Sahîh-i Buhârî: Yiyecekler Bölümü

95 hadis bulundu · sayfa 4/5

Sahîh-i Buhârî No. 5433 Sahih

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا أَزْهَرُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ ثُمَامَةَ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَتَى مَوْلًى لَهُ خَيَّاطًا، فَأُتِيَ بِدُبَّاءٍ، فَجَعَلَ يَأْكُلُهُ، فَلَمْ أَزَلْ أُحِبُّهُ مُنْذُ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْكُلُهُ‏.‏

Enes r.a.'den rivayete göre "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem terzi olan bir azadlısının yanına gitmişti. Önüne kabak yemeği getirildi, Allah Rasulü kabağı yemeğe başladı, ben de Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i kabağı (severek) yerken gördüğümden beri kabağı severim

Narrated Anas:Allah's Messenger (ﷺ) went to (the house of) his slave tailor, and he was offered (a dish of) gourd of which he started eating. I have loved to eat gourd since I saw Allah's Messenger (ﷺ) eating it

Sahîh-i Buhârî No. 5434 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ كَانَ مِنَ الأَنْصَارِ رَجُلٌ يُقَالُ لَهُ أَبُو شُعَيْبٍ، وَكَانَ لَهُ غُلاَمٌ لَحَّامٌ فَقَالَ اصْنَعْ لِي طَعَامًا أَدْعُو رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَامِسَ خَمْسَةٍ، فَدَعَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَامِسَ خَمْسَةٍ، فَتَبِعَهُمْ رَجُلٌ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّكَ دَعَوْتَنَا خَامِسَ خَمْسَةٍ وَهَذَا رَجُلٌ قَدْ تَبِعَنَا، فَإِنْ شِئْتَ أَذِنْتَ لَهُ، وَإِنْ شِئْتَ تَرَكْتَهُ ‏"‏‏.‏ قَالَ بَلْ أَذِنْتُ لَهُ‏.‏ قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ إِسْمَاعِيْلَ يَقُولُ إِذَا كَانَ الْقَوْمُ عَلَى الْمَائِدَةِ لَيْسَ لَهُمْ أَنْ يُنَاوِلُوا مِنْ مَائِدَةٍ إِلَى مَائِدَةٍ أُخْرَى وَلَكِنْ يُنَاوِلُ بَعْضُهُمْ بَعْضًا فِي تِلْكَ الْمَائِدَةِ أَوْ يَدَعُ

Ebu Mes’ud el-Ensari’den dediki: Ensar arasında Ebu Şuayb diye Anılan bir adam vardı. Bu adamın da kasap bir kölesi vardı. Kölesine: Bana Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i da beşinci kişi olarak davet edeceğim şekilde bir yemek hazırla, dedi. Adam Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i beşin beşincisi olarak davet etti. Bunların arkasına bir kişi daha takıldı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (ev sahibine): Sen bizi beşin beşincisi olarak davet ettin. Bu adam da arkamızdan geldi. Arzu edersen ona izin verirsin, arzu edersen onu dışarıda bırakırsın, diye buyurdu. Adam: Hayır, ona izin verdim, diye cevap verdi." Hadisten Çıkarılan Sonuçlar Hadisten pek çok sonuç çıkarblmıştır: 1- Kasaplık mesleğini icra ederek kazanç sağlamak caizdir. 2- Mesleği olan kölenin gücü yettiği şekilde çalıştırılması ve o meslekten kazandıklarından yararlanmak da caizdir. 3- Misafirlik meşrudur ve misafir edilmeye ihtiyacı olan kimselerio. misafir edilmesi de tekiden müstehaptır. 4- Başkasına yemek hazırlayan bir kimse, yemeği o başkasına göndermek ile onu evine davet etmek arasında muhayyerdir. 5- Bir kimse bir başkasını ziyafete davet etmiş ise, onunla birlikte özel arkadaşlarının ve onun meclis arkadaşlarının bulunduğunu görürse, o kimseleri de davet etmesi müstehaptır. 6- Hadiste geçen: "Ben onun yüzünden aç olduğunu anladım" ifadesi dolayısıyla, delil e göre hüküm verilebilir. 7- Ashab-ı kiram onun bereketinden yararlanmak ümidiyle Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yüzüne uzun uzun bakarlardı, ama aralarında -Müslim'in naklettiği rivayette Amr b. el-As 'ın açıkça ifade ettiği gibi- utancından, hayasından ötürü uzun süre yüzüne bakamayanlar da vardı. 8- Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bazı hallerde açlık çekerdi. 9- İmamın, soylu birisinin, yaşça büyük bir kimsenin, kendilerinden daha aşağı mertebede bulunanların davetlerini kabul edip, kasaplık gibi pek üstün olmayan meslek sahiplerinin yemeklerinin yenilebileceği de belirtilmektedir. 10- Bu gibi meslekleri icra etmek hoşlanılmayan şeylerden sakınan kimselerin değerini düşürmediği gibi, sırf bu meslekleri icra ediyorlar diye bu meslek sahiplerinin şahit1iği de düşmez. 11- Bir topluluk için ziyafet yemeği hazırlayan bir kimsenin daha fazlasına gücü yetmiyor ise onlara yetecek kadar yemek hazırlaması ve o miktardan daha aşağısını -bir kişinin yemeği iki kişiye yeter prensibine dayanarak- hazırlamaması gerekir. 12- Belli bir niteliğe sahip bir topluluk eğer ziyafete davet edilmiş ise daha sonra da davet esnasında kendileri ile beraber olmayan bir kişi ile karşı karşıya kalırlarsa bu şahıs o davetin genel çerçevesine girmez. 13- Yapılan davete davetsiz olarak katılan bir kimseyi davet sahibi dışarıda İUtmakta muhayyerdir. Davet sahibinin izni olmadan içeri girerse onu dışarı çıkartabilir. 14-Davetsiz olarak katılan bir kimse derhal bu katılımdan alıkonulmaz. Çünkü bu adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in peşinden gitmiş ve davet sahibinin gönül hoşluğuyla ona izin vermesi ihtimali dolayısıyla onu geri çevirmemiştir. 15- Bu hadisin davetsiz misafirliğin caiz oluşu konusunda asıl bir dayanak olarak alınması gerekir. Ama buna ihtiyacı olan kimseler için de kayıtlanması gerekir. 16- Hadis ayrıca ziyafete davet olunan kimsenin davet edenin, bu işe razı olduğunu bilmesi hali dışında, başkasını peşine takmamasına ve bu durumda davetsiz misafirin haram yemiş olacağına da delil gösterilmiştir. 17- Davet edilen bir kimse eğer kendisi ile beraber gelenlerden bir kişiye izin vermeyecek olursa, kendisi daveti kabul etmemezlik etmez. Müslim'in, Enes'in rivayet ettiği: "Farslı birisi güzel sulu yemek yapardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir yemek hazırlayıp, onu o yemeğe davet etti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Aişe'yi göstererek: Bu da mı deyince, adam hayır dedi. Bu sefer Nebi de: (O halde ben de) hayır (diyorum) diye buyurdu." hadisine gelince, buna da şöyle cevap verilir: Orada davet bir ziyafete değildi. Farisi sadece bir kişiye yetecek kadarıyla yemek hazırlamıştı. Eğer Aişe'nin de gelmesine izin verecek olursa, Nebie yetmeyeceğinden korkmuştu. Muhtemelen aradaki fark şu da olabilir: Aişe davetsiz misafirden farklı olarak, davetin yapıldığı esnada hazır bulunuyordu. 18- Bu gibi durumlarda kendisinden izin istenen kişinin Ebu Şuayb'in yaptığı şekilde sonradan davetsiz olarak gelene izin vermesi gerekir. Böyle bir iş de mekarim-i ahlaktandır

Narrated Abu Mas`ud Al-Ansari:There was a man called Abu Shu'aib, and he had a slave who was a butcher. He said (to his slave), "Prepare a meal to which I may invite Allah's Messenger (ﷺ) along with four other men." So he invited Allah's Messenger (ﷺ) and four other men, but another man followed them whereupon the Prophet (ﷺ) said, "You have invited me as one of five guests, but now another man has followed us. If you wish you can admit him, and if you wish you can refuse him." On that the host said, "But I admit him." Narrated Muhammad bin Isma`il: If guests are sitting at a dining table, they do not have the right to carry food from other tables to theirs, but they can pass on food from their own table to each other; otherwise they should leave it

Sahîh-i Buhârî No. 5435 Sahih

حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُنِيرٍ، سَمِعَ النَّضْرَ، أَخْبَرَنَا ابْنُ عَوْنٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي ثُمَامَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنْتُ غُلاَمًا أَمْشِي مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَدَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى غُلاَمٍ لَهُ خَيَّاطٍ، فَأَتَاهُ بِقَصْعَةٍ فِيهَا طَعَامٌ وَعَلَيْهِ دُبَّاءٌ، فَجَعَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَتَتَبَّعُ الدُّبَّاءَ ـ قَالَ ـ فَلَمَّا رَأَيْتُ ذَلِكَ جَعَلْتُ أَجْمَعُهُ بَيْنَ يَدَيْهِ ـ قَالَ ـ فَأَقْبَلَ الْغُلاَمُ عَلَى عَمَلِهِ‏.‏ قَالَ أَنَسٌ لاَ أَزَالُ أُحِبُّ الدُّبَّاءَ بَعْدَ مَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَنَعَ مَا صَنَعَ‏.‏

Enes radıyallShu anh'dan, dedi ki: "Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte yürüyen bir genç idim. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem terzi bir azadlısının yanına girdi. O da içinde yemek bulunan ve üzerinde kabak parçaları olan bir yemeği n bulunduğu bir kap getirdi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kabakları araştırmaya koyuldu. Enes dedi ki: Onun böyle yaptığını görünce ben de kabakları önünde toplamaya Başladım. (Enes) dedi ki: Azadlı köle de işine devam etti. Enes dedi ki: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in O yaptıklarını gördükten sonra ben de kabağı hep sevmişimdir. " Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bir adamı ziyafete davet edip ağırlayan kimsenin işine devam etmesi." Buharı bu Başlık ile davet edenin davet ettiği kimseyle birlikte yemek yemesinin kaçınılmaz olmadığına işaret etmektedir. İbn Battal der ki: Ben davet edenin misafiri ile birlikte yemek yemesinin şart olduğuna dair bir şey bilmiyorum. Ancak bu, misafiri rahatlatmak açısından daha uygun, onun utangaçlığını izale etme açısından da daha yerindedir. Böyle davranan bir kimse misafirini ağırlamakta daha ileriye gitmiş olur. Bunu yapmayan kimsenin de bu davranışı caizdir. Ebu Bekr radıyallahu anh'ın misafirleri ile ilgili (daha önce) geçen olayda misafırlerin kendileri ile birlikte yemedikçe yemedikleri, onun ise buna karşı tepki gösterdiği görülmüştür

Narrated Anas:I was a young boy when I once was walking with Allah's Messenger (ﷺ) . Allah's Messenger (ﷺ) entered the house of his slave tailor and the latter brought a dish filled with food covered with pieces of gourd. Allah's Apostle started picking and eating the gourd. When I saw that, I started collecting and placing the gourd before him. Then the slave returned to his work. Anas added: I have kept on loving gourd since I saw Allah's Messenger (ﷺ) doing what he was doing

Sahîh-i Buhârî No. 5436 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، أَنَّ خَيَّاطًا، دَعَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم لِطَعَامٍ صَنَعَهُ، فَذَهَبْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَرَّبَ خُبْزَ شَعِيرٍ وَمَرَقًا فِيهِ دُبَّاءٌ وَقَدِيدٌ، فَرَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَتَتَبَّعُ الدُّبَّاءَ مِنْ حَوَالَىِ الْقَصْعَةِ، فَلَمْ أَزَلْ أُحِبُّ الدُّبَّاءَ بَعْدَ يَوْمِئِذٍ‏.‏

Enes b. Malik r.a.'den rivayete göre "Bir terzi hazırladığı bir yemeğe Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i davet etmişti. Ben de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte gittim. Önüne arpa ekmeği ve içinde kabak taneleri ile kurutulmuş et bulunan sulu bir yemek getirildi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yemek kabının köşe bucağından kabak tanelerini aldığını gördüm. İşte o günden itibaren kabağı hep severim

Narrated Anas bin Malik:A tailor invited the Prophet (ﷺ) to a meal which he had prepared, and I went along with the Prophet (ﷺ) . The tailor presented barley bread and soup containing gourd and cured meat. I saw the Prophet (ﷺ) picking the pieces of gourd from around the dish, and since then I have kept on liking gourd

Sahîh-i Buhârî No. 5437 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أُتِيَ بِمَرَقَةٍ فِيهَا دُبَّاءٌ وَقَدِيدٌ، فَرَأَيْتُهُ يَتَتَبَّعُ الدُّبَّاءَ يَأْكُلُهَا‏.‏

Enes radiyallahu anh'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e içinde kabak taneleri ve kurutulmuş et bulunan sulu bir yemek getirildiğini gördüm. Onun kabak tanelerini seçerek yediğini gördüm

Narrated Anas:I saw the Prophet (ﷺ) being served with soup and containing gourd and cured meat, and I saw him picking and eating the pieces of gourd

Sahîh-i Buhârî No. 5438 Sahih

حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَابِسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ مَا فَعَلَهُ إِلاَّ فِي عَامٍ جَاعَ النَّاسُ، أَرَادَ أَنْ يُطْعِمَ الْغَنِيُّ الْفَقِيرَ، وَإِنْ كُنَّا لَنَرْفَعُ الْكُرَاعَ بَعْدَ خَمْسَ عَشْرَةَ، وَمَا شَبِعَ آلُ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم مَنْ خُبْزِ بُرٍّ مَأْدُومٍ ثَلاَثًا‏.‏

Aişe radıyallahu anha'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem O işi (kurban etlerinin üç günden fazla saklanmasını yasaklaması) ancak insanların açIıkla karşılaştığı bir senede yapmıştı. Böylelikle zenginlerin fakirlere yedirmesini murad etmişti. Bizler ise (daha sonra) hiç şüphesiz davar bacaklarını onbeş gün sonrasına saklardık. Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in aile halkı üç gün üst üste katıklı buğdayekmeğinden karınıarını doyurmuş değillerdir

Narrated `Aisha:The Prophet (ﷺ) did not do that (i.e., forbade the storage of the meat of sacrifices for three days) except (he did so) so that the rich would feed the poor. But later we used to keep even trotters to cook, fifteen days later. The family of Muhammad did not eat wheat bread with meat or soup to their satisfaction for three successive days

Sahîh-i Buhârî No. 5439 Sahih

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ إِنَّ خَيَّاطًا دَعَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِطَعَامٍ صَنَعَهُ ـ قَالَ أَنَسٌ ـ فَذَهَبْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى ذَلِكَ الطَّعَامِ، فَقَرَّبَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خُبْزًا مِنْ شَعِيرٍ وَمَرَقًا فِيهِ دُبَّاءٌ وَقَدِيدٌ ـ قَالَ أَنَسٌ ـ فَرَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَتَتَبَّعُ الدُّبَّاءَ مِنْ حَوْلِ الصَّحْفَةِ، فَلَمْ أَزَلْ أُحِبُّ الدُّبَّاءَ مِنْ يَوْمِئِذٍ‏.‏ وَقَالَ ثُمَامَةُ عَنْ أَنَسٍ، فَجَعَلْتُ أَجْمَعُ الدُّبَّاءَ بَيْنَ يَدَيْهِ‏.‏

Enes b. Malik r.a.'den, dedi ki: "Bir terzi hazırladığı bir yemeğe Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i davet etmişti. Enes dedi ki: Ben de o yemeğe Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte gittim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e arpa ekmeği ve içinde kabak taneleri ve kurutulmuş et bulunan sulu bir yemek ikram edildi. Enes dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in tabağın etrafındaki kabak tanelerini ayıkladığını gördüm. İşte o günden bu yana ben de kabağı hep severim." Sümame, Enes'ten: "Ben de kabak tanelerini önüne toplamaya başladım" dediğini eklemiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Sofra üzerinde arkadaşına elden ele bir şey uzatan yahut önüne koyan kimse." İbnu'l-Mübarek dedi ki: "(Aynı sofrada bulunanların) birbirlerine elden ele bir şey uzatmalarında bir sakınca yoktur. Fakat bu sofradan diğer sofradakine elden ele bir şey uzatmaz." İbn Battal dedi ki: Aynı sofrada birbirlerine bir şey uzatmalarının caiz olması, o yemeğin muayyen olarak onlara takdim edilmiş olmasından dolayıdır. O yemeğin tamamını kendileri yiyebilirler. Bu yemekte o sofradakilerin hepsi ortaktır. Daha önceden de herkesin önünden yemesine dair emir geçmiş bulunmaktadır. Önünde bulunan bir şeyi arkadaşına uzatan bir kimse, arkadaşının o şeydeki ortaklığı ile birlikte kendi payını ona vererek kendisine tercih etmiş gibidir; ama bir başka sofrada bulunan kimsenin durumu böyle değildir. Başka sofradakine kendi sofrasından bir şeyler uzatan kimsenin önünde bulunan yemekte hakkı bulunmakla birlikte, onun bir kısmını bir başka sofradakine vermek hakkı yoktur. Çünkü diğer sofradakinin onda bir ortaklığı bulunmamaktadır

Narrated Anas bin Malik:A tailor invited Allah's Messenger (ﷺ) to a meal which he had prepared. I went with Allah's Messenger (ﷺ) to that meal, and the tailor served the Prophet (ﷺ) with barley bread and soup of gourd and cured meat. I saw Allah's Messenger (ﷺ) picking the pieces of gourd from around the dish, and since then I have kept on liking gourd

Sahîh-i Buhârî No. 5440 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرِ بْنِ أَبِي طَالِبٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَأْكُلُ الرُّطَبَ بِالْقِثَّاءِ‏.‏

Abdullah b. Cafer b. Ebi Talib r.a.'dan, dedi ki: "Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i olgunlaşmış taze hurma ile birlikte acur yerken gördüm. " Bu Hadis 5447 ve 5449 numara da da geçior 40. BAB

Narrated `Abdullah bin Ja`far bin Abi Talib:I saw Allah's Messenger (ﷺ) eating fresh dates with snake cucumber

Sahîh-i Buhârî No. 5441 Sahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَبَّاسٍ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، قَالَ تَضَيَّفْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ سَبْعًا، فَكَانَ هُوَ وَامْرَأَتُهُ وَخَادِمُهُ يَعْتَقِبُونَ اللَّيْلَ أَثْلاَثًا، يُصَلِّي هَذَا، ثُمَّ يُوقِظُ هَذَا‏.‏ وَسَمِعْتُهُ يَقُولُ قَسَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْنِ أَصْحَابِهِ تَمْرًا، فَأَصَابَنِي سَبْعُ تَمَرَاتٍ إِحْدَاهُنَّ حَشَفَةٌ‏.‏

Ebu Osman'dan, dedi ki: "Ebu Hureyre r.a.'e yedi gün misafir oldum. Kendisi, hanımı ve hizmetçisi, biri diğerinin arkasında, her biri gecenin üçte birinde nöbetleşiyordu. Biri namaz kılıyor, sonra ötekini uyandırıyordu. Onu: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir defa ashabı arasında bir miktar hurma bölüştürdü. Bana birisi adi hurmadan olmak üzere yedi hurma isabet etmişti, derken dinledim

Narrated Abu `Uthman:I was a guest of Abu Huraira for seven days. Abu Huraira, his wife and his slave used to get up and remain awake for one-third of the night by turns. Each would offer the night prayer and then awaken the other. I heard Abu Huraira saying, "Allah's Messenger (ﷺ) distributed dates among his companions and my share was seven dates, one of which was a Hashafa (a date which dried on the tree before it was fully ripe)

Sahîh-i Buhârî No. 5441.2 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ زَكَرِيَّاءَ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَسَمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَيْنَنَا تَمْرًا فَأَصَابَنِي مِنْهُ خَمْسٌ أَرْبَعُ تَمَرَاتٍ وَحَشَفَةٌ، ثُمَّ رَأَيْتُ الْحَشَفَةَ هِيَ أَشَدُّهُنَّ لِضِرْسِي‏.‏

(Mükerrer no)- Ebu Hureyre r.a.'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir miktar hurmayı aramızda böıüştürdü. Bana ondan dört hurma ve biri de haşefe (bayağı hurma) olmak üzere beş tane isabet etmişti. Sonradan bu haşefenin dişim arasında en çok dayanan hurma olduğunu gördüm." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nöbetleşiyorlardı" yani gece namazına nöbetle kalkıyorlardJ. "Üçte birler halinde" yani onlardan her birisi gecenin üçte birinde namaz kılıyordu. Önce başlayan, üçte birini bitirdikten sonra diğerini uyandırırdJ. "Haşefe" bayağı hurma demektir. Haşef de hurmanın bayağı olanlarına denilir

Narrated Abu Huraira:The Prophet (ﷺ) distributed dates among us, and my share was five dates, four of which were good, and one was a ,Hashafa, and I found the Hashafa the hardest for my teeth

Sahîh-i Buhârî No. 5442 Sahih

وَقَالَ مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورِ ابْنِ صَفِيَّةَ، حَدَّثَتْنِي أُمِّي، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ تُوُفِّيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ شَبِعْنَا مِنَ الأَسْوَدَيْنِ التَّمْرِ وَالْمَاءِ‏.‏

Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat ettiğinde biz esvedeyn (iki siyah) adını verdiğimiz kuru hurma ile suya doymuştuk

Aishah (ra) said, "When Allah's Messenger (ﷺ) died, we had been satisfied by the two black things, i.e., dates and water

Sahîh-i Buhârî No. 5443 Sahih

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو حَازِمٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي رَبِيعَةَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، رضى الله عنهما قَالَ كَانَ بِالْمَدِينَةِ يَهُودِيٌّ وَكَانَ يُسْلِفُنِي فِي تَمْرِي إِلَى الْجِدَادِ، وَكَانَتْ لِجَابِرٍ الأَرْضُ الَّتِي بِطَرِيقِ رُومَةَ فَجَلَسَتْ، فَخَلاَ عَامًا فَجَاءَنِي الْيَهُودِيُّ عِنْدَ الْجَدَادِ، وَلَمْ أَجُدَّ مِنْهَا شَيْئًا، فَجَعَلْتُ أَسْتَنْظِرُهُ إِلَى قَابِلٍ فَيَأْبَى، فَأُخْبِرَ بِذَلِكَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لأَصْحَابِهِ ‏"‏ امْشُوا نَسْتَنْظِرْ لِجَابِرٍ مِنَ الْيَهُودِيِّ ‏"‏‏.‏ فَجَاءُونِي فِي نَخْلِي فَجَعَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُكَلِّمُ الْيَهُودِيَّ فَيَقُولُ أَبَا الْقَاسِمِ لاَ أُنْظِرُهُ‏.‏ فَلَمَّا رَأَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَامَ فَطَافَ فِي النَّخْلِ، ثُمَّ جَاءَهُ فَكَلَّمَهُ فَأَبَى فَقُمْتُ فَجِئْتُ بِقَلِيلِ رُطَبٍ فَوَضَعْتُهُ بَيْنَ يَدَىِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَكَلَ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ أَيْنَ عَرِيشُكَ يَا جَابِرُ ‏"‏‏.‏ فَأَخْبَرْتُهُ فَقَالَ ‏"‏ افْرُشْ لِي فِيهِ ‏"‏‏.‏ فَفَرَشْتُهُ فَدَخَلَ فَرَقَدَ، ثُمَّ اسْتَيْقَظَ فَجِئْتُهُ بِقَبْضَةٍ أُخْرَى فَأَكَلَ مِنْهَا، ثُمَّ قَامَ فَكَلَّمَ الْيَهُودِيَّ فَأَبَى عَلَيْهِ فَقَامَ فِي الرِّطَابِ فِي النَّخْلِ الثَّانِيَةَ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ يَا جَابِرُ جُدَّ وَاقْضِ ‏"‏‏.‏ فَوَقَفَ فِي الْجَدَادِ فَجَدَدْتُ مِنْهَا مَا قَضَيْتُهُ وَفَضَلَ مِنْهُ فَخَرَجْتُ حَتَّى جِئْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَبَشَّرْتُهُ فَقَالَ ‏"‏ أَشْهَدُ أَنِّي رَسُولُ اللَّهِ ‏"‏‏.‏ عُرُوشٌ وَعَرِيشٌ بِنَاءٌ وَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ مَعْرُوشَاتٍ مَا يُعَرَّشُ مِنْ الْكُرُومِ وَغَيْرِ ذَلِكَ يُقَالُ عُرُوشُهَا أَبْنِيَتُهَا

Cabir b. Abdullah r.a.'dan, dedi ki: "Medine'de bir Yahudi vardı. Bu bana hurmaların toplanma zamanına kadar kuru hurma satardı. Rume yolu üzerindeki arazi de Cabir'e aitti. Bir sene bu hurma bağımız alışılmış şekilde meyve vermedi. Mahsulleri toplama zamanında o Yahudi yanıma geldi. O mahsullerinden ona verecek bir şey bulamadığımdan gelecek seneye kadar bana mühlet vermesini istemeye koyuldum, o ise bunu kabul etmiyordu. Benim bu durumum Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e haber verilince, o da ashabına: Kalkın, yahudiden Cabir'e mühlet vermesini isteyelim, dedi. Ben hurma ağaçlarımın arasında iken yanıma geldiler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Yahudi ile konuşmaya koyuldu. Ancak Yahudi: Ya Ebu'l-Kasım, ona mühlet vermiyorum, diyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu görünce kalkıp hurma ağaçları arasında dolaştı. Daha sonra onun yanına gelip tekrar onunla konuştu. Yahudi yine kabul etmedi. Kalktım, az miktarda taze olgun hurma getirdim ve onu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in önüne koydum. Nebi yedikten sonra: Ey Cabir, senin çardağın nerede, diye sordu. Ben de ona söyledim. Allah Rasulü: Çardağın altında bana bir yaygı ser, dedi. Ben de ona yaygı serdim. Allah Rasulü çardağın altına girip biraz uyuduktan sonra uyandı. Ona bir avuç daha taze hurma getirdim, ondan da bir miktar yedi. Sonra kalkıp yine Yahudi ile konuştu. Yahudi yine kabul etmedi. Allah Rasulü ikinci bir defa hurmalıklar arasında dolaştı. Sonra: Ey Cabir, hurma devşir ve borcunu öde, diye buyurdu. Allah Rasulü de toplanan hurmaların başında durdu. Ben ağaçlardan onun borcunu ödeyecek kadarını topladığım gibi ondan bir miktar daha arttı. Çıkıp Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geldim ve ona müjdeyi verdim. Allah Rasulü: Şehadet ederim ki ben Allah'ın Rasulüyüm, diye buyurdu." Areşe ve arlş (hadiste çardak) yapı demektir. İbn Abbas dedi ki: "Ma'ruşat"(En'am, 141) üzüm asması ve diğer ağaçlardan çardaklı olanlar demektir. "Urlişuha" da yapıları, binaları demektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ben de gelecek seneye kadar ondan mühlet vermesini, bir yıl daha bana süre tanımasını istiyordum." "Senin arışin (çardağın) nerede?" Yani altında gölgelenmek ve öğle uykusunda kayluleye yatmak için bahçende edindiği n yer nerede? ''Ben ona bir avuç daha" taze hurma "getirdim." "İkinci bir defa hurmalıklar arasında kalktı, dolaştı ... Sonra: "Ey Cabir, dev- . şir ve (borcunu) öde." diye emir buyurdu "Şehadet ederim ki ben Allah'ın Rasulüyüm, diye buyurdu." Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu sözleri söylemesinin sebebi, bu olayda açıkça bir harikuladeliğin bulunmasıdır. Çünkü az miktardan çok miktar geriye kaldı. Oysa bu miktarın -bir şeyler artırması bir yana- borcun tamamını ödemesi dahi düşünülmüyordu. Hele hele borcun ödenmesinden sonra geriye yine onun kadar bir şey kalacağı hiç düşünülemiyordu. İbnu't-TIn dedi ki: Hadisten anlaşıldığına göre, ashab yanlarında ödeyecek karşılıkları bulunduğu için bir şeyler borç alıyoriardı. Borçlanmaktan sığınmak ise çokluğu ya da ödenecek karşılığı bulunamayan borç hakkındadır. Bundan dolayı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem aile halkı için almış olduğu arpa karşılığında zırhı rehin bırakılmış olduğu halde vefat etmiş idi. Hadisten Çıkartılan Diğer Sonuçlar 1- Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabını ziyaret ettiği, bağlarına bahçelerine girip orada kayllile istirahatına çekildiği, bahçelerinin gölgesinde gölgelendiği anlaşılmaktadır. 2- Borçlu olan hakkında daha uygun olacağı için, alacaklı ve varlıklı kimsenin hak ettiği muayyen alacağından başkasını almak üzere süre tanıması konusunda i1timasta bulunulabilir

Narrated Jabir bin `Abdullah:There was a Jew in Medina who used to lend me money up to the season of plucking dates. (Jabir had a piece of land which was on the way to Ruma). That year the land was not promising, so the payment of the debt was delayed one year. The Jew came to me at the time of plucking, but gathered nothing from my land. I asked him to give me one year respite, but he refused. This news reached the Prophet (ﷺ) whereupon he said to his companions, "Let us go and ask the Jew for respite for Jabir." All of them came to me in my garden, and the Prophet (ﷺ) started speaking to the Jew, but he Jew said, "O Abu Qasim! I will not grant him respite." When the Prophet (ﷺ) saw the Jew's attitude, he stood up and walked all around the garden and came again and talked to the Jew, but the Jew refused his request. I got up and brought some ripe fresh dates and put it in front of the Prophet. He ate and then said to me, "Where is your hut, O Jabir?" I informed him, and he said, "Spread out a bed for me in it." I spread out a bed, and he entered and slept. When he woke up, I brought some dates to him again and he ate of it and then got up and talked to the Jew again, but the Jew again refused his request. Then the Prophet (ﷺ) got up for the second time amidst the palm trees loaded with fresh dates, and said, "O Jabir! Pluck dates to repay your debt." The Jew remained with me while I was plucking the dates, till I paid him all his right, yet there remained extra quantity of dates. So I went out and proceeded till I reached the Prophet and informed him of the good news, whereupon he said, "I testify that I am Allah's Messenger (ﷺ)

Sahîh-i Buhârî No. 5444 Sahih

حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصِ بْنِ غِيَاثٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ حَدَّثَنِي مُجَاهِدٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ بَيْنَا نَحْنُ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم جُلُوسٌ إِذْ أُتِيَ بِجُمَّارِ نَخْلَةٍ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ مِنَ الشَّجَرِ لَمَا بَرَكَتُهُ كَبَرَكَةِ الْمُسْلِمِ ‏"‏‏.‏ فَظَنَنْتُ أَنَّهُ يَعْنِي النَّخْلَةَ، فَأَرَدْتُ أَنْ أَقُولَ هِيَ النَّخْلَةُ يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ ثُمَّ الْتَفَتُّ فَإِذَا أَنَا عَاشِرُ عَشَرَةٍ أَنَا أَحْدَثُهُمْ فَسَكَتُّ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هِيَ النَّخْلَةُ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Ömer r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda oturuyor iken ona bir hurma ağacının cummarı getirildi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Öyle ağaçlar vardır ki, bereketleri müslümanın bereketi gibidir, diye buyurdu. Ben onun hurma ağacını kastettiğini anladım. Ey Allah'ın Rasulü o hurma ağacıdır, demek istedim. Fakat etrafıma bakınınca on kişinin onuncusu ve en gençleri olduğumu gördüm, bu sebeple sustum. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: O hurma ağacıdır, diye buyurdu." Buna dair yeterli açıklama İlim bölümünde (72 nolu hadiste) var. Başlığın özellikle cummar yemek hakkında olmasına dair açıklamalar da Buyu’ bölümünde (2209 nolu hadiste) var

Narrated `Abdullah bin `Umar:While we were sitting with the Prophet, fresh dates were brought to him. The Prophet (ﷺ) said, "There is a tree among the trees which is as blessed as a Muslim" I thought that it was the date palm tree and intended to say, "It is the date-palm tree, O Allah's Messenger (ﷺ)!" but I looked behind to see that I was the tenth and youngest of ten men present there, so I kept quiet' Then the Prophet (ﷺ) said, "It is the datepalm tree

Sahîh-i Buhârî No. 5445 Sahih

حَدَّثَنَا جُمْعَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ، أَخْبَرَنَا هَاشِمُ بْنُ هَاشِمٍ، أَخْبَرَنَا عَامِرُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ تَصَبَّحَ كُلَّ يَوْمٍ سَبْعَ تَمَرَاتٍ عَجْوَةً لَمْ يَضُرُّهُ فِي ذَلِكَ الْيَوْمِ سُمٌّ وَلاَ سِحْرٌ ‏"‏‏.‏

Amir b. Sa'd'dan, o babasından, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Her kim sabahleyin yedi acve hurması yiyecek olursa o gün ona ne bir zehir, ne de bir sihir zarar verebilir. " İleride 5768,5769 ve 5779 numara ile geçiyor Acve ile ilgili hadise dair açıklamalar yüce Allah'ın izniyle Tıb bölümünde (5769 nolu hadiste) gelecektir

Narrated Sa`d:Allah's Messenger (ﷺ) said, "He who eats seven 'Ajwa dates every morning, will not be affected by poison or magic on the day he eats them

Sahîh-i Buhârî No. 5446 Sahih

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا جَبَلَةُ بْنُ سُحَيْمٍ، قَالَ أَصَابَنَا عَامُ سَنَةٍ مَعَ ابْنِ الزُّبَيْرِ فَرَزَقَنَا تَمْرًا، فَكَانَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ يَمُرُّ بِنَا وَنَحْنُ نَأْكُلُ وَيَقُولُ لاَ تُقَارِنُوا فَإِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الْقِرَانِ‏.‏ ثُمَّ يَقُولُ إِلاَّ أَنْ يَسْتَأْذِنَ الرَّجُلُ أَخَاهُ‏.‏ قَالَ شُعْبَةُ الإِذْنُ مِنْ قَوْلِ ابْنِ عُمَرَ‏.‏

Cebele b. Suhaym'den, dedi ki: "İbn ez-Zübeyr ile birlikte iken bize bir kıtlık senesi gelip çattı. o bize geçinmek üzere hurma verdi. Abdullah b. Ömer biz yerken yanımızdan geçiyor ve: Hurmaları ikişer ikişer yemeyiniz. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ikişer ikişer yemeği nehyetmişti, diyordu. Sonra da: Kişinin kardeşinden (bu maksatla) izin alması hali müstesnadır, diyordu." Şu'be dedi ki: İzin İbn Ömer'in kendi sözlerindendir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Hurmaları ikişer ikişer yemek" Yani topluluk ile birlikte yiyen kimseler için bir hurmayı diğer hurma ile birlikte yeme(nin hükmü) demektir. Abdullah "İbn ez-Zubeyr"in halifeliği dönemınde onunla "birlikte iken bize• bir kıtlık senesi isabet etti. Bize geçimimiz için hurma veriyordu." Yani maaşlanmızı öderken arada hurma da veriyordu. Buradaki maaş (erzak)dan kasıt, her yılonlara haraç ve daha başka gelirlerden yapılan ödemedir. Nakit karşılığında hurma ödenmesi de, hasıl olan kıtlık sebebiyle o sıradaki nakdin azlığından ötürüidi. Bu meselenin (hurmaları birlikte yemenin) hükmü hususunda görüş ayrılığı vardır. Nevevı şöyle demektedir: Buradaki nehyin haramlık için mi olduğu yoksa mekruhluk mu ifade ettiğihususunda ilim adamları ihtilaf etmişlerdir. Doğrusu ise, hükmün duruma göre farklı olacağıdır. Eğer yiyecek aralarında ortak ise hurmaları ikişer ikişer yemek, onların rızası ileolmadıkça haramdır. Böyle bir izin ise onların ya açıkça ifadeleri ile yahut halin bunun yerine geçen karinesi ile anlaşılır. Böylece buna izin verdikleri kanaati ağır basmalıdır. Eğer yemek başkalarına ait ise bu şekilde yemek haram olur. Eğer onlardan birisine ait olup ondan yemelerine izin vermiş ise yemek sahibinin rızası şarttır. Rıza göstermediği kimselerin yemesi haramdır. Kişinin kendisi için caiz olmakla birlikte kendisiyle beraber yemek yiyenlerden izin alması müstehaptır. Misafir ağırlayan kimsenin ise misafiri ile eşit olması için çifter çifter yememesi güzeldir. Ancak onların, yedikten sonra artıracakları kadar ise müstesna. Bununla birlikte yemek hususunda edeb, mutlak olarak açgözlülüğe delil olan şeyleri terk etmektir. Ama bir başka işe yetişmek için acele etmesi ve bundan dolayı çabuk yemeğe çalışması müstesnadır. el-Hattabı'nin naklettiğine göre böyle bir izin istemenin şart oluşu, onların zamanlarında idi. Çünkü onların elinde bulunan şeyler çok azdı. Günümüzde bolluk söz konusu olduğundan ötürü izin istemeye gerek yoktur. Ancak Nevevi doğru olanın, duruma göre farklı hükmün olduğunu göz önünde bulundurmaktır, diye cevap vermiştir. Çünkü muteber olan, sebebin özelliği değil, lafzın umumi oluşudur. Hem sabit olmamış böyle bir şey nasıl sebep olarak kabul edilebilir ki? İbn Şahin, en-Nasih ve'l-Mensuh adlı eserinde aynı zamanda el-Bezzar'ın Müsned'inde de bulunan İbn Bureyde'nin babası yoluyla merfu olarak zikrettiği şu hadisi kaydetmiştir: "Ben size daha önceden hurmaları ikişer ikişer yemenizi yasaklamış idim. Şüphesiz Allah artık size bolluk ihsan etmiştir. İkişer ikişer yiyebilirsiniz." Muhtemelen Nevev! bu hadise işaret etmiştir. Bu hadisin senedinde bir zayıflık vardır. el-Hazimı şöyle demektedir: Nehy bildiren hadis daha sahih ve daha meşhurdur. Ancak bu hususta mesele basit ve kolaydır. Çünkü bu, ibadetler türünden değildir. Ancak dünyevi masıahatlar kabilinden olduğundan bu hususta yetinilebilir. Diğer taraftan bunun caiz oluşuna ümmetin icma' etmiş olması da bu görüşü desteklemektedir. Evet, el-Hazimi böyle demiştir. Caiz oluşundan kastı ise -Nevevı'nin açıkladığı gibi- şahsın o yenilen şeye -yemek için ona izin verilmiş olması yolu ile dahi olsa- malik olma hali hakkındadır. Yoksa alimlerden hiçbir kimse başkasına ait olan bir malı, sahibinin izni olmaksızın sırf kendisine tahsis etmesini caiz görmüş değildir

Narrated Jabala bin Suhaim.:At the time of Ibn Az-Zubair, we were struck with famine, and he provided us with dates for our food. `Abdullah bin `Umar used to pass by us while we were eating, and say, "Do not eat two dates together at a time, for the Prophet (ﷺ) forbade the taking of two dates together at a time (in a gathering)." Ibn `Umar used to add, "Unless one takes the permission of one's companions

Sahîh-i Buhârî No. 5447 Sahih

حَدَّثَنِي إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ جَعْفَرٍ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَأْكُلُ الرُّطَبَ بِالْقِثَّاءِ‏.‏

Abdullah b. Cafer'den, dedi ki: "Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i olgun taze hurmayı acur ile birlikte yerken gördüm

Narrated `Abdullah bin Ja`far:I saw the Prophet (ﷺ) eating fresh dates with snake cucumbers

Sahîh-i Buhârî No. 5448 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ طَلْحَةَ، عَنْ زُبَيْدٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏مِنَ الشَّجَرِ شَجَرَةٌ تَكُونُ مِثْلَ الْمُسْلِمِ، وَهْىَ النَّخْلَةُ ‏"‏‏.‏

İbn Ömer r.a.'den, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Ağaçlardan öyle bir ağaç vardır ki Müslüman gibi (bereketli)dir. Bu da hurma ağacıdır

Narrated Ibn `Umar:The Prophet (ﷺ) said, "There is a tree among the trees which is similar to a Muslim (in goodness), and that is the date palm tree

Sahîh-i Buhârî No. 5449 Sahih

حَدَّثَنَا ابْنُ مُقَاتِلٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْكُلُ الرُّطَبَ بِالْقِثَّاءِ‏.‏

Abdullah b. Cafer r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i olgun taze hurma ile birlikte acur yerken gördüm." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Olgun taze hurma ile birlikte acur yerken." Nesal sahih bir sened ile Humeyd'den, o Enes'ten şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Resulullah sallallahli a1eyhi vesellem'i olgun taze hurma ile birlikte kavun yerken gördüm." Yine Nesai'de sahih bir sened ile Aişe: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kavunu taze hurma ile birlikte yediği"ni rivayet etmektedir. İbn Mace de Aişe'den şu rivayeti zikretmektedir: "Annem, beni Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımı olarak onunla zifafa göndermek üzere kilo alayım diye tedavi etmek istedi. Ben olgun taze hurma ile birlikte acuru yiyinceye kadar bunu bir türlü gerçekleştiremedi. Bunları beraber yiyince en güzel şekilde kilo aldım." Nesa! de Aişe'den şu rivayeti zikretmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem benimle evlendiğinde çeşitli şeylerle beni tedavi etmek istediler. Bunun için hurma ile birlikte bana acur yedirdiler. Bunları yiyerek en güzel şekilde kilo aldım." Nevevi der ki: Bu başlıktaki hadisten anlaşıldığına göre iki tür meyveyi ya da başka bir şeyi birlikte yemek caiz olduğu gibi, iki ayrı yemeği de birlikte yemek caizdir. Buradan da yenecek şeylerde genişliğin caiz olduğu da anlaşılmaktadır. Bunun caiz olduğu konusunda da ilim adamları arasında görüş ayrılığı yoktur. Seleften bundan farklı olarak nakledilmiş olan rivayetler dini bir masıahat gözetmeksizin bolluk, refah ve genişlik içinde yaşamayı itiyat ve alışkanlık haline getirmeyi önlemek amacı ile mekruh oluşayorumlamak gerekir. Kurtubi dedi ki: Bu hadisten, yemeklerin niteliklerini ve tabiatıarını göz önünde bulundurmanın ve tıp kurallarına uygun olarak doğru bir şekilde onları yemenin caiz olduğu da anlaşılmaktadır. Çünkü olgun, taze hurmanın tabiatında hararet, acurun tabiatında ise serinlik vardır. Birlikte yenildikleri takdirde birbirlerini dengelerler. İşte bu, ilaçlardaki terkiplerde göz önünde bulundurulan pek büyük bir esastır

Narrated `Abdullah bin Ja`far:I saw Allah's Messenger (ﷺ) eating fresh dates with snake cucumbers

Sahîh-i Buhârî No. 5450 Sahih

حَدَّثَنَا الصَّلْتُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنِ الْجَعْدِ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أَنَسٍ،‏.‏ وَعَنْ هِشَامٍ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَنَسٍ،‏.‏ وَعَنْ سِنَانٍ أَبِي رَبِيعَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ أُمَّ سُلَيْمٍ، أُمَّهُ عَمَدَتْ إِلَى مُدٍّ مِنْ شَعِيرٍ، جَشَّتْهُ وَجَعَلَتْ مِنْهُ خَطِيفَةً، وَعَصَرَتْ عُكَّةً عِنْدَهَا، ثُمَّ بَعَثَتْنِي إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَتَيْتُهُ وَهْوَ فِي أَصْحَابِهِ فَدَعَوْتُهُ قَالَ ‏"‏ وَمَنْ مَعِي ‏"‏‏.‏ فَجِئْتُ فَقُلْتُ إِنَّهُ يَقُولُ، وَمَنْ مَعِي، فَخَرَجَ إِلَيْهِ أَبُو طَلْحَةَ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّمَا هُوَ شَىْءٌ صَنَعَتْهُ أُمُّ سُلَيْمٍ، فَدَخَلَ فَجِيءَ بِهِ وَقَالَ ‏"‏ أَدْخِلْ عَلَىَّ عَشَرَةً ‏"‏‏.‏ فَدَخَلُوا فَأَكَلُوا حَتَّى شَبِعُوا، ثُمَّ قَالَ ‏"‏ أَدْخِلْ عَلَىَّ عَشَرَةً ‏"‏‏.‏ فَدَخَلُوا فَأَكَلُوا حَتَّى شَبِعُوا، ثُمَّ قَالَ ‏"‏ أَدْخِلْ عَلَىَّ عَشَرَةً ‏"‏‏.‏ حَتَّى عَدَّ أَرْبَعِينَ، ثُمَّ أَكَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَامَ، فَجَعَلْتُ أَنْظُرُ هَلْ نَقَصَ مِنْهَا شَىْءٌ‏.‏

Enes r.a.'den rivayete göre "Annesi Ümmü Suleym bir mud arpa alarak onu kalınca öğüttü. Onun bir kısmını süt bulamacı yaptı. Yanındaki bir yağ tulumundan bir miktar da yağ sıktı. Sonra beni Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gönderdi. Onun yanına -ashabı ile birlikte iken- varıp onu davet ettim. Allah Rasulü: Beraberimdekiler de mi diye sordu. Ben de anneme gelip: Beraberimdekiler de mi, diyor dedim. Ebu Talha onu karşılamaya çıktı ve: Ey Allah'ın Rasulü, bu Ümmü Suleym'in yaptığı az bir yemektir, dedi. Allah Rasulü içeri girdi, Ümmü Suleym'in yaptığı yemek getirildi. Allah Rasulü: Yanıma on kişi al, diye buyurdu. O on kişi içeri alındı ve doyuncaya kadar yediler. Daha sonra: Yanıma on kişi al, diye buyurdu, onlar da içeri girip doyuncaya kadar yediler.

Narrated Anas:My mother, Um Sulaim, took a Mudd of barley grain, ground it and made porridge from it, and pressed (over it), a butter skin she had with her. Then she sent me to the Prophet, and I reached him while he was sitting with his companions. I invited him, whereupon he said, "And those who are with me?' I returned and said, "He says, 'And those who are with me?" Abu Talha went out to him and said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! It is just a meal prepared by Um Sulaim." The Prophet (ﷺ) entered and the food was brought to him. He said, "Let ten persons enter upon me." Those ten entered and ate their fill. Again he said, 'Let ten (more) enter upon me." Those ten entered and ate their fill. Then he said, "Let ten (more) enter upon me." He called forty persons in all Then Allah's Messenger (ﷺ) ate and got up. I started looking (at the food) to see if it decreased or not

Tekrar: Yanıma on kişi al, diye buyurdu ve nihayet toplam saydıkları kırk kişiyi buldu. Daha sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yedi ve sonra kalktı." (Enes dedi ki): "Ben acaba ondan birşey eksildi mi, diye bakmaya koyuldum." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Misafideri içeriye onar kişi onar kişi almak ve yemeğe onarkişi onar kişi oturmak." Yemeğin azlı ğı yahutyemeğe oturulacak yerin darlığı dolayısıyla böyle bir şeye ihtiyaç duyulursa demektir. "Unukalınca öğütlli." Kökünü teşkil eden "el-ceşış", ince olmayan un demektir. Daha önce ''Nübüvvetin alametleri" bahsinde Müslim'deki rivayetlerin birisinde bu başlıktaki şekliyle hadisin siyakında bir ihtisar bulunduğunu söylemiş idim. Mesela Yakup b. Abdullah b. Ebi Talha'nın, Enes'ten diye yaptığı rivayette şöyle denilmektedir: Ebu Talha dedi ki: "Ey Allah'ın Rasulü! Ben Enes'i yalnızca seni davet etsin, diye göndermiştim. Çünkü yanımızda gördüğüm kadar kişiyi doyuracak bir şey yoktu." Amr b. Abdullah'ın, Enes'ten diye naklettiği rivayette de şöyle denilmektedir: "Ebu Talha dedi ki: Bu sadece bir kap yemektir. Allah Rasulü: Şüphesiz Allah ona bereket ihsan edecektir, diye buyurdu." İbn Battal dedi ki: Yemek için topluca bir araya gelmek, bereketin sebeplerindendir. Ebu Davud, Vahşi b. Harb yoluyla merfu olarak Nebi'e isnad ettiği hadiste şunu zikretmektedir: "Yemeğiniz üzerinde toplanıp bir araya gelin ve Allah'ın adını anın. Ona sizin için bereket ihsan olunacaktır." (İbn Battal) dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in onları onar kişi, onar kişi olarak içeri alması -doğrusunu en iyi bilen Allah'tır ya- yemeğin tek bir kap içinde oluşu ve büyük bir topluluğun yemeği n azlığı ile birlikte ondan alıp yemeğe imkanlarının olmayacağı dolayısı ile idi. Bundan dolayı sıkışmadan yemek imkanını bulmaları için onları onar onar böldü. Ayrıca şunları söylemektedir: Hadiste yemeğin etrafında on kişiden daha fazla toplanmanın yasaklanışına bir delil bulunmamaktadır

Sahîh-i Buhârî No. 5451 Sahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ، قَالَ قِيلَ لأَنَسٍ مَا سَمِعْتَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي الثُّومِ فَقَالَ ‏ "‏ مَنْ أَكَلَ فَلاَ يَقْرَبَنَّ مَسْجِدَنَا ‏"‏‏.‏

Abdulaziz'den, dedi ki: "Enes'e: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den sarımsak hakkında ne söylediğini dinledin, diye soruldu. O şöyle dedi: Kim (bundan) yerse asla mescidimize yaklaşmasın, diye buyurdu

Narrated `Abdul `Aziz:It was said to Anas "What did you hear the Prophet (ﷺ) saying about garlic?" Anas replied, "Whoever has eaten (garlic) should not approach our mosque

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya