Sahîh-i Buhârî: Menâkıb (Faziletler) Bölümü

151 hadis bulundu · sayfa 3/8

Sahîh-i Buhârî No. 3532 Sahih

حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَعْنٌ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، عَنْ أَبِيهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لِي خَمْسَةُ أَسْمَاءٍ أَنَا مُحَمَّدٌ، وَأَحْمَدُ، وَأَنَا الْمَاحِي الَّذِي يَمْحُو اللَّهُ بِي الْكُفْرَ، وَأَنَا الْحَاشِرُ الَّذِي يُحْشَرُ النَّاسُ عَلَى قَدَمِي، وَأَنَا الْعَاقِبُ ‏"‏‏.‏

Muhammed b. Cubeyr b. Mut'im, dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Benim beş ismim vardır: Ben Muhammed'im, ben Ahmed'im, ben Allah'ın benim vasıtamla küfrü mahvettiği el-Mahf (mahvedici)yim ve ben insanların kademim üzerine haşrolacakları el-Haşir'im ve ben eı-Akib'im. " Bu Hadis 4896 numara ile gelecektir

Narrated Jubair bin Mut`im:Allah's Messenger (ﷺ) said, "I have five names: I am Muhammad and Ahmad; I am Al-Mahi through whom Allah will eliminate infidelity; I am Al-Hashir who will be the first to be resurrected, the people being resurrected thereafter; and I am also Al-`Aqib (i.e. There will be no prophet after me)

Sahîh-i Buhârî No. 3533 Sahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَلاَ تَعْجَبُونَ كَيْفَ يَصْرِفُ اللَّهُ عَنِّي شَتْمَ قُرَيْشٍ وَلَعْنَهُمْ يَشْتِمُونَ مُذَمَّمًا وَيَلْعَنُونَ مُذَمَّمًا وَأَنَا مُحَمَّدٌ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a. dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Sizler, Kureyş'in sövmelerini, lanetlerini Allah'ın benden nasıl geri çevirdiğine hayret etmez misiniz? Onlar Müzemmem dediklerine sövüyorlar, Müzemmem dediklerine lanet okuyorlar. Ben ise Muhammed'im." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rsulullah sallallfıhu aleyhi e sellem'in isimleri hakkında gelen rivayetler ve yü Allah'ın: "Muhammed Allah'ın Resulüdür. Onunla birlikte olanlar ise kafirlere karşı sert ve katıdır" buyruğu ile "benden sonra gelecek adı Ahmed olan ... " buyrukları." Bu başlık ile sanki bu iki ismin onun isimlerinin en meşhuriarı olduğuna. işaret etmek istemektedir. Bu ikisinin de daha meşhur olanı Muhammed'dir. Kur'an-ı Kerim'de birkaç defa tekrarlanmıştır. Ahmed adı İsa aleyhisselfım'ın söylediç nakledilen sözler arasında geçmektedir. "Muhammed" mubalağa ifade etme.üzere tefll babında bir kelimedir. "Ahmed" ise tafdil babındandır. Ona "Ahmec adının veriliş sebebi, sıfattan aktarılmış bir özel isim olduğundan dolayıdır, dir=: de açıklanmıştır. Bu ise üstünlük (ism-i tafdil) bildiren "efalu" (vezninde) sıfatı Anlamı ise hamdedenlerin en ahmed i demektir. Buna sebep ise sahihte sa olduğu üzere Makam-ı Mahmud'da yüce Allah'ın ona kendisinden önce hiç kiı::seye ilham etmediği hamd dolu ifadeleri ilham edeceğidir. Bütün nebiler haı::mad (çok hamdedici)dirler, o da onların en Ahmedi (en çok hamdedenleri) de denilmiştir. Yani aralarında en çok hamdeden yahut da hamd vasfı en büolanları demektir. "Muhammed" ise yine "hamd" sıfatından aktarılmıştır. O da Mahmud (Ö\- len) anlamındadır ve mübalağa manasını ihtiva eder. "Muhammed" kendisi:-..: çokça hamdedilen (övülen) demektir. Mümeddeh (çokça medhedilen)e bel1Z? mektedir. (Kadı) Iyad der ki: Resulullah sallallfıhu aleyhi ve sellem, varlık aleminde vücud 0'duğu gibi, Muhammed olmadan önce Ahmed idi. Çünkü onun Ahmed cJ.::.adlandırılması önceki kitaplarda gerçekleşmiştir. Muhammed ile adlandırıım ise Kur'an-ı Azimu'ş-Şan'dadır. Buna sebep ise insanlar tarafından hamde meden (övülmeden) önce kendisinin Rabbine hamdetmiş olmasıdır. Ahirette =aynı şekilde o Rabbine hamdedecek, Rabbi onu şefaatçi kılacak, bu sebe;.... insanlar da ona hamdedecekler (onu övecekler)dir. Ayrıca özelolarak ona =: Hamd) suresi ve Livau'l-hamd ile Makam-ı Mahmud da verilmiştir. Yemekten içmekten sonra, duadan sonra, yolculuktan döndükten sonra hamdetmek ona meşru' kılınmıştır. Onun ümmetine "el-Hammadun: hamdedenler" adı verilmiştir. Böylelikle hamdin ihtiva ettiği bütün anlamlar ve çeşitler onun için bir araya getirilmiş olmaktadır. "Ben Allah'ın benimle küfrü mahvettiği "el-Mahi'yim" buyruğu ile kastedilenin, küfrün Arap yarımadasından izale edilmesi olduğu söylenmiştir. Ancak bu artışılır. Çünkü Akil ve Ma'mer yoluyla gelen rivayette: "Allah'ın benimle kafirleri mahvettiği" denilmektedir. Şöyle cevap verilebilir: Maksat kafirlerin izalesi ile küfrün izale edilmesidir. Arap yarımadası kaydının sözkonusu edilmesi ise küfrün (henüz) bütün diyarıardan silinmemiş olmasıdır. Bunun çoğunlukla görülen duruma göre yorumlanacağı yahut da Meryem oğlu İsa döneminde küfür bütünüyle ortadan kalkıncaya kadar ilk olarak onun sebebiyle silinmiş olduğu şeklinde de yorumlanacağı söylenmiştir. Çünkü Meryem oğlu İsa cizyeyi kaldıracak ve Müslüman olmanın dışında bir şey kabul etmeyecektir. Buna karşılık şöyle cevap verilmiştir: Kıyamet ancak kötü insanların başına kopacaktır. Buna da ancak şöyle cevap verilebilir: İsa aleyhissel€ırn'ın ölümünden sonra bazılarının irtidad etmesi mümkündür. Diğer araftan gönderilecek bir rüzgar, erkek-kadın her müminin ruhunu kabzedecektlr. İşte o vakit şerıi, kötü kimselerden başkası da kalmamış olacaktır. "İnsanların ayağım üzerinde haşredileceği "el-Haşir"im. Yani insanlar benim izim üzere haşredilecektir. Bu da onun insanlardan önce haşredileceği anlamına gelir. Ancak böyle bir açıklama onun (adının Haşir değil de) "mahşur" olmasını gerektirir. O halde bu açıklama ile ism-i fail olan "Haşir: haşredici" ismi nasıl açıklanabilir? Buna şu şekilde cevap verilmiştir: Fiilin faile isnadı türünden bir izafettir. İzafet ise en basit bir sebep dolayısıyla dahi yapılması doğrudur. Onun ümmetinden sonra ümmet yoktur. Çünkü ondan sonra da bir nebi gelmeyecektir. Bundan dolayı haşr (edicilik) ona nispet edilmiştir. Çünkü haşr ondan sonra onun akabinde gerçekleşecektir. "Onlar Müzemmem (çokça yerilen) birisine sövüyorlar." Kureyş kafirleri Nebi sallall€ıhu aleyhi ve sellern'den aşırı derecede nefret ettiklerinden, ötürü onun övülmeye delalet eden adı ile onu anmıyorlar, bunu bırakıp onun zıt anlamını ihtiva eden "müzemmem (çokça yerilen)" diyorlardı. Ondan kötü bir şekilde söz ettikleri vakit de: Allah müzemmeme şunu yaptı, derlerdi. Müzemmem, onun adı olmadığı gibi bununla da tanınmış değildir. Dolayısıyla bu hususta onların ileri geri konuşmaları ona değil, başkasına yöneıtilmiş oluyordu. İbnu't-Tin der ki: Tarizli ifadelerle kazf haddinin sözkonusu olamayacağını kabul edenler -ki bu görüştekiler İmam Malik'e muhalif olup, çoğunluğu teşkil ederler- bu hadisi delil gösterirler. İbnu't-Tin buna şu şekilde cevap vermektedir: Hadis-i şerifte bu hususta bundan dolayı onların bir sorumluluklarının olmayacağı ifade edilmemektedir. Aksine onlar bundan dolayı öldürülmek ve başka şeylerle cezalandırılmış oldular. İbnu't-Tin'in ifadeleri burada sona ermektedir. Fakat tahkikin sonucu şu ki, bu hususta ne olumlu, ne de olumsuz olarak delil olacak bir ifade bulunmamaktadır. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır

Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ) said, "Doesn't it astonish you how Allah protects me from the Quraish's abusing and cursing? They abuse Mudhammam and curse Mudhammam while I am Muhammad (and not Mudhammam)

Sahîh-i Buhârî No. 3534 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا سَلِيمٌ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مِينَاءَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَثَلِي وَمَثَلُ الأَنْبِيَاءِ كَرَجُلٍ بَنَى دَارًا فَأَكْمَلَهَا وَأَحْسَنَهَا، إِلاَّ مَوْضِعَ لَبِنَةٍ، فَجَعَلَ النَّاسُ يَدْخُلُونَهَا وَيَتَعَجَّبُونَ، وَيَقُولُونَ لَوْلاَ مَوْضِعُ اللَّبِنَةِ ‏"‏‏.‏

Cabir b. Abdullah r.a. dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Benim misalim ile diğer nebilerin misali -bir kerpiçlfk yer dışında- eksiksiz ve çok güzel bir ev yapmış olan bir adamın misaline benzer. İnsanlar bu eve giriyor, onu oldukça beğeniyar ve fakat: Keşke şu bir kerpiçlik yer (boş bırakılmış) olmasaydı demeye koyuldular

Narrated Jabir bin `Abdullah:The Prophet (ﷺ) said, "My similitude in comparison with the other prophets is that of a man who has built a house completely and excellently except for a place of one brick. When the people enter the house, they admire its beauty and say: 'But for the place of this brick (how splendid the house will be)

Sahîh-i Buhârî No. 3535 Sahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ مَثَلِي وَمَثَلَ الأَنْبِيَاءِ مِنْ قَبْلِي كَمَثَلِ رَجُلٍ بَنَى بَيْتًا فَأَحْسَنَهُ وَأَجْمَلَهُ، إِلاَّ مَوْضِعَ لَبِنَةٍ مِنْ زَاوِيَةٍ، فَجَعَلَ النَّاسُ يَطُوفُونَ بِهِ وَيَعْجَبُونَ لَهُ، وَيَقُولُونَ هَلاَّ وُضِعَتْ هَذِهِ اللَّبِنَةُ قَالَ فَأَنَا اللَّبِنَةُ، وَأَنَا خَاتِمُ النَّبِيِّينَ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Benim misalim ile benden önceki nebilerin misali, bir ev bina etmiş, onu da oldukça güzel ve alımlı inşa etmiş birisine benzer. Ancak bu evi inşa eden, bir köşede bir kerpiçlik bir yer boşluk bırakmıştı. İnsanlar bu evi dolaşmaya koyulunca onu çok beğendiler ve: Keşke şu kerpiç de (yerine) konulmuş olsaydı, diyorlardı. (Allah Resulü) şöyle buyurdu: O kerpiç işte benim ve ben nebilerin sonuncusuyum." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebilerin sonuncusu (hatemu'n-nebiyyın)" yani isimleri arasında "hatem"den kasıt, onun "hatemu'n-nebiyyın: nebilerin sonuncusu" olduğudur. İbnu'I-Arabi'nin iddiasına göre kendisine işaret edilen o kerpiç, sözü geçen evin temelinde idi ve eğer o kerpiç konulmamış olsaydı, o ev yıkılmış olacaktı. Devamla şunları söyler: Böylelikle sözü geçen benzetmeden gözetilen maksat da eksiksiz olarak anlaşılmış olmaktadır. (İbnu'l-Arabi'nin açıklamaları burada sona ermektedir. ) Bu açıklama her ne kadar gerçek anlamdan uzak ise de güzel bir açıklamadır. Bununla birlikte ibareden zorunlu olarak anlaşılan bir şey değildir

Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ) said, "My similitude in comparison with the other prophets before me, is that of a man who has built a house nicely and beautifully, except for a place of one brick in a corner. The people go about it and wonder at its beauty, but say: 'Would that this brick be put in its place!' So I am that brick, and I am the last of the Prophets

Sahîh-i Buhârî No. 3536 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم تُوُفِّيَ وَهْوَ ابْنُ ثَلاَثٍ وَسِتِّينَ‏.‏ وَقَالَ ابْنُ شِهَابٍ وَأَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ مِثْلَهُ‏.‏

Aişe r.anha'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem altmış üç yaşında vefat etmiştir." İbn Şihab der ki: Said b. el-Müseyyeb de bana böyle haber vermiştir. Bu Hadis 4466 numara ile gelecektir

Narrated `Aisha:The Prophet (ﷺ) died when he was sixty three years old

Sahîh-i Buhârî No. 3537 Sahih

حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي السُّوقِ فَقَالَ رَجُلٌ يَا أَبَا الْقَاسِمِ‏.‏ فَالْتَفَتَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ سَمُّوا بِاسْمِي، وَلاَ تَكْتَنُوا بِكُنْيَتِي ‏"‏‏.‏

Enes r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem pazarda iken bir adam: Ey Ebe'l-Kasım dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem dönüp baktı ve şöyle buyurdu: Benim adımı veriniz, fakat benim künyem ile künyelenmeyiniz

Narrated Anas:While the Prophet (ﷺ) was in the market, a man called (somebody), "O Abu-l-Qasim!' The Prophet (ﷺ) turned to him and said "Name yourselves after me but do not call yourselves by my Kuniya

Sahîh-i Buhârî No. 3538 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ جَابِرٍ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ تَسَمَّوْا بِاسْمِي، وَلاَ تَكْتَنُوا بِكُنْيَتِي ‏"‏

Cabir r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Benim adımı ad olarak alabilirsiniz, fakat benim künyemi künye olarak kullanmayınız

Narrated Jabir:The Prophet (ﷺ) said, "Name yourselves after me, but do not call yourselves by my Kuniya

Sahîh-i Buhârî No. 3539 Sahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ أَبُو الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ سَمُّوا بِاسْمِي، وَلاَ تَكْتَنُوا بِكُنْيَتِي ‏"‏

İbn SlrIn dedi ki: Ebu Hureyre r.a.'i şöyle derken dinledim: "Ebu'I-Kasım Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Benim adımı ad olarak veriniz, fakat benim künyemi künye olarak kullanmayınız." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi sallall"hu aleyhi ve sellem'in künyesi." "Künye" kinaye'den alınmıştır. Mesela, bir husustan açıktan açığa, delilolarak anlaşılmayacak bir şekilde söz konusu edilecek olursa, ben bu işten böylece kinayeli olarak söz ettim, denilir . . aUaplar arasında künye oldukça yaygınlık kazanmıştır. Hatta bazı hallerde isimeri bile geçmiştir. Ebu Talib, Ebu Leheb ve daha başkaları gibi. Birisinin bir veya daha çok künyesi de olabilir. Aynı zamanda ismiyle de, künyesiyle de bir arada ün kazanabilir. İsim, künye ve lakabın ortak yönü alem (özel) oluşlarıdır. Farklı yönlerine gelince, lakapta övgü ya da yergi anlamı vardır. Künyenin başında ebu yahut ümmü (baba yahut ana) lafzı getirilir. Bunun dışında kalanlar ise isimdir. Nebi sallaııahu aleyhi ve sellem de el-Kasım adındaki oğlu dolayısıyla Ebu'I-Kasım diye künyelenmiştir. Çocuklarının da büyüğü idi. Nebilik verilmesinden önce mi öldüğü, sonra mı öldüğü hususunda görüş ayrılığı vardır. Medine'de :.-iariye'den İbrahim adındaki oğlu olmuştur. Onun ile ilgili bazı açıklamalar Cenazeler bahsinde geçmiş bulunmaktadır. Enes yoluyla rivayet edilen hadiste belirtildiğine göre Cibril, Nebi sallaııahu aleyhi ve sellem'e: "es-Selamu aleyke ya Eba İbrahim" diye hitap etmiştir. Nebi sallaııahu aleyhi ve sellem'in künyesi ile künyelenmenin caiz oluşu hususunda görüş ayrılığı vardır. Şafiı'nin meşhur olan görüşü, bu hadislerin zahirine uygun olarak bunun men edilmiş olduğu şeklindedir. Bu yasak, onun zamanına mahsustur diye açıklandığı gibi, onun adını almış olanlar için sözkonusudur, diye de açıklanmıştır. Buna dair geniş açıklamalar ve bütün bu görüşlerin yorumIanması ileride Edeb bahsinde (6187 no'lu hadiste) yüce Allah'ın izniyle gelecektir

Narrated Abu Huraira:Abu-l-Qasim said, "Name yourselves after me, but do not call yourselves by my Kuniya

Sahîh-i Buhârî No. 3540 Sahih

حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنِ الْجُعَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، رَأَيْتُ السَّائِبَ بْنَ يَزِيدَ ابْنَ أَرْبَعٍ وَتِسْعِينَ جَلْدًا مُعْتَدِلاً فَقَالَ قَدْ عَلِمْتُ مَا مُتِّعْتُ بِهِ سَمْعِي وَبَصَرِي إِلاَّ بِدُعَاءِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، إِنَّ خَالَتِي ذَهَبَتْ بِي إِلَيْهِ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ ابْنَ أُخْتِي شَاكٍ فَادْعُ اللَّهَ‏.‏ قَالَ فَدَعَا لِي‏.‏

el-Ca'd b. Abdurrahman dedi ki: Ben es-Saib b. Yezid'i doksan dört yaşında, gücü kuvveti yerinde ve dimdik olarak gördüm. O dedi ki: Ben kendisinden çokça yararlandığım bu halimin -kulağımın, gözümün (sağlıklı oluşunun)ancak Resulullah'ın duası ile olduğunu biliyorum. Çünkü benim teyzem beni alıp ona götürdü ve: Ey Allah'ın Resulü benim kızkardeşimin oğlu rahatsızdır, onun için Allah'a dua et, dedi. es-Saib b. Yezid dedi ki: Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana dua buyurdu

Narrated Al-Ju'aid bin `Abdur Rahman:I saw As-Sa'ib bin Yazid when he was ninety-four years old, quite strong and of straight figure. He said, "I know that I enjoyed my hearing and seeing powers only because of the invocation of Allah's Apostle . My aunt took me to him and said, 'O Allah's Messenger (ﷺ)! My nephew is sick; will you invoke Allah for him?' So he invoked (Allah) for me

Sahîh-i Buhârî No. 3541 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا حَاتِمٌ، عَنِ الْجُعَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ سَمِعْتُ السَّائِبَ بْنَ يَزِيدَ، قَالَ ذَهَبَتْ بِي خَالَتِي إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ ابْنَ أُخْتِي‏.‏ وَقَعَ فَمَسَحَ رَأْسِي وَدَعَا لِي بِالْبَرَكَةِ، وَتَوَضَّأَ فَشَرِبْتُ مِنْ وَضُوئِهِ، ثُمَّ قُمْتُ خَلْفَ ظَهْرِهِ فَنَظَرْتُ إِلَى خَاتَمٍ بَيْنَ كَتِفَيْهِ‏.‏ قَالَ ابْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ الْحُجْلَةُ مِنْ حُجَلِ الْفَرَسِ الَّذِي بَيْنَ عَيْنَيْهِ‏.‏ قَالَ إِبْرَاهِيمُ بْنُ حَمْزَةَ مِثْلَ زِرِّ الْحَجَلَةِ

Saib b. Yezid dedi ki: "Teyzem beni Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürdü. Ey Allah'ın Resulü, benim kızkardeşimin oğlu rahatsızdır, dedi. Başımı sıvazladı ve bana bereket ihsan edilmesi için dua etti. Abdest aldı, abdest suyundan içtim. Sonra da sırtının arkasında ayakta durdum. İki omzu arasındaki nübuvvet mührüne baktım." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nübuvvet mührü" ibaresi, bu mührün nitelikleri anlamındadır. Nübuvvet mührü, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in omuzları arasında bulunandır. Bu, onun kitap ehlinin kendisini onun vasıtası ile tanıdıkları alametlerinden idi. "Rahatsız"lığından murad ise, bu rivayetin başka yoldan gelenlerinde sabit olduğu gibi ayağından rahatsızlığı idi. . -"İki omzu arasındaki nübuvvet mührüne baktım."Abdullah b. Sereis yoluyla gelen Müslim'deki hadiste belirtildiğine göre bu mühür sol omzu tarafına doğru idi. Nübuvvet mührünün nitelikleri ile alakalı bazı hadisler var id olmuştur. Bunlardan birisi Müslim tarafından Cabir b. Semura'dan rivayet edilmiştir. "O bir güvercin yumurtasını andırıyordu" demektedir. Tirmizi'deki ifade ise: "Ayrı çıkmış bir et parçası gibi idi" denilmektedir. Kurtubı der ki: Sabit hadislerin görüş birliği ettiklerine göre nübuwet mührü sol omzu yakınında kırmızı ve dışarı doğru tümsek bir şey idi. Büyüklük miktarı ile ilgili olarak kullanılan ifadelerin azı, güvercin yumurtası kadar olduğu, azami büyüklüğü ile ilgili olarak kullanılan ifadelere göre ise bir yumruk kadar olduğu şeklindedir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır

Narrated As-Sa'ib bin Yazid:My aunt took me to Allah's Messenger (ﷺ) and said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! My nephew is sick."' The Prophet (ﷺ) passed his hands over my head and blessed me. Then he performed ablution and I drank the remaining water, and standing behind him, I saw the seal in between his shoulders

Sahîh-i Buhârî No. 3542 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ سَعِيدِ بْنِ أَبِي حُسَيْنٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ الْحَارِثِ، قَالَ صَلَّى أَبُو بَكْرٍ ـ رضى الله عنه ـ الْعَصْرَ، ثُمَّ خَرَجَ يَمْشِي فَرَأَى الْحَسَنَ يَلْعَبُ مَعَ الصِّبْيَانِ، فَحَمَلَهُ عَلَى عَاتِقِهِ وَقَالَ بِأَبِي شَبِيهٌ بِالنَّبِيِّ لاَ شَبِيهٌ بِعَلِيٍّ‏.‏ وَعَلِيٌّ يَضْحَكُ‏.‏

Ukbe b. el-Haris dedi ki: "Ebu Bekir r.a ikindi namazını kıldı. Sonra dışarı çıktı, yürüdü. el-Hasen'i küçük çocuklarla birlikte oynarken gördü. Onu omzuna alıp, taşıdı ve: Babam hakkı için Nebi'ye benziyor, Ali'ye benzemiyor. Ali de gülüyordu." Bu Hadis 3750 numara ile gelecektir

Narrated `Uqba bin Al-Harith:(Once) Abu Bakr offered the `Asr prayer and then went out walking and saw Al-Hasan playing with the boys. He lifted him on to his shoulders and said, " Let my parents be sacrificed for your sake! (You) resemble the Prophet (ﷺ) and not `Ali," while `Ali was smiling

Sahîh-i Buhârî No. 3543 Sahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ أَبِي جُحَيْفَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَكَانَ الْحَسَنُ يُشْبِهُهُ‏.‏

Ebu Cuhayfe r.a dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördüm. Hasen (r.a.) ona benziyordu." Bu Hadis 3544 numara ile gelecektir

Narrated Abu Juhaifa:I saw the Prophet, and Al-Hasan resembled him

Sahîh-i Buhârî No. 3544 Sahih

حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا ابْنُ فُضَيْلٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي خَالِدٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا جُحَيْفَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَكَانَ الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ ـ عَلَيْهِمَا السَّلاَمُ ـ يُشْبِهُهُ قُلْتُ لأَبِي جُحَيْفَةَ صِفْهُ لِي‏.‏ قَالَ كَانَ أَبْيَضَ قَدْ شَمِطَ‏.‏ وَأَمَرَ لَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِثَلاَثَ عَشْرَةَ قَلُوصًا قَالَ فَقُبِضَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَبْلَ أَنْ نَقْبِضَهَا‏.‏

Ebu Cuhayfe r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördüm. Ali'nin oğlu Hasen -ikisine de selam olsun- ona benziyordu. Ben (hadisi Ebu Cuhayfe'den rivayet eden İsmail b. Ebi Halid) Ebu Cuhayfe'ye: Onun niteliklerini bana anlatır mısın, dedim. Dedi ki: Saçlarının beyazı siyahına karışmış, beyaz tenli birisi idi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizlere onüç (genç) dişi deve verilmesini emretti. (Ebu Cuhayfe) dedi ki: Biz o develeri ele geçirmeden Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ruhu kabzedildi

Narrated Isma`il bin Abi Khalid:I heard Abu Juhaifa saying, "I saw the Prophet, and Al-Hasan bin `Ali resembled him." I said to Abu- Juhaifa, "Describe him for me." He said, "He was white and his beard was black with some white hair. He promised to give us 13 young she-camels, but he expired before we could get them

Sahîh-i Buhârî No. 3545 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَجَاءٍ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ وَهْبٍ أَبِي جُحَيْفَةَ السُّوَائِيِّ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَرَأَيْتُ بَيَاضًا مِنْ تَحْتِ شَفَتِهِ السُّفْلَى الْعَنْفَقَةَ‏.‏

Vehb, Ebu Cuhayfe es-Sevai'den rivayetle dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördüm. Onun alt dudağının altında beyazlaşmış saçlar da gördüm

Narrated Wahb Abu Juhaifa As-Suwai:I saw the Prophet (ﷺ) and saw some white hair below his lower lip above the chin

Sahîh-i Buhârî No. 3546 Sahih

حَدَّثَنَا عِصَامُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا حَرِيزُ بْنُ عُثْمَانَ، أَنَّهُ سَأَلَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ بُسْرٍ صَاحِبَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ أَرَأَيْتَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ شَيْخًا قَالَ كَانَ فِي عَنْفَقَتِهِ شَعَرَاتٌ بِيضٌ‏.‏

Hureyz b. Osman'dan rivayete göre o, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sahabisi Abdullah b. Busr'e: Ne dersin, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ihtiyarlamış mıydı, diye sordu. (Abdullah b. Busr): Onun alt çenesinde (dudağının altında) beyazlaşmış birkaç saç teli vardı, dedi

Narrated Hariz bin `Uthman:That he asked `Abdullah bin Busr (i.e. the companion of the Prophet), "Did you see the Prophet (ﷺ) when he was old?" He said, "He had a few white hairs between the lower lip and the chin

Sahîh-i Buhârî No. 3547 Sahih

حَدَّثَنِي ابْنُ بُكَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي هِلاَلٍ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَصِفُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ كَانَ رَبْعَةً مِنَ الْقَوْمِ، لَيْسَ بِالطَّوِيلِ وَلاَ بِالْقَصِيرِ، أَزْهَرَ اللَّوْنِ لَيْسَ بِأَبْيَضَ أَمْهَقَ وَلاَ آدَمَ، لَيْسَ بِجَعْدٍ قَطَطٍ وَلاَ سَبْطٍ رَجِلٍ، أُنْزِلَ عَلَيْهِ وَهْوَ ابْنُ أَرْبَعِينَ، فَلَبِثَ بِمَكَّةَ عَشْرَ سِنِينَ يُنْزَلُ عَلَيْهِ وَبِالْمَدِينَةِ عَشْرَ سِنِينَ، وَلَيْسَ فِي رَأْسِهِ وَلِحْيَتِهِ عِشْرُونَ شَعَرَةً بَيْضَاءَ‏.‏ قَالَ رَبِيعَةُ فَرَأَيْتُ شَعَرًا مِنْ شَعَرِهِ، فَإِذَا هُوَ أَحْمَرُ فَسَأَلْتُ فَقِيلَ احْمَرَّ مِنَ الطِّيبِ‏.‏

Rabia b. Abdurrahman dedi ki: "Enes b. Malik r.a.'i Reseılullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in niteliklerini anlatırken gördüm. Dedi ki: O insanlar arasında ne uzun, ne kısa fakat uzuna daha yakın boylu idi. Kırmızıya çalan bir ten rengi vardı. Ne aşırı beyazdı, ne de esmerdi. Saçları ne dümdüz, ne de çok kıvrımlı idi (hafif dalgalı idi). Kırk yaşında iken ona vahiy indirildi. Mekke'de on yıl kaldığı süre boyunca vahiy ona nazil olup durdu. Medine'de de on yıl kaldı. Ruhu kabzedildiğinde başında ve sakalında yirmi beyaz tel yoktu. Rabia dedi ki: Saçlarından bir tel gördüm. O kırmızı idi. Sebebini sordum, kokuların etkisiyle renginin kırmızılaşmış olduğu söylendi." Hadis ileride 3548 ve 5900 numara ile gelecektir

Narrated Rabi`a bin Abi `Abdur-Rahman:I heard Anas bin Malik describing the Prophet (ﷺ) saying, "He was of medium height amongst the people, neither tall nor short; he had a rosy color, neither absolutely white nor deep brown; his hair was neither completely curly nor quite lank. Divine Inspiration was revealed to him when he was forty years old. He stayed ten years in Mecca receiving the Divine Inspiration, and stayed in Medina for ten more years. When he expired, he had scarcely twenty white hairs in his head and beard." Rabi`a said, "I saw some of his hairs and it was red. When I asked about that, I was told that it turned red because of scent

Sahîh-i Buhârî No. 3548 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ سَمِعَهُ يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيْسَ بِالطَّوِيلِ الْبَائِنِ وَلاَ بِالْقَصِيرِ، وَلاَ بِالأَبْيَضِ الأَمْهَقِ، وَلَيْسَ بِالآدَمِ وَلَيْسَ بِالْجَعْدِ الْقَطَطِ وَلاَ بِالسَّبْطِ، بَعَثَهُ اللَّهُ عَلَى رَأْسِ أَرْبَعِينَ سَنَةً، فَأَقَامَ بِمَكَّةَ عَشْرَ سِنِينَ، وَبِالْمَدِينَةِ عَشْرَ سِنِينَ، فَتَوَفَّاهُ اللَّهُ، وَلَيْسَ فِي رَأْسِهِ وَلِحْيَتِهِ عِشْرُونَ شَعْرَةً بَيْضَاءَ‏.‏

(Rabia b. Abdurrahman), Enes b. Malik r.a.'l şöyle derken dinlemiştir: "ReseıluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne ileri derecede uzun, ne de kısa boylu idi. Ne aşırı beyaz tenii, ne de esmerdi. Saçları oldukça kıvrımlı olmadığı gibi, büsbütün düz de değildi. Allah onu kırk yaşında iken Nebi olarak gönderdi. Mekke'de on yıl, Medine'de on yıl (Nebi olarak) yaşadı. Allah onun ruhunu kabzettiğinde başında ve sakalında yirmi beyaz saç teli yoktu

Narrated Anas:Allah's Messenger (ﷺ) was neither very tall nor short, neither absolutely white nor deep brown. His hair was neither curly nor lank. Allah sent him (as an Apostle) when he was forty years old. Afterwards he resided in Mecca for ten years and in Medina for ten more years. When Allah took him unto Him, there were scarcely twenty white hairs in his head and beard

Sahîh-i Buhârî No. 3549 Sahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدٍ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ يُوسُفَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ، يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَحْسَنَ النَّاسِ وَجْهًا وَأَحْسَنَهُ خَلْقًا، لَيْسَ بِالطَّوِيلِ الْبَائِنِ وَلاَ بِالْقَصِيرِ‏.‏

Ebu İshak dedi ki: Ben el-Bera'yı şöyle derken dinledim: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hem yüzü itibariyle insanların en güzeli, hem de ahlakı itibariyle en güzelleri idi. Ne aşırı derecede uzundu, ne de kısa boylu idi

Narrated Al-Bara:Allah's Messenger (ﷺ) was the handsomest of all the people, and had the best appearance. He was neither very tall nor short

Sahîh-i Buhârî No. 3550 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ سَأَلْتُ أَنَسًا هَلْ خَضَبَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لاَ، إِنَّمَا كَانَ شَىْءٌ فِي صُدْغَيْهِ‏.‏

Katade dedi ki: "Ben Enes'e Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kına yaktı mı diye sordum. Hayır dedi. Sadece şakaklarında az bir şey (beyazlık) vardı." (Kına yakmasını gerektirecek kadar saçları ağarmamıştı. )" Hadis 5894 ve 5895 numara ile gelecektir. BİLGİ: Parantez arası bu ibareler Fethu'l-Bari'nin ilgili hadise dair açıklamalarından yararlanılarak eklenmiştir

Narrated Qatada:I asked Anas, "Did the Prophet (ﷺ) use to dye (his) hair?" He said, "No, for there were only a few white hairs on his temples

Sahîh-i Buhârî No. 3551 Sahih

حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مَرْبُوعًا، بَعِيدَ مَا بَيْنَ الْمَنْكِبَيْنِ، لَهُ شَعَرٌ يَبْلُغُ شَحْمَةَ أُذُنِهِ، رَأَيْتُهُ فِي حُلَّةٍ حَمْرَاءَ، لَمْ أَرَ شَيْئًا قَطُّ أَحْسَنَ مِنْهُ‏.‏ قَالَ يُوسُفُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ عَنْ أَبِيهِ إِلَى مَنْكِبَيْهِ‏.‏

Bera' bin Azib r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem omuzları arası geniş, uzun’a yakın orta boylu idi. Kulak yumuşaklarına kadar ulaşan saçları vardı. Bir gün onu kırmızı renkli bir hulle giymiş gördüm. Ondan güzel hiçbir şey görmedim." Yusuf bin İshak babasından rivayetle: "(Saçları) omuzlarına kadar (ulaşırdı)" diye rivayet etmiştir.

Narrated Al-Bara:The Prophet (ﷺ) was of moderate height having broad shoulders (long) hair reaching his ear-lobes. Once I saw him in a red cloak and I had never seen a more handsome man than him

Tekrarı: 5848 ve

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya