حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، حَدَّثَنَا بَيَانٌ، عَنْ قَيْسٍ، عَنْ جَرِيرٍ، قَالَ كَانَ بَيْتٌ فِي الْجَاهِلِيَّةِ يُقَالُ لَهُ ذُو الْخَلَصَةِ وَالْكَعْبَةُ الْيَمَانِيَةُ وَالْكَعْبَةُ الشَّأْمِيَّةُ، فَقَالَ لِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَلاَ تُرِيحُنِي مِنْ ذِي الْخَلَصَةِ ". فَنَفَرْتُ فِي مِائَةٍ وَخَمْسِينَ رَاكِبًا، فَكَسَرْنَاهُ وَقَتَلْنَا مَنْ وَجَدْنَا عِنْدَهُ، فَأَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرْتُهُ، فَدَعَا لَنَا وَلأَحْمَسَ.
Kays, Cerir'den rivayetle dedi ki: "Cahiliye döneminde Zulhalasa, el-Kabetu'I-Yemaniye ve el-Kabetu'ş-Şamiye diye anılan bir ev vardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: Beni Zulhalasa'dan kurtarıp, rahat ettirmez misin, dedi. Ben de yüzelli atlı ile birlikte yola koyuldum. Onu kırdık, yanında bulduklarımızı da öldürdük. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına dönerek ona durumu haber verince, bize v.Ahmesle dua etti
Narrated Jarir:In the Pre-Islamic Period of Ignorance there was a house called Dhu-l-Khalasa or Al-Ka`ba Al- Yamaniya or Al-Ka`ba Ash-Shamiya. The Prophet (ﷺ) said to me, "Won't you relieve me from Dhu-l- Khalasa?" So I set out with one-hundred-and-fifty riders, and we dismantled it and killed whoever was present there. Then I came to the Prophet (ﷺ) and informed him, and he invoked good upon us and Al- Ahmas (tribe)
Bu hadis Sahîh-i Buhârî’de yer alır. Ümmet, Sahîhayn’daki (Buhârî ve Müslim) hadislerin sahih olduğunu kabul etmiştir.
Kaynak: Sahîh-i Buhârî, “Megâzî (Gazveler)” bölümü, hadis no. 4355.
Aynı bölümden
حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَهْبٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، كُنْتُ إِلَى جَنْبِ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ، فَقِيلَ لَهُ كَمْ غَزَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِنْ غَزْوَةٍ قَالَ تِسْعَ عَشْرَةَ. قِيلَ كَمْ غَزَوْتَ أَنْتَ مَعَهُ قَالَ سَبْعَ عَشْرَةَ. قُلْتُ فَأَيُّهُمْ كَانَتْ أَوَّلَ قَالَ الْعُسَيْرَةُ أَوِ الْعُشَيْرُ. فَذَكَرْتُ لِقَتَادَةَ فَقَالَ الْعُشَيْرُ.
Ebu İshak'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Zeyd b. Erkam'ın yanında idim. Ona, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kaç gazvede bulundu, diye soruldu. O, ondokuz diye cevap verdi. Soruyu soran, sen onunla beraber kaç gazvede bulundun, diye sordu. On yedi diye cevap verdi. Ben, bunların hangisi ilk gazve idi, diye sordum. O da el-Uşeyr yahut el-Uşeyra, dedi." Ravi Şu'be dedi ki: Ben bunu Katade'ye nakledince, o el-Uşeyre diye cevap verdi. Bu Hadis 4404 ve 4471 numara ile gelecektir.
Narrated Abu 'Is-haq:Once, while I was sitting beside Zaid bin Al-Arqam, he was asked, "How many Ghazwat did the Prophet undertake?" Zaid replied, "Nineteen." They said, "In how many Ghazwat did you join him?" He replied, "Seventeen." I asked, "Which of these was the first?" He replied, "Al-`Ashira or Al- `Ashiru
Diğer tahric edenler: Tirmizi Cihad; Müslim, Cihâd Fethu'l-Bari Açıklaması: "Megazi Bölümü, el-Uşeyre Gazvesi" el-Uşeyre denilen yer Yenbu'da hacıların konakladığı yere yakındır. Onunla şehir arasında Sadece yol vardır. 150 kişi ile birlikte bu gazveye çıkmıştır. 200 kişi ile beraber çıktığı da söylenmiştir. Medine'ye Ebu Seleme b. Abdu'l-Esed'i vekil bırakmıştır. Burada Megazi'den maksat, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bizzat kafirler üzerine gittiği yahut da kendisinin ordu gönderdiği gazalardır. Bununla kastettikleri ise kafirlerin beldelerine yahut da konaklamış bulundukları yerlere gaza tertiplemekten daha geneldir. Öyle ki, Uhud ve Hendek gibi gazveler de bunun kapsamına dahildir. "İbn İshak dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ilk gazvesi Ebva, sonra Buvat, sonra el-Uşeyre'dir." (İbn İshak) der ki: Bu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ilk gazvesidir. Medine'den Safer ayında Medine'ye geldikten 12. ayın başında Kureyşlilerin üzerine gitmek amacıyla yola çıktı. Kinanelilerden Oamra b. Bekr b. Abdi Menat oğulları ile barış antlaşması yaptı. Onunla başkanları olan Mucdi b. Amr ed-Oamrı barış yaptı ve savaşmaksızın geri döndü. İbn Hişam der ki: Medine'ye de Sad b. Ubade'yi ve kil bırakmıştı. (İbn Hişam'ın) Sıret'inde kaydedilen ile Buhari'nin İbn İshak'tan diye naklettikleri arasında bir tutarsızlık yoktur .. Çünkü el-Ebva ile Veddan birbirine yakın iki yerdir. Aralarında 6 ya da 8 millik mesafe vardır. "19 gazve" Evet, Zeyd b. Erkam böyle demiştir .. Fakat onun maksadı, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in savaşsın ya da savaşmasın bizatihi çıktığı gazalardır. Ama Ebu Ya'la, Ebu'z-Zubeyr yoluyla Cabir'den rivayet ettiğine göre gazvelerin sayısı 21 tanedir. Buna dair senedi sahihtir ve bunun asıl rivayeti de Müslim'de bulunmaktadır. Buna göre Zeyd b. Erkam iki gazveyi hatırlayamamıştır. Muhtemelen bunlar da Ebva ile Buvat'tır. Belki de yaşının küçüklüğü sebebiyle bunların farkında olmamıştır
حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنَا شُرَيْحُ بْنُ مَسْلَمَةَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ يُوسُفَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ مَيْمُونٍ، أَنَّهُ سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مَسْعُودٍ ـ رضى الله عنه ـ حَدَّثَ عَنْ سَعْدِ بْنِ مُعَاذٍ، أَنَّهُ قَالَ كَانَ صَدِيقًا لأُمَيَّةَ بْنِ خَلَفٍ، وَكَانَ أُمَيَّةُ إِذَا مَرَّ بِالْمَدِينَةِ نَزَلَ عَلَى سَعْدٍ، وَكَانَ سَعْدٌ إِذَا مَرَّ بِمَكَّةَ نَزَلَ عَلَى أُمَيَّةَ، فَلَمَّا قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَدِينَةَ انْطَلَقَ سَعْدٌ مُعْتَمِرًا، فَنَزَلَ عَلَى أُمَيَّةَ بِمَكَّةَ، فَقَالَ لأُمَيَّةَ انْظُرْ لِي سَاعَةَ خَلْوَةٍ لَعَلِّي أَنْ أَطُوفَ بِالْبَيْتِ. فَخَرَجَ بِهِ قَرِيبًا مِنْ نِصْفِ النَّهَارِ فَلَقِيَهُمَا أَبُو جَهْلٍ فَقَالَ يَا أَبَا صَفْوَانَ، مَنْ هَذَا مَعَكَ فَقَالَ هَذَا سَعْدٌ. فَقَالَ لَهُ أَبُو جَهْلٍ أَلاَ أَرَاكَ تَطُوفُ بِمَكَّةَ آمِنًا، وَقَدْ أَوَيْتُمُ الصُّبَاةَ، وَزَعَمْتُمْ أَنَّكُمْ تَنْصُرُونَهُمْ وَتُعِينُونَهُمْ، أَمَا وَاللَّهِ لَوْلاَ أَنَّكَ مَعَ أَبِي صَفْوَانَ مَا رَجَعْتَ إِلَى أَهْلِكَ سَالِمًا. فَقَالَ لَهُ سَعْدٌ وَرَفَعَ صَوْتَهُ عَلَيْهِ أَمَا وَاللَّهِ لَئِنْ مَنَعْتَنِي هَذَا لأَمْنَعَنَّكَ مَا هُوَ أَشَدُّ عَلَيْكَ مِنْهُ طَرِيقَكَ عَلَى الْمَدِينَةِ. فَقَالَ لَهُ أُمَيَّةُ لاَ تَرْفَعْ صَوْتَكَ يَا سَعْدُ عَلَى أَبِي الْحَكَمِ سَيِّدِ أَهْلِ الْوَادِي. فَقَالَ سَعْدٌ دَعْنَا عَنْكَ يَا أُمَيَّةُ، فَوَاللَّهِ لَقَدْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ إِنَّهُمْ قَاتِلُوكَ. قَالَ بِمَكَّةَ قَالَ لاَ أَدْرِي. فَفَزِعَ لِذَلِكَ أُمَيَّةُ فَزَعًا شَدِيدًا، فَلَمَّا رَجَعَ أُمَيَّةُ إِلَى أَهْلِهِ قَالَ يَا أُمَّ صَفْوَانَ، أَلَمْ تَرَىْ مَا قَالَ لِي سَعْدٌ قَالَتْ وَمَا قَالَ لَكَ قَالَ زَعَمَ أَنَّ مُحَمَّدًا أَخْبَرَهُمْ أَنَّهُمْ قَاتِلِيَّ، فَقُلْتُ لَهُ بِمَكَّةَ قَالَ لاَ أَدْرِي. فَقَالَ أُمَيَّةُ وَاللَّهِ لاَ أَخْرُجُ مِنْ مَكَّةَ، فَلَمَّا كَانَ يَوْمَ بَدْرٍ اسْتَنْفَرَ أَبُو جَهْلٍ النَّاسَ قَالَ أَدْرِكُوا عِيرَكُمْ. فَكَرِهَ أُمَيَّةُ أَنْ يَخْرُجَ، فَأَتَاهُ أَبُو جَهْلٍ فَقَالَ يَا أَبَا صَفْوَانَ، إِنَّكَ مَتَى مَا يَرَاكَ النَّاسُ قَدْ تَخَلَّفْتَ وَأَنْتَ سَيِّدُ أَهْلِ الْوَادِي تَخَلَّفُوا مَعَكَ، فَلَمْ يَزَلْ بِهِ أَبُو جَهْلٍ حَتَّى قَالَ أَمَّا إِذْ غَلَبْتَنِي، فَوَاللَّهِ لأَشْتَرِيَنَّ أَجْوَدَ بَعِيرٍ بِمَكَّةَ ثُمَّ قَالَ أُمَيَّةُ يَا أُمَّ صَفْوَانَ جَهِّزِينِي. فَقَالَتْ لَهُ يَا أَبَا صَفْوَانَ وَقَدْ نَسِيتَ مَا قَالَ لَكَ أَخُوكَ الْيَثْرِبِيُّ قَالَ لاَ، مَا أُرِيدُ أَنْ أَجُوزَ مَعَهُمْ إِلاَّ قَرِيبًا. فَلَمَّا خَرَجَ أُمَيَّةُ أَخَذَ لاَ يَنْزِلُ مَنْزِلاً إِلاَّ عَقَلَ بَعِيرَهُ، فَلَمْ يَزَلْ بِذَلِكَ حَتَّى قَتَلَهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ بِبَدْرٍ.
Ebu. İshak dedi ki: Bana Amr b. Meymun'un anlattığına göre Abdullah b. Me'sud r.a.'l şunları söylerken dinlemiştir: Kendisi, Umeyye b. Halefin arkadaşı idi. Umeyye'nin Medine'ye yolu düştü mü Sad'a misafir olurdu. Sad da Mekke'ye gitti mi Umeyye'nin yanında misafir olurdu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye gelince, Sad umre yapmak üzere gitmişti. Mekke'de Umeyye'nin yanında misafir oldu. Umeyye'ye, Beyt'i tavaf edebilmem için bana tenha olduğu bir zamanı göster, dedi. Günün ortasına yakın onu alıp çıktı. Ebu Cehil ile karşılaştılar. Ebu Cehil: Ey Ebu Safvan, bu beraberindeki kimdir, diye sordu. Umeyye: Bu Sad'dır dedi. Ebu Cehil ona: Sizler dinlerinden dönenleri barındırıp, onlara yardım ettiğinizi, onlara destek olduğunuzu iddia ettiğiniz halde Mekke'de güvenlik içerisinde tavaf ettiğini görüyorum, öyle mi? Allah'a yemin ederim. Eğer sen Ebu Safvan ile birlikte olmasaydın sağ salim ailene (ailene) geri dönemezdin. Sa'd ona karşı sesini yükselterek dedi ki: Allah'a yemin ederim, eğer beni bu işten alıkoymaya kalkışacak olursan ben de seni, senin için bu işten daha ağır gelecek bir işten alıkoyarım. Yolun Medine üzerindendir, dedi. Bunun üzerine Umeyye ona: Ey Sa'd! Bu vadi halkının efendisi olan Ebu'l-Hakem'e sesini yükseltme, dedi. Bunun üzerine Sa'd: Bu lakırdıları bırak ey Umeyye, Allah'a yemin ederim, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i, şüphesiz onların seni öldüreceklerini söylerken dinledim. Mekke'de mi diye sordu, bilemiyorum dedi. Bundan dolayı Umeyye oldukça korktu. Umeyye ailesinin yanına geri dönünce: "Ey Ümmü Safvan!" dedi. Sa'd'ın bana neler söylediğini biliyor musun? Hanımı: Sana ne dedi, diye sordu. Umeyye: Onun iddia ettiğine göre Muhammed, beni öldüreceklerini onlara haber vermiş, dedi. Ben ona Mekke'de mi, diye sordum. Sa'd: Bilemiyorum dedi. Bunun üzerine Umeyye: Allah'a yemin ederim, Mekke'den dışarı çıkmayacağım, dedi. Bedir'e gitmek üzere Ebu Cehil herkesin savaşa katılmasını istedi ve haydi kervanınıza yetişin, dedi. Umeyye çıkmak istemedi. Ebu Cehil yanına giderek dedi ki: Ey Ebu Safvan, sen öyle birisin ki, insanlar senin bu vadinin efendisi olduğun halde savaştan geri kaldığını görecek olurlarsa onlar da seninle birlikte geri kalırlar. Ebu Cehil ona ısrar edip durdu. Sonunda şunları söyledi: Madem sen beni mecbur ettin, Allah'a yemin ederim Mekke'deki en asil deveyi satın alacağım. Sonra Umeyye (hanımına) dedi ki: Ey Üriımü Safvan, hazırlıklarımı yap. Hanımı ona: Ey Ebu Safvan, Yesrib'li kardeşinin sana neler söylediğini unuttun mu yoksa? Umeyye: Hayır. Fakat ben sadece onlarla birlikte çok yakın bir yere kadar gitmek istiyorum. Umeyye yola çıkınca nerede konaklarlarsa devesini mutlaka bağlıyordu. Yüce Allah'ın takdiri ile Bedir'de öldürülünceye kadar bu halini sürdürüp gitti." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Bedir'de öldürülecekleri sözkonusu etmesi" Yani Bedir vakası olmadan bir süre önce bunları söyle,miştir ve dediği gibi olmuştur. Müslim'de Enes yoluyla gelen rivayete göre Ömer şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Bedir'de öldürüleceklerin ölü olarak yıkılacakları yerleri gösteriyor ve: Burası yüce Allah'ın izniyle yarın filan kişinin ölüp yıkılacağı yerdir, burası filanın ölüp yıkılacağı yerdir, diyordu. Onu hak ile gönderene yemin olsun ki o sınırları aşmadılar." "Ebu'I-Hakem" Ebu Cehl'in künyesidir. Ona Ebu Cehil lakabını veren de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'dir. "Allah'a yemin ederim, Resulullah sallalliihu aleyhi ve sellem'i: Onlar seni öldüreceklerdir, derken dinlemişimdir." Kastedilen kimseler de Müslümanlar yahut Nebi sallalliihu aleyhi ve sellem'dir. Ondan bu şekilde çoğulolarak söz etmesi ise onu tazim içindir. "Bundan dolayı Umeyye oldukça korktu." Onun korkma sebebini İsrail yoluyla gelen rivayette açıklamıştır. Orada şöyle denilmektedir: "(Urneyye) dedi ki: Allah'a yemin ederim, Muhammed konuştu mu yalan söylemez." "Bedir günü olunca" İsrail: "Ve savaş için feryat edici de gelince" fazlalığını eklernektedir. Bilindiği gibi bu feryat eden kişinin adı Gıfar'lı Damdam b. Amr'dır. İbn İshak'ın senetleriyle zikrettiğine göre Damdam Mekke'ye varınca, devesinin kulaklarını kesmiş, eğerini ters çevirmiş, gömleğini yırtarak şöyle bağırıp feryat etmişti: Ey Kureyşliler, mallarınız Ebu Süfyan ile birlikte iken Muhammed onlara baskına çıkmıştır. İmdada yetişin imdada! "Kervanınıza yetişin." Ebu Süfyan ile birlikte bulunan kafileye yardıma koşun. "Sen bu vadinin halkının efendisi iken" Vadiden kasıt Mekke vadisidir. Daha önce Umeyye'nin, Ebu Cehil'i Sad ile konuşurken bu şekilde nitelediği geçmiş bulunmaktadır. Orada şöyle dediği belirtilmiştir: "Bu vadi ahalisinin efendisi olan Ebu'I-Hakem'e karşı sesini yükseltme!" Böylelikle karşılıklı olarak birbirlerini övmüş oldular. Her birisi kendi kavmi arasında bir efendi idi. "Ebu Cehil arkasını bırakmadı." İbn İshak, Ebu Cehil'in Umeyye'ye karşı tedbirini de anlatmış ve sonunda Umeyye'nin Mekke'den çıkmama hususundaki kararına muhalefet etmiş olduğunu belirtmiştir. İbn İshak der ki: Bana İbn Ebi Necih'in anlattığına göre Umeyye b. Halef çıkmama kararını vermiştir. O oldukça iri cüsseli, yaşlı birisi idi. Ukbe b. Ebi Muayt bir buhurdanı alıp onun yanına gitti ve önüne bırakarak: Sen ancak kadınlardan sayılırsın, dedi. Bu sefer Umeyye: Allah seni kahretsin dedi." Sanki Ebu Cehil, Ukbe'yi ona karşı kışkırtmış ve o da Umeyye'ye bunu yapmıştır. Ukbe sefihin teki idi. "Andolsun Mekke'deki en asil deveyi satın alacağım." Yani herhangi bir zor durum karşısında onun üzerinde kolaylıkla kaçabilmek için hazırlanacağım. Hadis-i şerifte Nebi sallalliihu aleyhi ve sellem'in apaçık bir takım mucizeleri vardır. Ayrıca Sad b. Muaz'ın ruhen ne kadar güçlü ve ne kadar büyük bir yakıne sahip olduğu da görülmektedir. Yine hadisten anlaşıldığına göre umre eskiden beri bilinen bir ibadettir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendisi de ashab-ı kirama -hacdan farklı olarakkendisi umre yapmadan önce umre yapmalarına izin verilmişti. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. 3. BEDİR GAZVESİ KISSASI
Narrated `Abdullah bin Mas`ud:From Sa`d bin Mu`adh: Sa`d bin Mu`adh was an intimate friend of Umaiya bin Khalaf and whenever Umaiya passed through Medina, he used to stay with Sa`d, and whenever Sa`d went to Mecca, he used to stay with Umaiya. When Allah's Messenger (ﷺ) arrived at Medina, Sa`d went to perform `Umra and stayed at Umaiya's home in Mecca. He said to Umaiya, "Tell me of a time when (the Mosque) is empty so that I may be able to perform Tawaf around the Ka`ba." So Umaiya went with him about midday. Abu Jahl met them and said, "O Abu Safwan! Who is this man accompanying you?" He said, "He is Sa`d." Abu Jahl addressed Sa`d saying, "I see you wandering about safely in Mecca inspite of the fact that you have given shelter to the people who have changed their religion (i.e. became Muslims) and have claimed that you will help them and support them. By Allah, if you were not in the company of Abu Safwan, you would not be able to go to your family safely." Sa`d, raising his voice, said to him, "By Allah, if you should stop me from doing this (i.e. performing Tawaf) I would certainly prevent you from something which is more valuable for you, that is, your passage through Medina." On this, Umaiya said to him, "O Sa`d do not raise your voice before Abu-l-Hakam, the chief of the people of the Valley (of Mecca)." Sa`d said, "O Umaiya, stop that! By Allah, I have heard Allah's Messenger (ﷺ) predicting that the Muslims will kill you." Umaiya asked, "In Mecca?" Sa`d said, "I do not know." Umaiya was greatly scared by that news. When Umaiya returned to his family, he said to his wife, "O Um Safwan! Don't you know what Sa`d told me? "She said, "What has he told you?" He replied, "He claims that Muhammad has informed them (i.e. companions that they will kill me. I asked him, 'In Mecca?' He replied, 'I do not know." Then Umaiya added, "By Allah, I will never go out of Mecca." But when the day of (the Ghazwa of) Badr came, Abu Jahl called the people to war, saying, "Go and protect your caravan." But Umaiya disliked to go out (of Mecca). Abu Jahl came to him and said, "O Abu Safwan! If the people see you staying behind though you are the chief of the people of the Valley, then they will remain behind with you." Abu Jahl kept on urging him to go until he (i.e. Umaiya) said, "As you have forced me to change my mind, by Allah, I will buy the best camel in Mecca. Then Umaiya said (to his wife). "O Um Safwan, prepare what I need (for the journey)." She said to him, "O Abu Safwan! Have you forgotten what your Yathribi brother told you?" He said, "No, but I do not want to go with them but for a short distance." So when Umaiya went out, he used to tie his camel wherever he camped. He kept on doing that till Allah caused him to be killed at Badr
حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كَعْبٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ كَعْبٍ، قَالَ سَمِعْتُ كَعْبَ بْنَ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ لَمْ أَتَخَلَّفْ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي غَزْوَةٍ غَزَاهَا إِلاَّ فِي غَزْوَةِ تَبُوكَ، غَيْرَ أَنِّي تَخَلَّفْتُ عَنْ غَزْوَةِ بَدْرٍ، وَلَمْ يُعَاتَبْ أَحَدٌ تَخَلَّفَ عَنْهَا، إِنَّمَا خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُرِيدُ عِيرَ قُرَيْشٍ، حَتَّى جَمَعَ اللَّهُ بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ عَدُوِّهِمْ عَلَى غَيْرِ مِيعَادٍ.
Abdurrahman b. Abdullah b. Ka'b'dan rivayete göre Abdullah b. Ka'b dedi ki: Ben, Ka'b b. Malik r.a.'ı şöyle derken dinledim: Tebuk gazvesi dışında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in katılmış olduğu hiçbir gazveden geri kalmış değilim. Ancak Bedir gazvesinde geri kalmıştırn .. Fakat o gazveden geri kalan hiçbir kimseye bundan dolayı sitem edilmedi .. Çünkü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Kureyş'in kervanı üzerine gitmek maksadıyla çıkmıştı. Nihayet Allah onları daha önce aralarında belirlenmiş bir vakit olmaksızın düşmanları ile karşı karşıya getirdi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bedir" ünlü bir kasabadır. Oradaki kuyunun adı olduğu da söylenmiştir. Kuyunun ağzının yuvarlaklığı yahut da suyunun berraklığı dolayısıyla bu ad verilmiştir. Suyu berrak olduğundan dolayı ondördündeki ay o suda görülebiliyordu. "Siz zayıfken" karşılarına çıkan müşriklere nispetle az idiler. Aralarındaki çok az sayıdaki kişi dışında piyade olmaları, silahlarının da yokluğu bakımından zayıf idiler. Müşriklerin ise durumu tam bunun aksine idi. Bunun sebebi ise, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in insanları Ebu Süfyan'ın karşısına çıkmak için çağırmış olması idi. Onunla birlikte Kureyş'e ait mallar alınacaktı. Nebiin beraberindekiler de sayıca azdı. Ensarın çoğu bir savaş olacağını sanmamıştı. Bundan dolayı Ensardan onunla birlikte çok az kişi gitmişti. Hazırlıklarını da gerektiği gibi yapmamışlardı. Müşriklerin durumu bunun aksine idi. Onlar mallarını korumak üzere hazırlanarak çıkmışlardı. "Hani Allah size o iki taifeden birinin sizin olacağını vaat ediyordu. Siz ise kuwet ve silah bulunmayan (kervanın) kendinizin olmasını arzu ediyordunuz. "[Enfal, 7] Bu ayet-i kerimenin Bedir olayı ile ilgili olarak indiği hususunda görüş ayrılığı yoktur. Hatta Enfal suresinin tamamı yahut da büyük bir bölümü Bedir olayını zikretmek üzere inmiştir. İleride Said b. Cubeyr'in: "İbnAbbas'a: (Ya) Enfal suresi dedim, o, Bedir hakkında inmiştir, dedi." şeklindeki sözleri açıklanırken gelecektir İki taifeden maksat, kervan ile savaşa çıkan ordudur. Kervanda Ebu Süfyan ile Amr b. As, Mahreme b. Nevfel gibi kimseler ile beraberindeki mallar bulunuyordu. Yardıma gelenler arasında ise Ebu Cehil, Utbe b. Rabia ve Kureyş'in diğer ileri gelenleri vardı. Bunlar silahları ile hazırlık yapmış ve savaş için donanmışlardı. Müslümanlar ise onların kervanlarını ele geçirmek eğiliminde-idi. Yüce AIlah'ın: "Siz ise kuvvet ve silahı bulunmayan (kervan)ın kendinizin olmasını arzu ediyordunuz."[Enfal, 7] buyruğu ile kastedilen de budur. " Silahı olan" ile kastedilenler ise .. silahları bulunan kesimdir
Narrated Ka`b bin Malik:I never failed to join Allah's Messenger (ﷺ) in any of his Ghazawat except in the Ghazwa of Tabuk. However, I did not take part in the Ghazwa of Badr, but none who failed to take part in it, was blamed, for Allah's Messenger (ﷺ) had gone out to meet the caravans of (Quraish, but Allah caused them (i.e. Muslims) to meet their enemy unexpectedly (with no previous intention)