Sahîh-i Buhârî, 6208. Hadis

Göster:
Sahîh-i Buhârî No. 6208 Sahih

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ نَوْفَلٍ، عَنْ عَبَّاسِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ، قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلْ نَفَعْتَ أَبَا طَالِبٍ بِشَىْءٍ، فَإِنَّهُ كَانَ يَحُوطُكَ وَيَغْضَبُ لَكَ قَالَ ‏ "‏ نَعَمْ هُوَ فِي ضَحْضَاحٍ مِنْ نَارٍ، لَوْلاَ أَنَا لَكَانَ فِي الدَّرَكِ الأَسْفَلِ مِنَ النَّارِ ‏"‏‏.‏

Abbas İbn Abdulmuttalib'den, dedi ki: "Ey Allah'ın Rasulü! (Amcan) Ebu Talib'e herhangi bir faydan oldu mu? Çünkü o seni koruyor ve senin için düşmanlarına öfkeleniyordu, diye sordu. Allah Rasulü: Evet, o topuklarına kadar yakın ateşten bir çukur içindedir. Ben olmasaydım ateşin en alt basamağında olacaktı, buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Müşriğe künye verilmesi." Yani (Müslüman bir kimsenin müşrik bir kimseye) ilk olarak künye vermesi caiz midir? Eğer onun baştan beri bir künyesi varsa künyesi ile ona hitap etmek yahut ondan o künye ile söz etmek caiz midir? Başlıkta yer alan hadisler bu son şıkka uygundur. Hüküm itibariyle ikincisi de bunun kapsamına girer. Nevevi, el-Ezkar adlı eserinde kafire künye vermenin, ancak sözkonusu ettiği iki şarta bağlı olarak caiz olacağını tespit ettikten sonra, şunları söylemektedir: Hadiste Ebu Taliblin adı çokça geçmektedir. Asıl adı ise Abdi Menafltır. Yüce Allah da: "Ebu Leheb'in iki eli kurusun."(Tebbet 1) diye buyurmaktadır. Daha sonra Nevevi ikinci hadisi ve hadiste geçen "Ebu Hubab" künyesini zikrettikten sonra şunları söylemektedir: Böyle bir künye, şartın bulunması halinde kullanılır. O da o kimsenin ancak künyesi ile tanınması yahut adının anılmasında bir fitne olacağından korkulması halidir. Arkasından şunları söylemektedir: Hesulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hirakl (Heraklieus)'a mektup yazarak onu adı ile anmış, ne künyesi ile sözkonusu etmiş, ne de onun lakabı olan Kayser diye anmıştır. Hem bizler onlara karşı sert olmakla emrolunmuş bulunuyoruz. Dolayısı ile sözlü olarak onlara yumuşak hitap edip künyelerini kullanmayız, onlara sevgimizi izhar etmeyiz. Ancak onun bu sözlerine zikrettiği delillerde bir hasr (sadece o çerçevede kullanılma) bulunmamaktadır. Aksine Abdullah İbn Ubey alayında ismiyle değil de künyesiyle sözkonusu edilmesi -üstelik ismiyle daha ünlüdür- fitne korkusundan dolayı değildir. Çünkü ondan bu şekilde huzurunda söz edilen zat (Said İbn Ubade), İslamla bağlılığı pek güçlü birisi olup Abdullah'ın adı ile anılması sebebiyle bir fitnenin ortaya çıkacağından korkulmuyor idi. Bu ancak kalbin -İbn Battallın kesin olarak ifade ettiği gibi- ısındırılmasına yorumlanır. İbn Battal der ki: Buradan ya Müslüman olmalarının ümit edilmesi yahut onlardan bir menfaatin sağlanması gibi, kalplerini telif etmek maksadı ile müşrikleri künyeleri ile anmanın caiz olduğu anlaşılmaktadır. Ebu Talib'in künyesiyle anılmasına gelince, kuvvetli görülen görüşe göre bu, birinci türdendir. O da Ebu Talib'in ismiyle değil de, künyesiyle ün kazanmış olmasıdır. Ebu Leheb'in künyesi ile anılmasına gelince, Nevevı Şerhinde dördüncü bir ihtimale daha işaret edilmektedir. O da onun puta tapıcılığa nispet edilmesinden uzak durulması içindir. Çünkü onun asıl adı (Uzza'nın kulu demek olan) Abdu'l-Uzza idi

Narrated `Abdullah bin Al-Harith bin Naufal:`Abbas bin `Abdul Muttalib said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! Did you benefit Abu Talib with anything as he used to protect and take care of you, and used to become angry for you?" The Prophet (ﷺ) said, "Yes, he is in a shallow place of Fire. Were it not for me, he would have been in the bottom-most depth of the Fire

Bu hadis Sahîh-i Buhârî’de yer alır. Ümmet, Sahîhayn’daki (Buhârî ve Müslim) hadislerin sahih olduğunu kabul etmiştir.

Kaynak: Sahîh-i Buhârî, “Edep” bölümü, hadis no. 6208.

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya