حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ مَا شَبِعَ آلُ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم مِنْ طَعَامٍ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ حَتَّى قُبِضَ.
Ebu Hureyre r.a.'den, dedi ki: "Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in aile halkı, ruhu kabzedilinceye kadar üç gün (arka arkaya) doya doya yemek yememişlerdir
Narrated Abu Huraira: The family of Muhammad did not eat their fill for three successive days till he died
Bu hadis Sahîh-i Buhârî’de yer alır. Ümmet, Sahîhayn’daki (Buhârî ve Müslim) hadislerin sahih olduğunu kabul etmiştir.
Kaynak: Sahîh-i Buhârî, “Yiyecekler” bölümü, hadis no. 5374.
Aynı bölümden
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِي ِّ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَطْعِمُوا الْجَائِعَ، وَعُودُوا الْمَرِيضَ، وَفُكُّوا الْعَانِيَ ". قَالَ سُفْيَانُ وَالْعَانِي الأَسِيرُ.
Ebu Musa el-Eş'ari r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Aç olana yemek yediriniz. Hasta olanı ziyaret ediniz. Esir olanı da esaretten kurtarınız." Süfyan dedi ki: el-'Anı: Esir demektir
Narrated Abu Musa Al-Ash`ari:The Prophet (ﷺ) said, "Give food to the hungry, pay a visit to the sick and release (set free) the one in captivity (by paying his ransom)
وَعَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَصَابَنِي جَهْدٌ شَدِيدٌ فَلَقِيتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، فَاسْتَقْرَأْتُهُ آيَةً مِنْ كِتَابِ اللَّهِ، فَدَخَلَ دَارَهُ وَفَتَحَهَا عَلَىَّ، فَمَشَيْتُ غَيْرَ بَعِيدٍ، فَخَرَرْتُ لِوَجْهِي مِنَ الْجَهْدِ وَالْجُوعِ فَإِذَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَائِمٌ عَلَى رَأْسِي فَقَالَ " يَا أَبَا هُرَيْرَةَ ". فَقُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ. فَأَخَذَ بِيَدِي فَأَقَامَنِي، وَعَرَفَ الَّذِي بِي، فَانْطَلَقَ بِي إِلَى رَحْلِهِ، فَأَمَرَ لِي بِعُسٍّ مِنْ لَبَنٍ فَشَرِبْتُ مِنْهُ، ثُمَّ قَالَ " عُدْ يَا أَبَا هِرٍّ ". فَعُدْتُ فَشَرِبْتُ، ثُمَّ قَالَ " عُدْ ". فَعُدْتُ فَشَرِبْتُ حَتَّى اسْتَوَى بَطْنِي فَصَارَ كَالْقِدْحِ ـ قَالَ ـ فَلَقِيتُ عُمَرَ وَذَكَرْتُ لَهُ الَّذِي كَانَ مِنْ أَمْرِي وَقُلْتُ لَهُ تَوَلَّى اللَّهُ ذَلِكَ مَنْ كَانَ أَحَقَّ بِهِ مِنْكَ يَا عُمَرُ، وَاللَّهِ لَقَدِ اسْتَقْرَأْتُكَ الآيَةَ وَلأَنَا أَقْرَأُ لَهَا مِنْكَ. قَالَ عُمَرُ وَاللَّهِ لأَنْ أَكُونَ أَدْخَلْتُكَ أَحَبُّ إِلَىَّ مِنْ أَنْ يَكُونَ لِي مِثْلُ حُمْرِ النَّعَمِ.
Eba. Hureyre'den, dedi ki: "Aşırı derecede bitkin düşmüştüm. Ömer b. el-Hattab ile karşılaştım. Ondan Allah'ın kitabından bir ayeti bana okumasını istedim. O da evine girdi ve o ayeti bana okuyup hatırlattı. Fazla uzağa gitmeden aşırı bitkinlik ve açlıktan yüzüstü yere düştüm. Ansızın Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i başımın ucunda dikilir gördüm. Ey Eba. Hureyre, dedi. Ben: Buyur ey Allah'ın Rasulü, emret dedim. Elimden tuttu, beni ayağa kaldırdı. Benim niçin bu hale düştüğümü anladı. Alıp evine götürdü ve bana büyükçe bir kapta süt getirilmesini emir buyurdu. Ben de ondan içtim. Daha sonra: Tekrar iç ey Eba. Hureyre, diye buyurdu. Ben de tekrar içtim. Arkasından: Tekrar, diye buyurdu. Ben de tekrar içtim. Nihayet karnım düzeldi, hatta bir ok gibi dümdüz oluverdi. Eba. Hureyre devamla dedi ki: Sonra Ömer ile karşılaştım ve ona başımdan geçenleri anlattım, şunları da söyledim: Ey Ömer, bu işi senden daha layık olan bir kimse üstlendi. Allah'a yemin ederim benim senden okumanı istediğim ayeti kerimeyi ben senden daha iyi biliyordum. Ömer dedi ki: Allah'a yemin ederim, seni içeriye almış (ve karnını doyurmuş) olmayı kırmızı develere sahip olmaktan daha çok severim. " Hadisin geçtiği diğer yerler: 6246 ve 6452 Fethu'l-Bari Açıklaması: "Tayyibat" kelimesi "tayyibe"nin çoğul u olup, zararı olmayan, temiz, eziyet verici bir yanı bulunmayan ve helal olup kendisinden lezzet alınan şeyler hakkında kullanılır. Yüce Allah'ın şu buyruğu birinci türden olanları söz konusu etmektedir: "Senden kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. De ki: Size bütün iyi ve temiz şeyler (tayyibs.t) helal kllındl.' (Maide, 4) Bu ayetin tefsirinde tercih edilen açıklama budur. Eğer maksat helal olsaydı, cevapta sorudan fazlası yer almazdı. Yüce Allah'ın: "O vakit tertemiz (tayyib) toprakla teyemmüm edin.'(Maide, 6) buyruğu ikinci türdendir. Bugün tayyib bir gündür ve bu tayyib bir gecedir, sözü de üçüncü tür anlama, başlıktaki ikinci ayet dördüncü tür anlama örnektir. Zekat bölümünde bu ayetin tefsirine dair açıklamalarda ticaretten maksadın helal olduğu da geçmiş bulunmaktadır. İbn Battal dedi ki: Tevil bilginleri yüce Allah'ın: "Ey iman edenler, Allah'ın size helal kıldığı o en temiz ve en güzel şeyleri (tayyibat) haram kllmayın."(Maide, 87) buyruğunun kendisine lezzetli yiyecekleri ve mubah lezzetleri haram kılan kimseler hakkında indiği hususunda görüş ayrılığı yoktur. "Esiri kurtarınız." Esiri esaretten kUl-tarınız. "Aşırı derecede bitkin düşmüştüm." Yani açlıktandolayı bu halde idim. Bitkin düşmek anlamında olmak üzere cehd ile cühd lafızlannın kullanıldığına dair açıklama daha önceden geçmiş bulunmaktadır. Maksat zorluk ve meşakkattir. Her şey hakkında kendisine göre söz konusu olur. "Ondan bir ayeti okumasını istedim." Yani yararlanmak amacıyla Kur'an-ı Kerim'in muayyen bir ayetini bana okumasını istedim .. "Bana bir uss "büyükçe bir kase"getirilmesini emir buyurdu." "Ta ki karnım düzeldi." Yani sütle dolduğundan dolayı dümdüz oldu. "Kıdh (ok) gibi." Kıdh, tüyü olmayan ok demektir. "Kırmızı tüylü develer". Kırmızı tüylü develer, diğer türlere göre daha üstündür
Narrated Abu Huraira: Once while I was in a state of fatigue (because of severe hunger), I met 'Umar bin Al-Khattab, so I asked him to recite a verse from Allah's Book to me. He entered his house and interpreted it to me. (Then I went out and) after walking for a short distance, I fell on my face because of fatigue and severe hunger. Suddenly I saw Allah's Apostle standing by my head. He said, "O Abu Huraira!" I replied, "Labbaik, O Allah's Messenger (ﷺ), and Sadaik!" Then he held me by the hand, and made me get up. Then he came to know what I was suffering from. He took me to his house, and ordered a big bowl of milk for me. I drank thereof and he said, "Drink more, O Abu Hirr!" So I drank again, whereupon he again said, "Drink more." So I drank more till my belly became full and looked like a bowl. Afterwards I met 'Umar and mentioned to him what had happened to me, and said to him, "Somebody, who had more right than you, O 'Umar, took over the case. By Allah, I asked you to recite a Verse to me while I knew it better than you." On that Umar said to me, "By Allah, if I admitted and entertained you, it would have been dearer to me than having nice red camels
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، قَالَ الْوَلِيدُ بْنُ كَثِيرٍ أَخْبَرَنِي أَنَّهُ، سَمِعَ وَهْبَ بْنَ كَيْسَانَ، أَنَّهُ سَمِعَ عُمَرَ بْنَ أَبِي سَلَمَةَ، يَقُولُ كُنْتُ غُلاَمًا فِي حَجْرِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَكَانَتْ يَدِي تَطِيشُ فِي الصَّحْفَةِ فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا غُلاَمُ سَمِّ اللَّهَ، وَكُلْ بِيَمِينِكَ وَكُلْ مِمَّا يَلِيكَ ". فَمَا زَالَتْ تِلْكَ طِعْمَتِي بَعْدُ.
(Ömer b. Ebi Seleme'den, dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in himayesinde büyüyen küçük bir çocuk idim. Elim de yemek kabında rastgele dolaşır dururdu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: Ey oğul, Allah'ın adını an, sağ elinle ye ve önünden ye, buyurdu. Bundan sonra da hep bu şekilde yemek yedim.' Hadis'in geçtiği diğer yerler: 5377 ve 5328 Fethu'l-Bari Açıklaması: "Yemeğe bc.şlamadan besmele çekmek ve sağ el ile yemek." Yemeğe başlamadan önce besmele çekmekten kasıt, yemeğin başında "bismiilah" demektir. Besmele çekmenin nasılolacağı ile ilgili olarak varid olmuş en sari h rivayet Ebu Davud ile Tirmizi'nin Ümmü Kulsum yoluyla Aişe radıyallahu anha'dan Nebie merfu olarak nakledilmiş şU: hadistir: "Sizden bir kimse yemek yiyecek olursa bismillah desin. Eğer başlangıcında unutursa o takdirde: "Bismillahi fi ewelihl ve ahirihl: Başında da, sonunda da bismillah" desin." "Küçük bir çocuk," yani büluğa ermemiş idim." "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in himayesinde", onun terbiyesi ve gözetimi altında. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'ın himayesinde, kendi çocuğunu terbiye eder gibi terbiyesinde ... demektir. "Elim yemek kabının içerisinde" yani yemek yerken "rastgele dolaşır dururdu." Elin rastgele dolaşması kabın etrafına, çeşitli yerlerine dalması ve bir tek yere uzanmakla kalmaması demektir. "Eyoğul! Allah'ın adını an." Nevevi dedi ki: Yemeğin başında besmele çekmenin müstehap oluşu üzerinde ilim adamları icma' etmişlerdir. Ancak m\)stehap oluşu üzerinde icma'ın nakledildiği su götürür. Şu kadar var ki müstehaplıkla tercih edilen fiil olduğu kastedilirse müstesna. Yoksa bir topluluk bunun vacip olduğu kanaatindedir. Bu da sağ elle yemenin vacip olduğu görüşünü kabul etmenin bir gereğidir. Çünkü her ikisi hakkındaki emir kipi aynıdır. "Sağ elinle ye ve önünden ye." Hocamız "Tirmizi Şerhi" adlı eserinde şöyle demektedir: Şafii alimlerinin çoğunluğu bunu mendub olarak kabul etmişlerdir. Once el-Gazzali, daha sonra en-Nevevl de bunu bu şekilde ifade etmişlerdir. Ancak Şafı1, er-Risale adlı eserinde ve el-Umm'un başka bir yerinde bunun vacip olduğunu belirtmiş bulunmaktadır. Derim ki: Sağ elle.yemek yemenin vacip oluşuna, sol elle yemek yemeğe dair tehdidin varid oluşu delil teşkil etmektedir. Müslim'in Sahih'inde Seleme b. el-Ekva yoluyla gelen hadiste şöyle denilmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sol eliyle yemek yiyen bir adam gördü. Allah Rasulü: Sağ elinle ye, diye buyurdu. Adam: Yiyemiyorum deyince, Allah Rasulü: Yiyemez olasın diye buyurdu. Ondan sonra elini ağzına kaldıramad!." Sol elle yemek yemeyi yasaklayan ve onunşeytanın işi olduğunu belirten hadis, İbn Ömer ve Cabir yoluyla Müslim'de, ayrıca Ahmed'in Müsned'inde hasen bir sened ile Aişe'den diye sabit olmuştur. Aişe radıyallahu anha hadisiNebi efendimize ref ederek şöylece zikretmiştir: "Sol eliyle yemek yiyen kişi ile birlikte şeytan da yer." Nevevi der ki: Bu hadislerden anlaşıldığına göre sağ elle yemek yemek ve içmek müstehap, aynı işi sol el ile yapmak mekruhtur. İbn Ömer yoluyla gelen hadisin bazı rivayet yollarında görüldüğü gibi bütün alıp vermeler de böyledir. EI verir ki (sağ elde) herhangi bir hastalık ya da yara gibi bir mazeret bulunmasın. Eğer böyle bir mazeret varsa mekruhluk yoktur. Nevevi böyle demiştir. Rasu.lullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sol eliyle yemek yiyip de mazeret beyan eden ve onun mazeretini kabul etmediğini gösteren bedduasındaki problem ile ilgili olarak da şöyle cevap vermektedir: Iyad bu zatın münafık olduğunu iddia etmiştir. "Artık bundan sonra hep bu şekilde yemek yedim." Yani yemek yiyişim hep böyle oldu. Böyle yemeye davet ettim ve bu benim adetim oldu. Hadisten Çıkarılan Sonuçlar 1- Hadisten anlaşıldığına göre şeytanların ve kafirlerin amellerine benzeyen amellerden sakınmak gerekir. 2- Şeytanın iki eli vardır. Şeytan yer, içer, alır ve verir. 3- Şer'! hükme aykırı hareket eden kimselere beddua etmek caizdir. 4- İyiliği emretmek, münkerden alıkoymak yemek esnasında bile yerine getirilmelidir. 5- Yemek ve içmek adabını öğretmek müstehaptır. 6- EbU. Seleme'nin oğlu Ömer'e ait güzel bir menkıbe söz konusudur. Çünkü Nebiin emrine uymuş ve gereğini hep yerine getirmiştir
Narrated `Umar bin Abi Salama:I was a boy under the care of Allah's Messenger (ﷺ) and my hand used to go around the dish while I was eating. So Allah's Messenger (ﷺ) said to me, 'O boy! Mention the Name of Allah and eat with your right hand, and eat of the dish what is nearer to you." Since then I have applied those instructions when eating