حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا أَبُو شِهَابٍ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، قَالَ أَتَيْتُهُ يَعْنِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " ادْنُ ". فَدَنَوْتُ فَقَالَ " أَيُؤْذِيكَ هَوَامُّكَ ". قُلْتُ نَعَمْ. قَالَ " فِدْيَةٌ مِنْ صِيَامٍ أَوْ صَدَقَةٍ أَوْ نُسُكٍ ". وَأَخْبَرَنِي ابْنُ عَوْنٍ عَنْ أَيُّوبَ قَالَ صِيَامُ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ، وَالنُّسُكُ شَاةٌ، وَالْمَسَاكِينُ سِتَّةٌ.
Ka'b İbn Ucre'nin şöyle dediği nakledilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldim. Bana "yak/aş" dedi. Ben de yaklaştım. Bana "Başındaki bit/er sana rahatsız/ık veriyor mu?" diye sordu. "Evet veriyor" diye cevap verdim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Oruç tutarak veya sadaka vererek ya da kurban keserek fidye vermen gerekir" buyurdu. Fethu'l-Bari Açıklaması: Yukarıda belirtilen hususlara "kefaret" denilmesi, günahları örtmesinden dolayıdır. Rağıb konu ile ilgili olarak şöyle bir açıklama yapmaktadır: "Kefaret", yeminini bozan kimsenin verdiği şeydir. Bu kelime, adam öldürme ve zıhar kefaretinde de kullanılır. Kelime "tekfir" kökündendir. Bu kök, bir fiili örtme ve üzerini kapatma anlamına gelir. Kefareti verilen fiil, hiç yapılmamış gibidir. Allahu Teala bu kelimeyi bir ayette şöyle kullanır: "Eğer ehl-i kitap iman edip sakınsaydı herhalde (geçmiş) kötülüklerini örterdik. "(Maide 65) Bu ayetteki "lekefferna" kelimesi, izale ederdik, yok ederdik anlamınadır. "Allahu Teala 'ın 'Yeminin kefCıreti on fakiri doyurmaktır" İmam Buharl'nin bu ayete yer vermekten maksadı, ayetin tamamıdır. Ayette belirtilen sayıya uymak gerektiği kanaatini taşıyan çoğunluk, bu ayeti delilolarak almıştır. "On fakire vermek gereken miktarı, bir kişiye verince yeterli olur" diyenlere karşı bu ayet delil olarak alınmıştır. Bu görüş, İbn Ebi Şeybe tarafından Hasan-ı BasrI'den nakledilmiştir. "İbn Abbas, Ata ve İkrime'nin şöyle dedik/eri nak/edilmiştir: Kur'an-ı Kerim'de "ev=veya" ev=veya" harfi ile belirtilen hüküm/erde mükellefmuhayyerdir" İbn Battal şöyle der: Bu, alimler arasında üzerinde görüş birliği edilen bir husustur. Bilginler fakire ne kadar yedirileceği konusunda ihtilaf etmişlerdir. Çoğunluğun kanaatine göre her bir fakire Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in müddü ile bir müd buğday verilmelidir. İmam Malik, Medine'li fakirlere verilecek buğday cinsinin farklı olduğu kanaatine varmış ve onlar açısından -başka şehirlerin aksine- ortalama geçimleri olacağı gerekçesiyle tükettikleri buğdayı esas almıştır. Ona göre her bir belde halkı açısından itibar edilmesi gereken, ortalama geçimin sağlandığı buğday cinsidir. İbnü'l-Kasım, bu konuda İmam Malik'e muhalefet etmiş ve çoğunluğun yanında yer almıştır. Kufeliler verilmesi vacip olanın yarım sa' buğdayolduğu kanaatine varmışlardır. Birinci görüşün delili, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Ramazanda oruçlu iken eşiyle ilişkiye giren kişinin kefareti hakkında her bir fakire bir müd verileceği yolundaki emridir
Narrated Ka`b bin 'Ujra:I came to the Prophet (ﷺ) and he said to me, "Come near." So I went near to him and he said, "Are your lice troubling you?" I replied, "Yes." He said, "(Shave your head and) make expiation in the form of fasting, Sadaqa (giving in charity), or offering a sacrifice." (The sub-narrator) Aiyub said, "Fasting should be for three days, and the Nusuk (sacrifice) is to be a sheep, and the Sadaqa is to be given to six poor persons
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَحْبُوبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ هَلَكْتُ. فَقَالَ " وَمَا ذَاكَ ". قَالَ وَقَعْتُ بِأَهْلِي فِي رَمَضَانَ. قَالَ " تَجِدُ رَقَبَةً ". قَالَ لاَ. قَالَ " هَلْ تَسْتَطِيعُ أَنْ تَصُومَ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ ". قَالَ لاَ. قَالَ " فَتَسْتَطِيعُ أَنْ تُطْعِمَ سِتِّينَ مِسْكِينًا ". قَالَ لاَ. قَالَ فَجَاءَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ بِعَرَقٍ ـ وَالْعَرَقُ الْمِكْتَلُ فِيهِ تَمْرٌ ـ فَقَالَ " اذْهَبْ بِهَذَا، فَتَصَدَّقْ بِهِ ". قَالَ عَلَى أَحْوَجَ مِنَّا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ مَا بَيْنَ لاَبَتَيْهَا أَهْلُ بَيْتٍ أَحْوَجُ مِنَّا. ثُمَّ قَالَ " اذْهَبْ، فَأَطْعِمْهُ أَهْلَكَ ".
Ebu Hureyre şöyle anlatmıştır: Adamın biri Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek "Mahvoldum" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Nedir mesele?" diye sorunca, adam "Ramazan günü oruçlu iken eşimle ilişkiye girdim" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bir köle bulabilir misin?" diye sordu. Adam "Hayır" deyince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "İki ay peşpeşe oruç tutabilir misin?" diye sordu. Adam "Hayır" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ''Altmış fakiri doyurmaya gücün yeter mi?" deyince, adam "hayır" diye cevap verdi. O sırada Ensardan birisi bir arakla çıkageldi. Arak, içinde hurma konulan bir kaptır. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem adama "Bunları al götür ve m uhtaç olan birine tasadduk et" dedi. Adam "Ya Resulallah! Bizden daha fakir olana mı? Seni hakla gönderen Allah'a yemin olsun ki Medine'nin kara taşlı iki yanı arasında bizden daha fakir bir aile yoktur" dedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Git ve onu çoluk çocuğuna yedir" buyurdu. Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhari bu konuda daha önce yukarıdaki Ebu Hureyre hadisine yer vermişti. Hadisin atılan başlıkla ilişkisi açıktır. Ramazan günü oruçlu iken eşiyle ilişkiye giren fakire kefaretini vermesi için yardım etmek nasıl caizse, aynı şekilde ettiği yemini bozan fakire de kefaretini vermesi için yardımda bulunmak da caizdir
Narrated Abu Huraira:A man came to Allah's Messenger (ﷺ) and said, "I am ruined!" The Prophet (ﷺ) said to him, "What is the matter?" He said, "I have done a sexual relation with my wife (while fasting) in Ramadan." The Prophet said to him?" "Can you afford to manumit a slave?" He said, "No." The Prophet (ﷺ) said, "Can you fast for two successive months?" He said, "No." The Prophet (ﷺ) said, "Can you feed sixty poor persons?" He said, "No." Then an Ansari man came with an Irq (a big basket full of dates). The Prophet said (to the man), "Take this (basket) and give it in charity." That man said, "To poorer people than we, O Allah's Messenger (ﷺ)? By Him Who has sent you with the Truth! There is no house in between the two mountains (of the city of Medina) poorer than we." So the Prophet (ﷺ) said (to him), "Go and feed it to your family
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ هَلَكْتُ. قَالَ " وَمَا شَأْنُكَ ". قَالَ وَقَعْتُ عَلَى امْرَأَتِي فِي رَمَضَانَ. قَالَ " هَلْ تَجِدُ مَا تُعْتِقُ رَقَبَةً ". قَالَ لاَ. قَالَ " فَهَلْ تَسْتَطِيعُ أَنْ تَصُومَ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ ". قَالَ لاَ. قَالَ " فَهَلْ تَسْتَطِيعُ أَنْ تُطْعِمَ سِتِّينَ مِسْكِينًا ". قَالَ لاَ أَجِدُ. فَأُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِعَرَقٍ فِيهِ تَمْرٌ فَقَالَ " خُذْ هَذَا فَتَصَدَّقْ بِهِ ". فَقَالَ أَعَلَى أَفْقَرَ مِنَّا مَا بَيْنَ لاَبَتَيْهَا أَفْقَرُ مِنَّا. ثُمَّ قَالَ " خُذْهُ فَأَطْعِمْهُ أَهْلَكَ ".
Ebu Hureyre şöyle demiştir: Adamın biri Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek "mahvoldum" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Derdin nedir?" diye sordu. Adam "Ramazan günü eşimle oruçlu iken ilişkiye girdim" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bir köleyi özgürlüğüne kavuşturacak mali gücün var mı?" diye sordu. Adam "Hayır" deyince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "İki ay peşpeşe oruç tutabilir misin?" dedi. Adam "Hayır" cevabını verdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Altmış fakiri doyurmaya gücün yeter mi?" diye sorunca, adam "Doyuracak bir şey bulamam" dedi. O sırada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir arak (zembil) dolusu hurma getirildi. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellenı "Bunu al ve sadaka olarak dağıt" dedi. Adam "Bizden daha fakirine mi? Medine'nin kara taşlı iki yanı arasında bizden daha fakir bir aile yoktur" deyince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Onu al ve çoluk çocuğuna yedir" buyurdu. Fethu'l-Bari Açıklaması: On fakirin doyurulacağı hükmü, Kur'an'ın yemin kefareti ile ilgili ayetinin gereğidir. Bu konudaki ihtilafı az önce belirtmiştik. Yakın fakirle uzak fakirin aynı olması konusunda İbnü'l- Müneyyir şöyle der: İmam Buhari bu konuda daha önce yukarıda zikredilen Ebu Hureyre hadisine yer verdi. Bu hadiste sadece "Onu çoluk çocuğuna yedir" emri yer almaktadır. Kefaret bedelini -akrabalara vermek caiz olduğuna göre, akraba olmayan fakirlere vermek evleviyetle caiz olur. İmam Buhari kefareti akrabalam vermenin caizliği konusunda yemin kefaretini Ramazan günü oruçlu iken ilişkide bulunma kefaretine kıyas etmiştir. Kanaatimizce "Onu çoluk çocuğuna yedir" emrini, kefaretle ilgili olarak yorumlayan bütün bilginlerin zihnindeki düşünce budur. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hadiste adı geçen hurmayı o fakire ailesine harcaması için verdiği ve eli genişleyinceye dek kefaretin zimmetinde borç olarak kalmaya devam edeceği kanaatinde olan bilginlere göre böyle bir kıyas isabetli değildir. Aynı şekilde sözkonusu kıyas, kefaret borcunun fakirden mutlak olarak sakıt olacağı kanaatinde olan bilginlere göre de doğru değildir. Bu konu oruç bölümünde daha önce incelenmiş ve ihtilaflara yer verilmişti. İmam Şafii'nin mezhebi, bir kimsenin, -nafakalarını temin etmekle yükümlü olduğu yakınları hariç- akrabalam kefaret verilmesinin caiz olduğu yönündedir. Bu konunun bir uzantısı da kefaret verilecek kimselerin mümin olmalarının şart olup olmadığıdır. Çoğunluğa göre fakirIerin mümin olmaları şarttır. Rey ehli bilginler buna zimmliere kefaret vermenin caiz olduğu hükmüyle cevap vermişlerdir. Ebu Sevr de onlara katılmıştır
Narrated Abu Huraira:A man came to the Prophets and said, "I am ruined!" The Prophet (ﷺ) said, "What is the matter with you?" He said, "I have done a sexual relation with my wife (while fasting) in Ramadan" The Prophet (ﷺ) said to him, "Can you afford to manumit a slave?" He said, "No." The Prophet (ﷺ) said, "Can you fast for two successive months?" He said, "No." The Prophet (ﷺ) said, "Can you feed sixty poor persons?" He said, "I have nothing." Later on an Irq (big basket) containing dates was given to the Prophet, and the Prophet (ﷺ) said (to him), "Take this basket and give it in charity." The man said, "To poorer people than we? Indeed, there is nobody between its (i.e., Medina's) two mountains who is poorer than we." The Prophet then said, "Take it and feed your family with it