi için vahye bir süreliğine ara vermektir. Vahyin kesilmesi ona ağır geldi. Çünkü kendisine Allah adına henüz "Sen Allah'ın Resulüsün ve kullarına gönderilmiş bir Nebisin" diye hitap edilmemişti. Bundan dolayı karşılaştığı şeyin ilk defa gerçekleşen bir olayolmasından ve Cebrail'.in sorduğu soruya cevap vermemiş olmaktan korku duydu ve qüntüye kapıldı. Nebilik yüklerini taşımaya alışıp, kendisine gelen görevin ağırlığına tahammül edince Allahu Teala ona verdiği görevi bilindiği şekliyle açıverdi

Narrated `Aisha:The commencement of the Divine Inspiration to Allah's Messenger (ﷺ) was in the form of good righteous (true) dreams in his sleep. He never had a dream but that it came true like bright day light. He used to go in seclusion (the cave of) Hira where he used to worship(Allah Alone) continuously for many (days) nights. He used to take with him the journey food for that (stay) and then come back to (his wife) Khadija to take his food like-wise again for another period to stay, till suddenly the Truth descended upon him while he was in the cave of Hira. The angel came to him in it and asked him to read. The Prophet (ﷺ) replied, "I do not know how to read." (The Prophet (ﷺ) added), "The angel caught me (forcefully) and pressed me so hard that I could not bear it anymore. He then released me and again asked me to read, and I replied, "I do not know how to read," whereupon he caught me again and pressed me a second time till I could not bear it anymore. He then released me and asked me again to read, but again I replied, "I do not know how to read (or, what shall I read?)." Thereupon he caught me for the third time and pressed me and then released me and said, "Read: In the Name of your Lord, Who has created (all that exists). Has created man from a clot. Read and Your Lord is Most Generous...up to..... ..that which he knew not." (96.15) Then Allah's Messenger (ﷺ) returned with the Inspiration, his neck muscles twitching with terror till he entered upon Khadija and said, "Cover me! Cover me!" They covered him till his fear was over and then he said, "O Khadija, what is wrong with me?" Then he told her everything that had happened and said, 'I fear that something may happen to me." Khadija said, 'Never! But have the glad tidings, for by Allah, Allah will never disgrace you as you keep good reactions with your Kith and kin, speak the truth, help the poor and the destitute, serve your guest generously and assist the deserving, calamityafflicted ones." Khadija then accompanied him to (her cousin) Waraqa bin Naufal bin Asad bin `Abdul `Uzza bin Qusai. Waraqa was the son of her paternal uncle, i.e., her father's brother, who during the Pre-Islamic Period became a Christian and used to write the Arabic writing and used to write of the Gospels in Arabic as much as Allah wished him to write. He was an old man and had lost his eyesight. Khadija said to him, "O my cousin! Listen to the story of your nephew." Waraqa asked, "O my nephew! What have you seen?" The Prophet (ﷺ) described whatever he had seen. Waraqa said, "This is the same Namus (i.e., Gabriel, the Angel who keeps the secrets) whom Allah had sent to Moses. I wish I were young and could live up to the time when your people would turn you out." Allah's Messenger (ﷺ) asked, "Will they turn me out?" Waraqa replied in the affirmative and said: "Never did a man come with something similar to what you have brought but was treated with hostility. If I should remain alive till the day when you will be turned out then I would support you strongly." But after a few days Waraqa died and the Divine Inspiration was also paused for a while and the Prophet (ﷺ) became so sad as we have heard that he intended several times to throw himself from the tops of high mountains and every time he went up the top of a mountain in order to throw himself down, Gabriel would appear before him and say, "O Muhammad! You are indeed Allah's Messenger (ﷺ) in truth" whereupon his heart would become quiet and he would calm down and would return home. And whenever the period of the coming of the inspiration used to become long, he would do as before, but when he used to reach the top of a mountain, Gabriel would appear before him and say to him what he had said before. (Ibn `Abbas said regarding the meaning of: 'He it is that Cleaves the daybreak (from the darkness)' (6.96) that Al-Asbah. means the light of the sun during the day and the light of the moon at night

Sahîh-i Buhârî No. 6983 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الرُّؤْيَا الْحَسَنَةُ مِنَ الرَّجُلِ الصَّالِحِ جُزْءٌ مِنْ سِتَّةٍ وَأَرْبَعِينَ جُزْءًا مِنَ النُّبُوَّةِ ‏"‏‏.‏

Enes b. Malik r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Salih bir kişi tarafından görülen güzel rüya, Nebiliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür" buyurmuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Salih bir kişi tarafından görülen güzel rüya." Mühelleb şöyle demiştir: Söylenmek istenen salihlerin rüyalarının büyük bir kısmı demektir. Aksi takdirde salih kimse de bazen karışık rüyalar görebilir. Fakat bu, şeytan ın onlara hakimiyetinin az olmasından dolayı nadirdir. Oysa salih olmayan kimseler böyle değildir. Zira onların gördükleri rüyalardaki doğruluk payı, şeytan ın kendilerine tasallutunun baskın olmasından dolayı nadirdir. Mühelleb şöyle der: İnsanlar bu konuda üç dereceye ayrılırlar. Birincisi Nebilerdir. Onların rüyalarının tamamı doğrudur. Gördükleri rüyaların bazılarında tabire ihtiyaç olanlar olabilir. İkincisi salihlerdir. Bu kimselerin gördükleri rüyaların büyük bir kısmı doğru çıkar. Bazen onların rüyalarında tabire muhtaç olmayanlar olabilir. Üçüncüsü salihlerin dışındakilerdir. Bunların rüyalarında doğruluk payı olduğu gibi, gördükleri karmakarışık şeyler de olabilir. Bu gruptakiler kendi aralarında üçe ayrılırlar: a. Durumu kapalı olanlar: Onların hakkında çoğunlukla her iki ihtimal eşit eşittir. b. Fasıklar: Fasıkların rüyalarında galip olan karmakarışık olmaktır. Bu gibi kimselerin rüyalarında doğruluk payı azdır. c. Kafirler: Bu grubun rüyasında doğruluk çok nadir, olarak rastlanan bir şeydir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "Rüyası en doğru olanınız, sözü en doğru 0lanınızdır"(Müslim, Rüya) ifadesi buna işaret etmektedir. Bu hadisi Müslim rivayet etmiştir. Rüyada ayaklarından bağlı olduğunu görme bölümünde bu hadise inşallah işaret edilecektir. Hz. Yusuf aleyhisselam ile birlikte hapiste yatan iki kişiyle, onların hükümdarlarının rüyaları ve başkaları örneğinde olduğu gibi bazı kafirlerin sadık rüyalar gördükleri vaki olmuştur. "Nebiliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür." Nebilik, Nebi s.a.v. ile birlikte sona erdiği halde rüyanın Nebilikten bir cüz olması, problemli bir durum olarak görülmüştür. Bunun cevabında şöyle denilmiştir: Rüyayı gören Hz. Nebi s.a.v. ise bu gerçekten onun Nebiliğinin cüzlerinden bir cüzdür. Hz. Nebi'in dışında birisi rüya görmüşse bunun, Nebiliğin cüzlerinden bir cüz olması mecaz yollu bir ifadedir. Hattabi şöyle demiştir: Söylenildiğine göre hadisin manası şudur: Rüya, Nebiliğin geri kalan bir parçası olarak değil, (gaybı raber alma açısından) Nebiliğe benzer olarak gelir. Bazılarına göre hadisin manası şudur: Rüya, Nebilik ilminin bir parçasıdır. Zira Nebilik her ne kadar sona ermişse de ilmi bakidir. İbn Abdilberr'in naklettiği bir haberde yer alan sözü dolayısıyla İmam Malik tenkit edilmiştir. Ona "Herkesin rüyası tabir edilir mi?" diye sorulmuş, o da "Nebilikle oynanır mı?" demiş, sonra "Rüya Nebilikten bir cüzdür. Nebilikle oynanmaz" diyerek devam etmiştir. Buna verilecek cevap şudur: İmam Malik, rüyanın Nebiliğin geride kalan bir parçası olduğunu söylemek istememiştir, onun söylemek istediği rüya bazı gaybi bilgilere sahip olma açısından Nebiliğe benzediği için onun hakkında bilgisizce konuşmak uygun değildir. İbn Battal şöyle demiştir: Rüyanın Nebilikten bir cüz olması, -bu, Nebiliğin binde bir cüzü bile olsa- büyük görülen şeylerdendir. Şöyle demek mümkündür: "Nübüvvet=Nebilik" sözcüğü dil açısından "i'lam=bildirme" anlamına olan " •. :JI" kökünden alınmadır. Buna göre hadisin manası şöyle olur: Rüya Allahu Teala'tan gelen bir haber-i sadıktır, yoksa yalan değildir. Nitekim nübüwetin manası da Allah'tan gelen ve hakkında yalan söylemenin caiz olmadığı doğru haber demektir. Netice olarak rüya, haberin doğruluğu açısından Nebiliğe benzemiştir

Narrated Anas bin Malik:Allah's Messenger (ﷺ) said, "A good dream (that comes true) of a righteous man is one of forty-six parts of prophetism

Sahîh-i Buhârî No. 6984 Sahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى ـ هُوَ ابْنُ سَعِيدٍ ـ قَالَ سَمِعْتُ أَبَا سَلَمَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا قَتَادَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الرُّؤْيَا مِنَ اللَّهِ، وَالْحُلْمُ مِنَ الشَّيْطَانِ ‏"‏‏.‏

Ebu Katade'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Doğru rüya Allah tarafındandır. Hulmde şeytandandır" buyurmuştur

Narrated Abu Qatada:The Prophet (ﷺ) said, "A true good dream is from Allah, and a bad dream is from Satan

Sahîh-i Buhârî No. 6985 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، حَدَّثَنِي ابْنُ الْهَادِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ خَبَّابٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ إِذَا رَأَى أَحَدُكُمْ رُؤْيَا يُحِبُّهَا فَإِنَّمَا هِيَ مِنَ اللَّهِ، فَلْيَحْمَدِ اللَّهَ عَلَيْهَا، وَلْيُحَدِّثْ بِهَا، وَإِذَا رَأَى غَيْرَ ذَلِكَ مِمَّا يَكْرَهُ، فَإِنَّمَا هِيَ مِنَ الشَّيْطَانِ، فَلْيَسْتَعِذْ مِنْ شَرِّهَا، وَلاَ يَذْكُرْهَا لأَحَدٍ، فَإِنَّهَا لاَ تَضُرُّهُ ‏"‏‏.‏

Ebu Said el-Hudrl'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Herhangi biriniz sevdiği bir rüya görürse bilsin ki o muhakkak Allah tarafındandır. Rüya sahibi bu rüyası üzerine Allah'a hamdetsin ve başkasına da söylesin. Bunun dışında hoşlanmadığı bir rüya gördüğünde de muhakkak bu rüya da şeytandandır. Bu takdirde rüya sahibi rüyanın şerrinden Allah'a sığınsın ve rüyasını kimseye söylemesin. Böylece o rüya kendisine zarar vermez. " Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyanın Allah tarafından olduğu." Yani hadiste "saliha" şeklinde kayıtlansa da rüyanın mutlak olarak Allah'tan olduğu. Rüyanın salih olarak nitelenmesi, şeytanın müdahalesine imkan olmaması açısındandır. Buna karşılık şeytanın müdahalesinin mümkün olduğu rüyalarda rüyanın ona nispet edilmesi mecazidir. Çünkü bütün rüyalar, yaratılma ve takdir edilme açısından Allah tarafındandır. Rüyanın Allah'a izafe edilmesi onu şereflendirmek içindir. "Hulm de şeytandandır." "Hulmün şeytandan olduğu" başlığı altında müellifin "Herhangi biriniz hoşlanmadığı bir rüya görecek olursa (uyanınca hemen) sol tarafına tükürsün ve ondan Allah'a sığınsın. Bu suretle o rüya, o kişiye zarar vermez" şeklinde bir hadis daha gelecektir. Mühelleb şöyle demiştir: Şari karışıklıktan halis olan rüyaya salih ve sadık adını vermiştir ve bunu Allahu Teala'ya izafe etmiştir. Karışık rüyalara ise "hulm" adını vermiş ve bunu şeytana izafe etmiştir. Zira böyle bir rüya, şeytanın benzeri yaratılmıştır. Resulullah insanlara şeytan ın hilesini bildirmiş, onlara kendilerini üzme ve korku salma noktasında şeytanı maksadına ulaştırmamaları için bunu savuşturmanın yolunu göstermiştir. "Ve rüyasını kimseye söylemesin. Böylece o rüya kendisine zarar vermez." Kısacası salih rüya adabı olarak üç şeyden söz etmek mümkündür: Rüya gören bundan dolayı Allah'a hamdetmeli, bunu bir müjde olarak almalı ve başkalarına anlatmalıdır. Fakat kendisinden hoşlanmayana değil, kendisini sevene anlatmalıdır. Kısacası hoşlanılmayan bir rüya adabı olarak dört şeyden söz edilmiştir. Görülen rüyanın şerrinden ve şeytanın kötülüğünden Allah'a sığınmalı, uykusundan uyandığında üç kez sol tarafına tükürmeli ve bu rüyayı hiç kimseye anlatmamalıdır. Müellifin "rüyada ayaklarından bağlı olduğunu görmek" başlığı altında Ebu Hureyre'den nakledilen bir rivayette bir beşinci edepten bahsedilmektedir. Bu da namaz kılmaktır. Bu hadisin lafzı şöyledir: "Kim rüyada hoşlanmayacağı bir şey görürse bunu hiç kimseye söylemesin ve kalkıp namaz kılsın." Ancak Buhari bu hadisin mevsul olduğunu açık olarak belirtmemiş, Müslim ise belirtmişti. Müslim bir altıncı edepten daha bahseder. Bu yattığı taraftan öbür tarafına dönmektir. Cabir'in nakline göre Resulullah şöyle buyurmuştur: "Herhangi biriniz hoşlanmadığı bir rüya görürse üç kez sol tarafına tükürsün, üç kez Allah'a sığınsın ve yattığı taraftan öbür tarafa dönsün. " Rüyanın kötülüğünden nasıl sakınılacağına dair sahih bir haber bulunmaktadır. Bu haberi Said b. Mansur, İbn Ebi Şeybe ve Abdurrezzak sahih isnadlarla İbrahim en-Nehaı' den şöyle nakletmişlerdir: "İçinizden herhangi biriniz rüyasında hoşlanmadığı bir şey görecek olursa uyandığında şöyle desin: Allah'ın me" leklerinin ve Nebilerinin sığındıkları şeyle bu rüyanın "dinim ve dünyam açısından hoşlanmadığım bir şeyin başıma gelmesi" şeklindeki kötülüğünden Allah'a sığınırım." Rüyada korkmaktan sığınma konusunda İmam Malik'in Muvatta'ında şöyle bir haber yer alır: Bana ulaşan bir habere göre Halid b. Velid "Ya Resulallah! Ben rüyada korkutuluyorum" deyince, ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Şöyle dua et!" buyurduktan sonra şu duayı öğretmiştir: ''l\llah'ın gazabından, ikabından, kullarının kötülüklerinden, şeytanların kışkırlmasından, bana kötülük yapmalarından Allah'ın tam olan kelimelerine sığınınm. "(İmam Malik, Şiir)

Narrated Abu Sa`id Al-Khudri:The Prophet (ﷺ) said, "If anyone of you sees a dream that he likes, then it is from Allah, and he should thank Allah for it and narrate it to others; but if he sees something else, i.e., a dream that he dislikes, then it is from Satan, and he should seek refuge with Allah from its evil, and he should not mention it to anybody, for it will not harm him

Sahîh-i Buhârî No. 6986 Sahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ ـ وَأَثْنَى عَلَيْهِ خَيْرًا لَقِيتُهُ بِالْيَمَامَةِ ـ عَنْ أَبِيهِ، حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ مِنَ اللَّهِ، وَالْحُلْمُ مِنَ الشَّيْطَانِ، فَإِذَا حَلَمَ فَلْيَتَعَوَّذْ مِنْهُ وَلْيَبْصُقْ عَنْ شِمَالِهِ، فَإِنَّهَا لاَ تَضُرُّهُ ‏"‏‏.‏ وَعَنْ أَبِيهِ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي قَتَادَةَ عَنْ أَبِيهِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ‏.‏

Ebu Katade'nin nakline göre ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Salih rüya Allah tarafındandır. Hulm de şeytandandır. Biriniz hulm gördüğünde bundan Allah'a sığınsın, sol tarafına tükürsün. Bu suretle o düş, sahibine zarar vermez

Narrated Abu Qatada:The Prophet (ﷺ) said, "A good dream that comes true is from Allah, and a bad dream is from Satan, so if anyone of you sees a bad dream, he should seek refuge with Allah from Satan and should spit on the left, for the bad dream will not harm him

Sahîh-i Buhârî No. 6987 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ رُؤْيَا الْمُؤْمِنِ جُزْءٌ مِنْ سِتَّةٍ وَأَرْبَعِينَ جُزْءًا مِنَ النُّبُوَّةِ ‏"‏‏.‏

Enes b. Malik r.a.'in Ubade b. es-Samit'ten nakline göre ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "mu'minin rüyası Nebiliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür" buyurmuştur

Narrated 'Ubada bin As-Samit:The Prophet (ﷺ) said, "The (good) dreams of a faithful believer is a part of the forty-six parts of prophetism:

Sahîh-i Buhârî No. 6988 Sahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ قَزَعَةَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ رُؤْيَا الْمُؤْمِنِ جُزْءٌ مِنْ سِتَّةٍ وَأَرْبَعِينَ جُزْءًا مِنَ النُّبُوَّةِ ‏"‏‏.‏ رَوَاهُ ثَابِتٌ وَحُمَيْدٌ وَإِسْحَاقُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ وَشُعَيْبٌ عَنْ أَنَسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "mu'minin rüyası Nebiliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür" buyurmuştur

Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ) said, "The (good) dream of a faithful believer is a part of the forty-six parts of prophetism

Sahîh-i Buhârî No. 6989 Sahih

حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ حَمْزَةَ، حَدَّثَنِي ابْنُ أَبِي حَازِمٍ، وَالدَّرَاوَرْدِيُّ، عَنْ يَزِيدَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ خَبَّابٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ جُزْءٌ مِنْ سِتَّةٍ وَأَرْبَعِينَ جُزْءًا مِنَ النُّبُوَّةِ ‏"‏‏.‏

Ebu Said el-Hudri'nin nakline göre ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Salih rüya Nebiliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür" buyurmuştur

Narrated Abu Sa`id Al-Khudri:I heard Allah's Messenger (ﷺ) saying, "A good dream is a part of the forty six parts of prophetism

Sahîh-i Buhârî No. 6990 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ لَمْ يَبْقَ مِنَ النُّبُوَّةِ إِلاَّ الْمُبَشِّرَاتُ ‏"‏‏.‏ قَالُوا وَمَا الْمُبَشِّرَاتُ قَالَ ‏"‏ الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Nebilikten geriye mübeşşirattan başka bir şey kalmadı" buyurmuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebilikten geriye mübeşşirattan başka bir şey kalmam/ştır." Bunun manası bana mahsus olan Nebilikten mübeşşirattan başka. geriye bir şey kalmamıştır demektir. ResuluIlah bunu daha sonra "rüya" ile tefsir etmiştir. İbn Abbas hadisinde Resulullah'ın bu sözü vefatı ile sonuçlanan hastalığmcla söylediği naklediImiştir. Müslim, Ebu Dawd ve Nesal'nin rivayet ettikleri bir habere göre Resulullah s.a.v. vefatıyla sonuçlanan hastalığında başı sarılmış bir halde evinin kapısı üzerinde asılı olan perdeyi açtı. Cemaat Ebu Bekir'in arkasında saf tutmuştu. Efendimiz şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Müslümanın gördüğü veya ona gösterilen salih rüyadan başka Nebilik müjdecilerinden geriye bir şey kalmam/ştır. " Mühelleb şöyle demiştir: Kısacası "rüya"yı "müjdeciler" şeklinde yorumlamak, genellikle göz önüne alınarak yapılan bir şeydir. Çünkü rüyalardan "uyarıcı" olanlar da vardır. Bunlar da sadık rüyalar olup, Allahu Teala mu'min kuluna şefkatinden dolayı meydana gelecek bir şeyi henüz gerçekleşmeden önce ona hazırlansın diye göstermektedir. ibnü't-Tın şu açıklamayı yapar: Hadisin manası şöyledir: Vahiy benim vefatımla birlikte kesilecektir. İleride olacakları öğrenmek için rüyadan başka bir araç kalmayacaktır. Ancak ibnü't-Tın'e "Bir de ilham vardır" diye itiraz edilmiştir. Çünkü ilhamda da ileride olacakları haber verme niteliği vardır. ilham, Nebiler açısından rüyada olduğu gibi vahiy mesabesindedir. Hz. Ömer'in menkıbelerinde yer alan hadiste geçtiği üzere ilham, Nebi olmayan kimseler için de sözkonusudur. "Geçmiş ümmetierde muhaddesler bulunmaktaydı." Hadiste geçen "muhaddes" kelimesi, ilhama mazhar olanlar şeklinde tefsir edilmiştir. Bu itiraza verilecek cevap şudur: Bunun rüyaya hasredilmesi, tek tek bütün mu'minleri kapsamasından dolayıdır. Oysa ilham öyle değildir. Çünkü o, bazı kimselere mahsustur. ilham bazı kimselere mahsus olmakla birlikte nadiren gerçekleşen bir durumdur. Rüyanın zikredilmesi, yaygın olması ve çok vuku bulmasındandıL Hz. Nebi'in " 0" şeklindeki ifadesi buna işaret etmektedir. Onun zamanında ilhamın azlığı ve kendisinden sonra çokluğunun arkasında yatan sır, uyanıkken ona çoğunlukla vahyin gelmesi ve kendisinden mucize göstermesi isteğidiL Bu durumda uygun olanı onun zamanında kendisinden başkalarından herhangi bir şeyin vuku bulmamasıdır. Efendimizin vefatıyla vahiy kesilince, Allahu Teala'ın seçmiş olduğu kimselere ilham gelmeye başladı. Zira vahiyle ilhamın birbirine karışma tehlikesi kalmamıştı. Rüyanın çok görülmesi ve meşhur olmasına rağmen bunun meydana geldiğini inkar etmek kÖrü körüne diretmekten başka bir şey değildir

Narrated Abu Huraira:I heard Allah's Messenger (ﷺ) saying, "Nothing is left of the prophetism except Al-Mubashshirat." They asked, "What are Al-Mubashshirat?" He replied, "The true good dreams (that conveys glad tidings)

Sahîh-i Buhârî No. 6991 Sahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ أُنَاسًا، أُرُوا لَيْلَةَ الْقَدْرِ فِي السَّبْعِ الأَوَاخِرِ، وَأَنَّ أُنَاسًا أُرُوا أَنَّهَا فِي الْعَشْرِ الأَوَاخِرِ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الْتَمِسُوهَا فِي السَّبْعِ الأَوَاخِرِ ‏"‏‏.‏

İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: Bazı kimselere rüyalarında kadir gecesinin Ramazanın son yedi günü içinde olduğu gösterildi. Diğer bazılarına da onun Ramazanın son on günü içinde olduğu gösterildi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Sizler kadir gecesini Ramazanın son yedi gecesi içinde araştırinız" buyurdu. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bir topluluğun aynı rüyayı görmesi." Yani bir grubun -kullandığı ifadeler farklı olmakla birlikte- aynı rüya üzerinde uyuşmaları. Bu hadisten bir topluluğun tek bir rüya üzerinde uyuşmalarının, onun sadık ve doğru bir rüya olduğunu gösterdiğini anlıyoruz. Aynı şekilde bir topluluğun haberler üzerindeki benzer nakillerinin o haberin kuvvetini gösterdiğini de çıkarıyoruz

Narrated Ibn `Umar:Some people were shown the Night of Qadr as being in the last seven days (of the month of Ramadan). The Prophet (ﷺ) said, "Seek it in the last seven days (of Ramadan)

Sahîh-i Buhârî No. 6992 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، حَدَّثَنَا جُوَيْرِيَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَنَّ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، وَأَبَا، عُبَيْدٍ أَخْبَرَاهُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَوْ لَبِثْتُ فِي السِّجْنِ مَا لَبِثَ يُوسُفُ، ثُمَّ أَتَانِي الدَّاعِي لأَجَبْتُهُ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Eğer ben zindanda Yusuf'un kaldığı kadar kalsaydım da sonra bana kral tarafından davetçi gelseydi, ben hemen ona icabet ederdim" buyurmuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Hapiste bulunanların, fesat ve şirk ehli kimselerin rüyaları."diye Buharinin attığı başlık Daha önce sahih rüyanın genellikle salih kimselere mahsus olmakla birlikte başkaları tarafından da görülebileceğine işaret etmiştik. Rüya tabiri yapan alimler şöyle derler: Bir kafir veya fasık salih bir rüya gördüğü takdirde bu mesela ona iman veya tövbe etmesi şeklinde hidayet edileceğine dair bir müjde ya da kafir veya fasık kaldığı takdirde bir uyarıdır. Bazen de onun dışında ailesinden biri hakkında müjde de olabilir. O kişi, içinde bulunduğu durumdan razı olduğunu gösteren şeyler görür. Oysa bu bir imtihan, aldanma ve hile kabilinden olabilir. Bundan Allah'a sığınırız

Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ) said, "If I stayed in prison as long as Joseph stayed and then the messenger came, I would respond to his call (to go out of the prison)

Sahîh-i Buhârî No. 6993 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ رَآنِي فِي الْمَنَامِ فَسَيَرَانِي فِي الْيَقَظَةِ، وَلاَ يَتَمَثَّلُ الشَّيْطَانُ بِي ‏"‏‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ قَالَ ابْنُ سِيرِينَ إِذَا رَآهُ فِي صُورَتِهِ‏.‏

Ebu Hureyre r.a. şöyle demiştir: Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittim. Şöyle buyuruyordu: "Kim beni rüyasında görürse muhakkak o, uyanık bir halde görecektir. Çünkü şeytan benim kılığıma giremez

Narrated Abu Huraira:I heard the Prophet (ﷺ) saying, "Whoever sees me in a dream will see me in his wakefulness, and Satan cannot imitate me in shape." Abu `Abdullah said, "Ibn Seereen said, 'Only if he sees the Prophet (ﷺ) in his (real) shape

Sahîh-i Buhârî No. 6994 Sahih

حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُخْتَارٍ، حَدَّثَنَا ثَابِتٌ الْبُنَانِيُّ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ رَآنِي فِي الْمَنَامِ فَقَدْ رَآنِي، فَإِنَّ الشَّيْطَانَ لاَ يَتَخَيَّلُ بِي، وَرُؤْيَا الْمُؤْمِنِ جُزْءٌ مِنْ سِتَّةٍ وَأَرْبَعِينَ جُزْءًا مِنَ النُّبُوَّةِ ‏"‏‏.‏

Enes'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kim beni rüyada görürse muhakkak o beni görmüştür. Çünkü şeytan benim kılığıma giremez. mu'minin rüyası, Nebiliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür

Narrated Anas:The Prophet (ﷺ) said, "Whoever has seen me in a dream, then no doubt, he has seen me, for Satan cannot imitate my shape

Sahîh-i Buhârî No. 6995 Sahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي جَعْفَرٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ مِنَ اللَّهِ، وَالْحُلْمُ مِنَ الشَّيْطَانِ، فَمَنْ رَأَى شَيْئًا يَكْرَهُهُ فَلْيَنْفِثْ عَنْ شِمَالِهِ ثَلاَثًا، وَلْيَتَعَوَّذْ مِنَ الشَّيْطَانِ، فَإِنَّهَا لاَ تَضُرُّهُ، وَإِنَّ الشَّيْطَانَ لاَ يَتَرَاءَى بِي ‏"‏‏.‏

Ebu Katade'nin nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Salih olan rüya Allah tarafındandır. Hulm de şeytandandır. Kim rüyada hoşuna gitmeyecek bir şey görürse (uyanınca) sol tarafına üç defa 'tuh' desin ve şeytanın şerrinden Allah'a sığınsın. Bu suretle o düş, sahibine zarar vermez ve muhakkak ki şeytan benim kıfığıma giremez

Narrated Abu Qatada:The Prophet (ﷺ) said, "A good dream is from Allah, and a bad dream is from Satan. So whoever has seen (in a dream) something he dislikes, then he should spit without saliva, thrice on his left and seek refuge with Allah from Satan, for it will not harm him, and Satan cannot appear in my shape

Sahîh-i Buhârî No. 6996 Sahih

حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ خَلِيٍّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنِي الزُّبَيْدِيُّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَبُو سَلَمَةَ قَالَ أَبُو قَتَادَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ رَآنِي فَقَدْ رَأَى الْحَقَّ ‏"‏‏.‏ تَابَعَهُ يُونُسُ وَابْنُ أَخِي الزُّهْرِيِّ

Ebu Katade'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Kim beni rüyada görürse muhakkak o hakkı görmüştür" buyurmuştur

Narrated Abu Qatada:The Prophet (ﷺ) said, "Whoever sees me (in a dream) then he indeed has seen the truth

Sahîh-i Buhârî No. 6997 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، حَدَّثَنِي ابْنُ الْهَادِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ خَبَّابٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏مَنْ رَآنِي فَقَدْ رَأَى الْحَقَّ، فَإِنَّ الشَّيْطَانَ لاَ يَتَكَوَّنُنِي‏"‏‏.‏

Ebu Said el-Hudri, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle işitmiştir: "Kim beni rüyada görürse muhakkak o hakkı görmüştür. Çünkü şeytan benim şekil ve kılığıma giremez." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ebu Abdullah el-Buhari şöyle demiştir: İbn Sirin, hadiste sözü edilen durum, kişi Hz. Nebi'yi kendi özel suretinde gördüğü zaman geçerli olur demiştir." Biz bu haberi mevsul olarak şöyle rivayet etmiştik: İbn Sirin'e adamın biri Resulullah'ı rüyasında gördüğünü söyleyince ona şöyle dedi: "Gördüğünü bana anlat." Rüyayı gören kişi ona İbn Sirin'in bilmediği birtakım niteliklerden bahsedince "Sen Resulullah'ı görmemişsin" dedi. Bu haberin senedi sahihtir. Ben Hakim'de sözkonusu haberi teyid eden bir rivayete rastladım. Asım b. Kuleyb'in nakline göre babası şöyle anlatmıştır: İbn Abbas'a "Nebi s.a.v.'i rüyamda gördüm" dedim. Bana "Onu bana anlat" dedi. Ben de Hz. Ali'nin oğlu Hz. Hasan'ı hatırladım ve onu Resulullah'a benzettim. İbn Abbas "Onu görmüşsün" dedi. Bu haberin isnadı ceyyiddir. Kurtubi şöyle der: Bu hadisin tevilinde sahih olanı şudur: Resulullah'ın söylemek istediği, onun her durumda görülmesi batıl olmadığı gibi bu, karmakarışık rüyalardan da değildir. Tam tersine bu -kendi kılığı dışında görülmüş olsa bile- özünde hak ve gerçektir ve bu şekil şeytandan değildir. Aksine Allahu Teala tarafındandır. Kadi Ebu Bekir b. et-Tayyib ve başkalarının görüşü bu doğrultudadır. "O hakkı görmüştür" ifadesi bunu teyid etmektedir. Yani o kimse kendisini görene bildirilmesi amaçlanan gerçeği görmüştür. Gördüğü rüya zahiri üzere oluyorsa ne ala! Aksi takdirde onu tevil etmeye çabalar ve gördüğü rüyayı değer vermemezlik etmez. Zira o ya bir hayrı müjdelemektedir ya da bir kötülükten dolayı uyarıda bulunmaktadır. Bununla Allahu Teala o kişiyi korkutmayı amaçlamıştır veya onun sözkonusu kötülükten el çekmesini istemektedir ya da dini veya dünyası hakkında karşılaşacağı bir şeyin sonucu hakkında kendisini uyarmaktadır. İbn Battal şöyle der: Resulullah "Muhakkak o uyanık bir halde beni görecektir" ifadesiyle bu rüyanın uyanık halde tasdikini, sahih olduğunu ve hak üzere gerçekleştiğini vurgulamak istemektedir. Yoksa maksadı o kişinin kendisini ahirette göreceği değildir. Zira o kıyamet günü Resulullah'ı uyanık bir halde görecektir. Hz. Nebi'i rüyada görenle görmeyen dahil olmak üzere bütün ümmeti kıyamet' günü onu görecektir. İbnü't-Tın şöyle demiştir: Maksat hayatında ona iman edip, ancak görmeyen kimsedir. Çünkü o kimse o anda Resulullah'ın yanında değildir. İşte böylece ona iman edip, ancak görmeyen herkes, vefat etmeden önce uyanıkken onu göreceği şekilde müjdelenmiş ol-maktadır. Bu görüş el-Gazzaz' a aittir. Ebu Sa'd Ahmed b. Muhammed b. Nasır şöyle demiştir: Her kim Resulullah'ı kendi hali ve kılığı üzere görecek olursa bu, o kişinin salih, mertebesinin mükemmel ve düşmanına zafer kazanacağını gösterir. Her kim de Resulullah'ı mesela durumu değişik, suratı asık görecek olursa bu o kişinin durumunun kötü olduğunu gösterir. Şeyh Ebu Muhammed b. Ebu Cemre, Nevevl'nin tercih ettiği görüşe meyletmiş ve ihtilafı naklettikten sonra' şöyle demiştir: Alimler arasında şeytanın Resulullah'ın kılığına asla giremeyeceğini söyleyenler vardır. Her kim Resulullah'ı güzel bir biçimde görecek olursa bu o kimsenin dini açısından güzeldir. Resulullah'ın organlarından herhangi birinde çirkinlik veya noksanlık görmek, din açısından o kişinin eksikliği anlamına gelir. Şeyh Ebu Muhammed şöyle devam eder: Gerçek olan budur: Bu gerçek denenmiş ve bu şekilde olduğu müşahede edilmiştir. Böylece Resulullah'ı rüyada görmede en büyük fayda hasıl olmaktadır ki rüyayı gören kendisinde bir eksiklik olup olmadığını böylece anlamafırsatı elde eder. "Kim beni rüyada görürse muhakkak o beni görmüş gibidir." Benim bu ifadeden anladığım şudur: Resulullah şunu demek istiyor: Beni rüyasında herhangi bir kılıkta gören kimse, bundan sevinsin ve bunun hulm olan batıl değil, Allah'tan gelen bir hak rüya olduğunu bilsin. Çünkü şeytan benim kılığıma giremez

Narrated Abu Sa`id Al-Khudri:The Prophet (ﷺ) said, "Who ever sees me (in a dream) then he indeed has seen the truth, as Satan cannot appear in my shape

Sahîh-i Buhârî No. 6998 Sahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الْمِقْدَامِ الْعِجْلِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الطُّفَاوِيُّ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أُعْطِيتُ مَفَاتِيحَ الْكَلِمِ، وَنُصِرْتُ بِالرُّعْبِ، وَبَيْنَمَا أَنَا نَائِمٌ الْبَارِحَةَ إِذْ أُتِيتُ بِمَفَاتِيحِ خَزَائِنِ الأَرْضِ حَتَّى وُضِعَتْ فِي يَدِي ‏"‏‏.‏ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ فَذَهَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنْتُمْ تَنْتَقِلُونَهَا‏.‏

Ebu Hureyre'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bana mefatihu’l-kelim (sözlerin anahtarları) verildi. Bana korku salmak suretiyle yardım edildi. Dün gece uyuduğum bir sırada bana yeryüzünün hazinelerinin anahtarları getirildi. Hatta bunlar avucumun içine konuldu

Narrated Abu Huraira:The Prophet (ﷺ) said, "I have been given the keys of eloquent speech and given victory with awe (cast into the hearts of the enemy), and while I was sleeping last night, the keys of the treasures of the earth were brought to me till they were put in my hand." Abu Huraira added: Allah's Messenger (ﷺ) left (this world) and now you people are carrying those treasures from place to place

Sahîh-i Buhârî No. 6999 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أُرَانِي اللَّيْلَةَ عِنْدَ الْكَعْبَةِ فَرَأَيْتُ رَجُلاً آدَمَ كَأَحْسَنِ مَا أَنْتَ رَاءٍ مِنْ أُدْمِ الرِّجَالِ، لَهُ لِمَّةٌ كَأَحْسَنِ مَا أَنْتَ رَاءٍ مِنَ اللِّمَمِ، قَدْ رَجَّلَهَا تَقْطُرُ مَاءً، مُتَّكِئًا عَلَى رَجُلَيْنِ ـ أَوْ عَلَى عَوَاتِقِ رَجُلَيْنِ ـ يَطُوفُ بِالْبَيْتِ، فَسَأَلْتُ مَنْ هَذَا فَقِيلَ الْمَسِيحُ ابْنُ مَرْيَمَ‏.‏ ثُمَّ إِذَا أَنَا بِرَجُلٍ جَعْدٍ قَطَطٍ أَعْوَرِ الْعَيْنِ الْيُمْنَى كَأَنَّهَا عِنَبَةٌ طَافِيَةٌ، فَسَأَلْتُ مَنْ هَذَا فَقِيلَ الْمَسِيحُ الدَّجَّالُ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Ömer'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bu gece rüyamda kendimi Kabe'nin yanında buldum. Orada esmer bir adam gördüm ki, o görmekte olduğum esmer erkeklerin en güzeliydi. Onun kulak memelerini geçmiş bir saçı vardı ki o da görmekte olduğum saçların en güzel türünden olup, bunları taramıştı ve bu saçlardan su damlıyordu. Bu zat iki adam üzerine -yahut iki kişinin omuzları üzerine- dayanarak Kabe'yi tava! ediyordu. Ben 'Bu kimdir?' diye sordum. 'Bu, Meryem'in oğlu Mesih'tir' denildi. Sonra birden kıvırcık saçlı, sağ gözü şaşı, sanki salkımındaki emsalinden dışarı çıkmış iri bir üzüm tanesi gibi olan bir adamla karşılaştım. 'Bu kimdir?' diye sordum. Bana 'Deccal, Mesih'tir' denildi

Narrated `Abdullah bin `Umar:Allah's Messenger (ﷺ) said, "I saw myself (in a dream) near the Ka`ba last night, and I saw a man with whitish red complexion, the best you may see amongst men of that complexion having long hair reaching his earlobes which was the best hair of its sort, and he had combed his hair and water was dropping from it, and he was performing the Tawaf around the Ka`ba while he was leaning on two men or on the shoulders of two men. I asked, 'Who is this man?' Somebody replied, '(He is) Messiah, son of Mary.' Then I saw another man with very curly hair, blind in the right eye which looked like a protruding out grape. I asked, 'Who is this?' Somebody replied, '(He is) Messiah, Ad-Dajjal

Sahîh-i Buhârî No. 7000 Sahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ، كَانَ يُحَدِّثُ أَنَّ رَجُلاً، أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنِّي أُرِيتُ اللَّيْلَةَ فِي الْمَنَامِ، وَسَاقَ الْحَدِيثَ‏.‏ وَتَابَعَهُ سُلَيْمَانُ بْنُ كَثِيرٍ وَابْنُ أَخِي الزُّهْرِيِّ وَسُفْيَانُ بْنُ حُسَيْنٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ الزُّبَيْدِيُّ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ أَوْ أَبَا هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ شُعَيْبٌ وَإِسْحَاقُ بْنُ يَحْيَى عَنِ الزُّهْرِيِّ كَانَ أَبُو هُرَيْرَةَ يُحَدِّثُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَكَانَ مَعْمَرٌ لاَ يُسْنِدُهُ حَتَّى كَانَ بَعْدُ‏.‏

İbn Abbas r.a. adamın birinin Resulullah'a geldiğini ve "Bana bu gece rüyamda ... gösterildi" dediğini nakleder. Bu hadisin baş tarafı 7046 numarada da var. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Geceleyin görülen rüya." Yani bir kimsenin geceleyin gördüğü rüya gündüz gördüğü rüya ile bir midir yoksa birbirinden farklı mıdır? Bunların her birinin zamanı arasında farklılık var mıdır? Buhari attığı bu başlıkla Ebu Said'in naklettiği "Rüyanın en sadık olanı, seher vakti görülenidir" şeklindeki hadise işaret etmektedir. Bu hadisi Ahmed b. Hanbel merfu olarak nakletmiş, İbn Hibban sahih olduğunu belirtmiştir. (Ahmed b. Hanbel, III, 68; İbn Hibban, Sahih, XIII, 407) Nasr b. Yakub ed-Oineveri'nin ifadesine göre gecenin başlarında görülen rüya geç çıkar. Gecenin ikinci yarısından sonra görülen ise görüldüğü anın durumuna göre farklı hızda çıkar. Rüyaların içinde en çabuk çıkanı seher vakti görülendir. Özellikle tan yeri ağardığı esnada görülen rüya en hızlı çıkandır. "Dün gece uyuduğum bir sırada bana yeryüzünün hazinelerinin anahtarlan getirildL" Bu hadisin genişçe bir açıklaması inşallah İ'tisam bölümünde gelecektir

Narrated Ibn `Abbas:About a man who came to Allah's Messenger (ﷺ) and said, "I was shown in a dream last night..." Then Ibn `Abbas mentioned the narration

Sahîh-i Buhârî No. 7002 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدْخُلُ عَلَى أُمِّ حَرَامٍ بِنْتِ مِلْحَانَ، وَكَانَتْ تَحْتَ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، فَدَخَلَ عَلَيْهَا يَوْمًا فَأَطْعَمَتْهُ، وَجَعَلَتْ تَفْلِي رَأْسَهُ، فَنَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ اسْتَيْقَظَ وَهْوَ يَضْحَكُ‏.‏ قَالَتْ فَقُلْتُ مَا يُضْحِكُكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ نَاسٌ مِنْ أُمَّتِي عُرِضُوا عَلَىَّ، غُزَاةً فِي سَبِيلِ اللَّهِ، يَرْكَبُونَ ثَبَجَ هَذَا الْبَحْرِ، مُلُوكًا عَلَى الأَسِرَّةِ أَوْ مِثْلَ الْمُلُوكِ عَلَى الأَسِرَّةِ ‏"‏‏.‏ شَكَّ إِسْحَاقُ‏.‏ قَالَتْ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ، فَدَعَا لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ وَضَعَ رَأْسَهُ ثُمَّ اسْتَيْقَظَ وَهْوَ يَضْحَكُ‏.‏ فَقُلْتُ مَا يُضْحِكُكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ نَاسٌ مِنْ أُمَّتِي عُرِضُوا عَلَىَّ، غُزَاةً فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏"‏‏.‏ كَمَا قَالَ فِي الأُولَى‏.‏ قَالَتْ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَنْتِ مِنَ الأَوَّلِينَ ‏"‏‏.‏ فَرَكِبَتِ الْبَحْرَ فِي زَمَانِ مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ فَصُرِعَتْ عَنْ دَابَّتِهَا حِينَ خَرَجَتْ مِنَ الْبَحْرِ، فَهَلَكَتْ‏.‏

Enes b. Malik r.a. şöyle anlatmıştır: Resulullah, Milhan kızı Ümmü Haram'ı ziyaret etmek maksadıyla arasıra yanına giderdi. Ümmü Haram, Ubade b. esSamifin nikahı altında idi. Bir gün Resulullah yine ziyaret maksadıyla onun yanına geldi. Milhan ona yemek ikrametti ve başını taramaya başladı. Resulullah bir süre uyudu, sonra gülümseyerek uyandı. [-7002-] Ümmü Haram olayın devamını şöyle nakletti: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e "Ya Resulallah! neye gülüyorsun?" diye sordu. Resulullah "Rüyamda bana ümmetimden bir kısım mücahidlerin şu deniz ortasında tahtlar üzerindeki hükümdarlar gibi -veya tahtlar üzerine kuru/muş hükümdar/ar misali- gemilere binerek Allah yolunda deniz savaşına gittikleri gösterildi de ona gülüyordum!" buyurdu. -İfadeyi veya diye şüphe ile söyleyen ravi İshak'tır.- Ümmü Haram şöyle devam etti: Ben "Ya Resulallah! Beni de o deniz gazilerinden kılması için Allah'a dua ediver!" diye rica ettim. Resulullah da ona dua buyurdu. Sonra başını yastığa koydu. (Bir müddet daha uyudu.) Sonra yine gülümseyerek uyandı. Bunun üzerine yine ben tekrar "Ya Resulallah! neye gülüyorsun?" diye sordum. Resulullah bu defa da önce dediği gibi "Bana yine ümmetimden bazı kimselerin -tıpkı birincide olduğu gibi- Allah yolunda gazaya gittikleri gösterildi." Ümmü Haram şöyle dedi: Ben Resulullah'a "Ya Resulallah! Beni de onlardan kılması için Allah'a dua ediver!" dedim. Resulullah "Sen önceki gazilerdensin!" buyurdu. (Enes b. Malik dedi ki:) "Ümmü Haram, Muaviye b. Ebu Süfyan'ın zamanında deniz gazasında gemiye binmişti; fakat denizden karaya çıktıkları zaman Ümmü Haram bindirildiği hayvandan düştü de oracıkta can verdi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "İbn Sırın 'Gündüz görülen rüya, gece görülen rüya gibidir' demiştir." İmam Buhari burada Nebi s.a.v.'in Ümmü Haram'ın yanında uyuduğundan söz eden Enes hadisine yer vermiştir. Bu hadisin geniş bir açıklaması İsti'zan bölümünde geçmişti

Narrated Anas bin Malik:Allah's Messenger (ﷺ) used to visit Um Haram bint Milhan she was the wife of 'Ubada bin As-Samit. One day the Prophet (ﷺ) visited her and she provided him with food and started looking for lice in his head. Then Allah's Messenger (ﷺ) slept and afterwards woke up smiling. Um Haram asked, "What makes you smile, O Allah's Messenger (ﷺ)?" He said, "Some of my followers were presented before me in my dream as fighters in Allah's Cause, sailing in the middle of the seas like kings on the thrones or like kings sitting on their thrones." (The narrator 'Is-haq is not sure as to which expression was correct). Um Haram added, 'I said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! Invoke Allah, to make me one of them;" So Allah's Messenger (ﷺ) invoked Allah for her and then laid his head down (and slept). Then he woke up smiling (again). (Um Haram added): I said, "What makes you smile, O Allah's Messenger (ﷺ)?" He said, "Some people of my followers were presented before me (in a dream) as fighters in Allah's Cause." He said the same as he had said before. I said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! Invoke Allah to make me from them." He said, "You are among the first ones." Then Um Haram sailed over the sea during the Caliphate of Muawiya bin Abu Sufyan, and she fell down from her riding animal after coming ashore, and died

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya