301 hadis bulundu · sayfa 2/16
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي جَدِّي أَبُو بُرْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم " الْخَازِنُ الأَمِينُ الَّذِي يُؤَدِّي مَا أُمِرَ بِهِ طَيِّبَةً نَفْسُهُ أَحَدُ الْمُتَصَدِّقَيْنِ ".
Ebu Musa el-Eş'ari şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kendisine emredilenleri gönül hoşnutluğu içinde yerine getiren güvenilir hazinedar, tasadduk eden iki kişiden biridir
Narrated Abu Musa Al-Ash`ari:The Prophet (ﷺ) said, "The honest treasurer who gives willingly what he is ordered to give, is one of the two charitable persons, (the second being the owner)
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ قُرَّةَ بْنِ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي حُمَيْدُ بْنُ هِلاَلٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَقْبَلْتُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَعِي رَجُلاَنِ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ، فَقُلْتُ مَا عَلِمْتُ أَنَّهُمَا يَطْلُبَانِ الْعَمَلَ. فَقَالَ " لَنْ أَوْ لاَ نَسْتَعْمِلُ عَلَى عَمَلِنَا مَنْ أَرَادَهُ ".
Ebu Musa el-Eş'ari şöyle demiştir: Yanımda Eş'ariIerden iki adamla birlikte Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına vardım ve "Bu iki kişi iş istiyorlar" dedim. Bunun üzerine Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Biz, işimizde, işe talib olanları istihdam etmeyiz" buyurdu.
Narrated Abu Musa:I went to the Prophet (ﷺ) with two men from Ash`ari tribe. I said (to the Prophet), "I do not know that they want employment." The Prophet (ﷺ) said, "No, we do not appoint for our jobs anybody who demands it earnestly
Tekrar:
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَثَلُ الْمُسْلِمِينَ وَالْيَهُودِ وَالنَّصَارَى كَمَثَلِ رَجُلٍ اسْتَأْجَرَ قَوْمًا يَعْمَلُونَ لَهُ عَمَلاً يَوْمًا إِلَى اللَّيْلِ عَلَى أَجْرٍ مَعْلُومٍ، فَعَمِلُوا لَهُ إِلَى نِصْفِ النَّهَارِ فَقَالُوا لاَ حَاجَةَ لَنَا إِلَى أَجْرِكَ الَّذِي شَرَطْتَ لَنَا، وَمَا عَمِلْنَا بَاطِلٌ، فَقَالَ لَهُمْ لاَ تَفْعَلُوا أَكْمِلُوا بَقِيَّةَ عَمَلِكُمْ، وَخُذُوا أَجْرَكُمْ كَامِلاً، فَأَبَوْا وَتَرَكُوا، وَاسْتَأْجَرَ أَجِيرَيْنِ بَعْدَهُمْ فَقَالَ لَهُمَا أَكْمِلاَ بَقِيَّةَ يَوْمِكُمَا هَذَا، وَلَكُمَا الَّذِي شَرَطْتُ لَهُمْ مِنَ الأَجْرِ. فَعَمِلُوا حَتَّى إِذَا كَانَ حِينُ صَلاَةِ الْعَصْرِ قَالاَ لَكَ مَا عَمِلْنَا بَاطِلٌ، وَلَكَ الأَجْرُ الَّذِي جَعَلْتَ لَنَا فِيهِ. فَقَالَ لَهُمَا أَكْمِلاَ بَقِيَّةَ عَمَلِكُمَا، فَإِنَّ مَا بَقِيَ مِنَ النَّهَارِ شَىْءٌ يَسِيرٌ. فَأَبَيَا، وَاسْتَأْجَرَ قَوْمًا أَنْ يَعْمَلُوا لَهُ بَقِيَّةَ يَوْمِهِمْ، فَعَمِلُوا بَقِيَّةَ يَوْمِهِمْ حَتَّى غَابَتِ الشَّمْسُ، وَاسْتَكْمَلُوا أَجْرَ الْفَرِيقَيْنِ كِلَيْهِمَا، فَذَلِكَ مَثَلُهُمْ وَمَثَلُ مَا قَبِلُوا مِنْ هَذَا النُّورِ ".
Ebu Musa el-Eş'ari r.a.'in rivayet ettiğine göre Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Müslümanların, Yahudilerin ve Hıristiyanların durumu, bir topluluk ile, sabahtan geceye kadar bir gün, belirli bir ücret karşılığında çalışması için iş akdi yapan kimse örneğine benzer. Bu kimseler, yarım gün çalıştıktan sonra şöyle derler: "Bize vereceğini söylemiş olduğun ücrete ihtiyacımız yok, istemiyoruz. Çalıştıklarımız boşa gitsin." İş veren, onlara, "Böyle yapmayın. Geri kalan işinizi de yapın ve ücretinizi tam olarak alın" der. Onlar, buna yanaşmaz ve çekip giderler. Daha sonra iş veren başka bir grupla iş akdi yapar. İş veren onlara, "Günün geri kalanı siz tamamlayın, size, onlara vereceğim ücreti vereceğim" der. Onlar da, çalışmaya koyulurlar. İkindi namazı vakti gelince, "Bizim senin için çalıştıklarımız boşa gitti (batıl oldu). Bize takdir ettiğin ücret de senin olsun" derler. İş veren onlara, "Geri kalan işinizi de tamamlayın. Günün sadece (geçen bölümüne göre) çok az bir kısmı kaldı" der. Onlar bundan kaçınırlar. İş veren başka bir grupla, günün geri kalan kısmında çalışmaları için iş akdi yapar. Onlar da çalışır. Daha önceki iki grubun ücretini tam olarak alır giderler. İşte bu, Müslümanlar ile (hidayet) nurundan kabul gören şeylere bir örnektir
Narrated Abu Musa:The Prophet (ﷺ) said, "The example of Muslims, Jews and Christians is like the example of a man who employed laborers to work for him from morning till night for specific wages. They worked till midday and then said, 'We do not need your money which you have fixed for us and let whatever we have done be annulled.' The man said to them, 'Don't quit the work, but complete the rest of it and take your full wages.' But they refused and went away. The man employed another batch after them and said to them, 'Complete the rest of the day and yours will be the wages I had fixed for the first batch.' So, they worked till the time of `Asr prayer. Then they said, "Let what we have done be annulled and keep the wages you have promised us for yourself.' The man said to them, 'Complete the rest of the work, as only a little of the day remains,' but they refused. Thereafter he employed another batch to work for the rest of the day and they worked for the rest of the day till the sunset, and they received the wages of the two former batches. So, that was the example of those people (Muslims) and the example of this light (guidance) which they have accepted willingly
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الْخَازِنُ الأَمِينُ الَّذِي يُنْفِقُ ـ وَرُبَّمَا قَالَ الَّذِي يُعْطِي ـ مَا أُمِرَ بِهِ كَامِلاً مُوَفَّرًا، طَيِّبٌ نَفْسُهُ، إِلَى الَّذِي أُمِرَ بِهِ، أَحَدُ الْمُتَصَدِّقَيْنِ ".
Ebu Musa r.a.'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kendisine verilen emri mükemmel bir şekilde, gönül huzuru içinde yerine getirip emredilen kişiye ileten güvenilir mal koruyucusu (hazin), sadaka veren iki kişiden biridir." KİTABU’L-VEKALET BİTTİ. MUZAREA BİR SONRAKİ SAYFADA
Narrated Abu Musa:The Prophet (ﷺ) said, "An honest treasurer who gives what he is ordered to give fully, perfectly and willingly to the person to whom he is ordered to give, is regarded as one of the two charitable persons
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الْمُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِ كَالْبُنْيَانِ يَشُدُّ بَعْضُهُ بَعْضًا ". وَشَبَّكَ بَيْنَ أَصَابِعِهِ.
Ebu Musa r.a.'den nakledilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem parmaklarını kenetleyerek "Mu'minler bir binanın tuğlaları gibidir, birbirine destek olurlar" buyurmuştur
Narrated Abu Musa:The Prophet (ﷺ) said, "A believer to another believer is like a building whose different parts enforce each other." The Prophet (ﷺ) then clasped his hands with the fingers interlaced (while saying that)
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ الأَشْعَرِيِّينَ إِذَا أَرْمَلُوا فِي الْغَزْوِ، أَوْ قَلَّ طَعَامُ عِيَالِهِمْ بِالْمَدِينَةِ جَمَعُوا مَا كَانَ عِنْدَهُمْ فِي ثَوْبٍ وَاحِدٍ، ثُمَّ اقْتَسَمُوهُ بَيْنَهُمْ فِي إِنَاءٍ وَاحِدٍ بِالسَّوِيَّةِ، فَهُمْ مِنِّي وَأَنَا مِنْهُمْ ".
Ebu Musa r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Eş'ari kabilesi, savaşta azıksız kaldığında veya şehirde ailelerinin yiyeceği azaldığında yanlarında olan bütün yiyecekleri bir sofrada toplarlar ve onu aynı kapta eşit olarak paylaşırıar. Onlar bendendir, ben de onlardanım
Narrated Abu Musa:The Prophet (ﷺ) said, "When the people of Ash`ari tribe ran short of food during the holy battles, or the food of their families in Medina ran short, they would collect all their remaining food in one sheet and then distribute it among themselves equally by measuring it with a bowl. So, these people are from me, and I am from them
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، سَمِعَ مُحَمَّدَ بْنَ فُضَيْلٍ، عَنْ مُطَرِّفٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ كَانَتْ لَهُ جَارِيَةٌ فَعَالَهَا، فَأَحْسَنَ إِلَيْهَا ثُمَّ أَعْتَقَهَا وَتَزَوَّجَهَا، كَانَ لَهُ أَجْرَانِ ".
Ebu Musa (r.a.)'dan rivayet edilmiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Cariye sahibi olan bir kimse onu güzelce eğitir, sonra azat edip evlenirse iki kat mükafat alır" buyurmuştur. Bu hadis Nikah bölümünde ayrıntılı olarak açıklanacaktır. İnşaallah باب: قول النبي صلى الله عليه وسلم: (العبيد إخوانكم، فأطعموهم مما تأكلون). 15. NEBi S.A.V.'İN "KÖLELERİNİZ SİZİN KARDEŞLERİNİZDİR. BU YÜZDEN SİZ NE YİYORSANIZ ONLARA DA YEDİRİN" BUYRUĞU
Narrated Abu Musa:Allah's Messenger (ﷺ) said, "He who has a slave-girl and educates and treats her nicely and then manumits and marries her, will get a double reward
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَيُّمَا رَجُلٍ كَانَتْ لَهُ جَارِيَةٌ فَأَدَّبَهَا فَأَحْسَنَ تَأْدِيبَهَا، وَأَعْتَقَهَا وَتَزَوَّجَهَا، فَلَهُ أَجْرَانِ، وَأَيُّمَا عَبْدٍ أَدَّى حَقَّ اللَّهِ وَحَقَّ مَوَالِيهِ، فَلَهُ أَجْرَانِ ".
Ebu Musa el-Eş'ari'den nakledilir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Cariye sahibi olan her kim onu güzelce eğitir, sonra azat eder ve evlenirse iki kat mükafat alır. Bir köle de Allah'ın hakkını ve efendilerinin hakkını tam olarak yerine getirirse iki kat mükafat alır" buyurmuştur
Narrated Abu Musa Al-Ash`ari:The Prophet (ﷺ) said, "He who has a slave-girl and teaches her good manners and improves her education and then manumits and marries her, will get a double reward; and any slave who observes Allah's right and his master's right will get a double reward
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الْمَمْلُوكُ الَّذِي يُحْسِنُ عِبَادَةَ رَبِّهِ، وَيُؤَدِّي إِلَى سَيِّدِهِ الَّذِي لَهُ عَلَيْهِ مِنَ الْحَقِّ وَالنَّصِيحَةِ وَالطَّاعَةِ، لَهُ أَجْرَانِ ".
Ebu Musa r.a.'dan rivayet edildi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Rabbine güzelce kulluk eden ve efendisine karşı görev ve sorumluluğunu yerine getiren kölenin iki kat mükafatı vardır" buyurdu
Narrated Abu Musa:The Prophet (ﷺ) said, "The Mamluk (slave) who worships his Lord in a perfect manner, and is dutiful, sincere and obedient to his Saiyid (master), will get a double reward
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ صَبَّاحٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ زَكَرِيَّاءَ، حَدَّثَنَا بُرَيْدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ قَالَ سَمِعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً يُثْنِي عَلَى رَجُلٍ، وَيُطْرِيهِ فِي مَدْحِهِ فَقَالَ " أَهْلَكْتُمْ ـ أَوْ قَطَعْتُمْ ـ ظَهْرَ الرَّجُلِ ".
Ebu Musa r.a.'dan rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem birini öven veya onun hakkında methiyeler dizen birini duymuştu. "Adamın omurgasını kırdınız" buyurdu.
Narrated Abu Musa Al-Ash`ari:The Prophet (ﷺ) heard someone praising another and exaggerating in his praise. The Prophet (ﷺ) said, "You have ruined or cut the man's back (by praising him so much)
Tekrar:
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ الرَّجُلُ يُقَاتِلُ لِلْمَغْنَمِ، وَالرَّجُلُ يُقَاتِلُ لِلذِّكْرِ، وَالرَّجُلُ يُقَاتِلُ لِيُرَى مَكَانُهُ، فَمَنْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ قَالَ " مَنْ قَاتَلَ لِتَكُونَ كَلِمَةُ اللَّهِ هِيَ الْعُلْيَا فَهُوَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ".
Ebu Musa r.a.'dan nakledilmiştir: Birisi Nebi'e Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek şöyle bir soru yöneltti: "Bir adam ganimet elde etmek için, diğeri nam salmak için, bir başkası da ne kadar cesur olduğunu göstermek için savaşıyor. Bunlardan hangisi Allah Teala yolundadır?" Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona şöyle cevap verdi: "Kim Allah'ın kelimesi (كلمة الله) en üstün olsun diye savaşıyorsa o Allah yolundadır
Narrated Abu Musa:A man came to the Prophet (ﷺ) and asked, "A man fights for war booty; another fights for fame and a third fights for showing off; which of them fights in Allah's Cause?" The Prophet (ﷺ) said, "He who fights that Allah's Word (i.e. Islam) should be superior, fights in Allah's Cause
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ قَالَ رُمِيَ أَبُو عَامِرٍ فِي رُكْبَتِهِ، فَانْتَهَيْتُ إِلَيْهِ قَالَ انْزِعْ هَذَا السَّهْمَ. فَنَزَعْتُهُ، فَنَزَا مِنْهُ الْمَاءُ، فَدَخَلْتُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرْتُهُ، فَقَالَ " اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِعُبَيْدٍ أَبِي عَامِرٍ ".
Ebu Musa'nın şöyle dediği nakledilmiştir: "Ebu Amir'in dizine ok saplanmıştl. Ben ona doğru yaklaştığımda bana: "Şu ok'u dizimden çıkar!" dedi. Ben de ok'u çekip çıkardım. Yaralanan yerden tazyikli bir şekilde su fışkırmıştı. Ben daha sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gittim ve bu olayı anlattım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Allahım, Ebu Amir'i bağışla
Narrated Abu Musa:Abu 'Amir was hit with an arrow in his knee, so I went to him and he asked me to remove the arrow. When I removed it, the water started dribbling from it. Then I went to the Prophet (ﷺ) and told him about it. He said, "O Allah! Forgive `Ubaid Abu 'Amir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، فَكُنَّا إِذَا أَشْرَفْنَا عَلَى وَادٍ هَلَّلْنَا وَكَبَّرْنَا ارْتَفَعَتْ أَصْوَاتُنَا، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " يَا أَيُّهَا النَّاسُ، ارْبَعُوا عَلَى أَنْفُسِكُمْ، فَإِنَّكُمْ لاَ تَدْعُونَ أَصَمَّ وَلاَ غَائِبًا، إِنَّهُ مَعَكُمْ، إِنَّهُ سَمِيعٌ قَرِيبٌ، تَبَارَكَ اسْمُهُ وَتَعَالَى جَدُّهُ ".
Ebu Musa el-Eş'ari r.a. anlatıyor: "Biz Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idik. Yolculuğumuz sırasında bir vadiden geçtiğimizde yüksek sesle La ilahe illallah ve Allahu Ekber diyorduk. Bunun üzerine ResuI-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kendinize acıyın, zira siz işitmeyen ve sizden uzak bir ilaha yalvarmıyorsunuz. O sizinle beraberdir. O her şeyi işitendir, size çok yakındır. O'nun ismi pek yücedir, şanı çok üstündür. "
Narrated Abu Musa Al-Ash`ari:We were in the company of Allah's Messenger (ﷺ) (during Hajj). Whenever we went up a high place we used to say: "None has the right to be worshipped but Allah, and Allah is Greater," and our voices used to rise, so the Prophet (ﷺ) said, "O people! Be merciful to yourselves (i.e. don't raise your voice), for you are not calling a deaf or an absent one, but One Who is with you, no doubt He is All-Hearer, ever Near (to all things)
Tekrar: 4205, 6384, 6409, 6610, 7386. Diğer tahric: Tirmizi Daavat; Müslim, Zikir
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فُكُّوا الْعَانِيَ ـ يَعْنِي الأَسِيرَ ـ وَأَطْعِمُوا الْجَائِعَ وَعُودُوا الْمَرِيضَ ".
Ebu Musa r.a.'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Esirlerin bağlarını çözün, açları doyurun ve hastaları ziyaret edin!"
Narrated Abu Musa:The Prophet (ﷺ) said, "Free the captives, feed the hungry and pay a visit to the sick
Tekrar:
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرٍو، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا وَائِلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مُوسَى الأَشْعَرِيُّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ أَعْرَابِيٌّ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الرَّجُلُ يُقَاتِلُ لِلْمَغْنَمِ، وَالرَّجُلُ يُقَاتِلُ لِيُذْكَرَ، وَيُقَاتِلُ لِيُرَى مَكَانُهُ، مَنْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَقَالَ " مَنْ قَاتَلَ لِتَكُونَ كَلِمَةُ اللَّهِ هِيَ الْعُلْيَا فَهْوَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ".
Ebu Musa el-Eş'ari r.a.'in naklettiğine göre bir bedevı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: "Bir adam ganimet elde etmek için, diğeri nam salmak için, bir başkası da ne kadar cesur olduğunu göstermek için savaşıyor. Bunlardan hangisi Allah Teala yolundadır?" diye sordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona şöyle cevap verdi: "Kim Allah'ın sözü (.....) en üstün olsun diye savaşıyorsa o Allah yolundadır
Narrated Abu Musa Al-Ash`ari:A bedouin asked the Prophet, "A man may fight for the sake of booty, and another may fight so that he may be mentioned by the people, and a third may fight to show his position (i.e. bravery); which of these is regarded as fighting in Allah's Cause?" The Prophet (ﷺ) said, "He who fights so that Allah's Word (i.e. Islam) should be superior, fights for Allah's Cause
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا بُرَيْدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بَلَغَنَا مَخْرَجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ بِالْيَمَنِ فَخَرَجْنَا مُهَاجِرِينَ إِلَيْهِ، أَنَا وَأَخَوَانِ لِي، أَنَا أَصْغَرُهُمْ، أَحَدُهُمَا أَبُو بُرْدَةَ وَالآخَرُ أَبُو رُهْمٍ، إِمَّا قَالَ فِي بِضْعٍ، وَإِمَّا قَالَ فِي ثَلاَثَةٍ وَخَمْسِينَ أَوِ اثْنَيْنِ وَخَمْسِينَ رَجُلاً مِنْ قَوْمِي فَرَكِبْنَا سَفِينَةً، فَأَلْقَتْنَا سَفِينَتُنَا إِلَى النَّجَاشِيِّ بِالْحَبَشَةِ، وَوَافَقْنَا جَعْفَرَ بْنَ أَبِي طَالِبٍ وَأَصْحَابَهُ عِنْدَهُ فَقَالَ جَعْفَرٌ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعَثَنَا هَا هُنَا، وَأَمَرَنَا بِالإِقَامَةِ فَأَقِيمُوا مَعَنَا. فَأَقَمْنَا مَعَهُ، حَتَّى قَدِمْنَا جَمِيعًا، فَوَافَقْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم حِينَ افْتَتَحَ خَيْبَرَ، فَأَسْهَمَ لَنَا. أَوْ قَالَ فَأَعْطَانَا مِنْهَا. وَمَا قَسَمَ لأَحَدٍ غَابَ عَنْ فَتْحِ خَيْبَرَ مِنْهَا شَيْئًا، إِلاَّ لِمَنْ شَهِدَ مَعَهُ، إِلاَّ أَصْحَابَ سَفِينَتِنَا مَعَ جَعْفَرٍ وَأَصْحَابِهِ، قَسَمَ لَهُمْ مَعَهُمْ.
Ebu Musa'nın şöyle dediği nakledilmiştir: "Biz Yemen'de iken Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Nebiliğini açıkladığı haberi bize ulaştı. Biz de O'na (s.a.v.) hicret edenler olarak yola koyulduk. Bu yolculuğa iki ağabeyim, Ebu Bürde ve Ebu Rühm ile birlikte çıkmıştık." Başka rivayetlerde Ebu Musa'nın: "On kişiye yakın bir kafile veya benim kabilemden elli üç ya da elli iki kişilik bir grupla yola çıktık" dediği kayıtlıdır. Biz bir gemiye bindik ve Necaşi'nin Habeşistan'ına vardık. Orada Cafer İbn Ebu Talib ile arkadaşlarıyla karşılaştık. Cafer bize: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizi buraya gönderdi ve burada kalmamızı emreti. Siz de bizimle birlikte kalın!" dedi. Biz de hep birlikte dönene kadar onunla birlikte orada kaldık. Döndüğümüzde Hayber fethedilmişti. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize de bu Hayber ganimetlerinden pay verdi - başka bir rivayette "bize verdi" diye kayıtlıdır - Bizim dışımızda Hayber'in fethine katılmayan insanlara hiçbir şey vermedi. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hayber ganimetlerini sadece savaşa katılanlara, gemide bizimle birlikte bulunanlara ve Cafer ile arkadaşlarına dağıttı. Ganimeti paylaştırırken bunları savaşçılarla birlikte değerlendirdi."
Narrated Abu Musa:We got the news of the migration of the Prophet (ﷺ) while we were in Yemen, so we set out migrating to him. We were, I and my two brothers, I being the youngest, and one of my brothers was Abu Burda and the other was Abu Ruhm. We were over fifty (or fifty-three or fifty two) men from our people. We got on board a ship which took us to An-Najashi in Ethiopia, and there we found Ja`far bin Abu Talib and his companions with An-Najashi. Ja`far said (to us), "Allah's Messenger (ﷺ) has sent us here and ordered us to stay here, so you too, stay with us." We stayed with him till we all left (Ethiopia) and met the Prophet (ﷺ) at the time when he had conquered Khaibar. He gave us a share from its booty (or gave us from its booty). He gave only to those who had taken part in the Ghazwa with him. but he did not give any share to any person who had not participated in Khaibar's conquest except the people of our ship, besides Ja`far and his companions, whom he gave a share as he did them (i.e. the people of the ship)
Tekrar:
حَدَّثَنَا الرَّبِيعُ بْنُ يَحْيَى الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا زَائِدَةُ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ بْنِ أَبِي مُوسَى، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ مَرِضَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " مُرُوا أَبَا بَكْرٍ فَلْيُصَلِّ بِالنَّاسِ ". فَقَالَتْ إِنَّ أَبَا بَكْرٍ رَجُلٌ. فَقَالَ مِثْلَهُ فَقَالَتْ مِثْلَهُ. فَقَالَ " مُرُوهُ فَإِنَّكُنَّ صَوَاحِبُ يُوسُفَ ". فَأَمَّ أَبُو بَكْرٍ فِي حَيَاةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم. فَقَالَ حُسَيْنٌ عَنْ زَائِدَةَ رَجُلٌ رَقِيقٌ.
Ebu Burde b. Ebi Musa'dan rivayete göre o babasından şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hastalandı. "Ebu Bekir'e emredin cemaate namaz kıldırsın" dedi. Aişe: Ebu Bekir, şöyle şöyle bir adamdır, dedi. Yine aynı şeyi söyledi, o da aynı şeyleri tekrarlayınca, şöyle buyurdu: "Ebu Bekir'e emredin, siz Yusufun (başına o işleri açan) kadınlarsınız. " Ebu Bekir, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayatta iken imamlık yaptı
Narrated Abu Musa:When the Prophet (ﷺ) fell ill, he said, "Order Abu Bakr to lead the people in prayer." `Aisha said, "Abu Bakr is a soft-hearted person. The Prophet (ﷺ) gave the same order again and she again gave the same reply. He again said, "Order Abu Bakr (to lead the prayer)! You are (like) the female companions of Joseph." Consequently Abu Bakr led the people in prayer in the life-time of the Prophet
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ مُرَّةَ الْهَمْدَانِيِّ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كَمَلَ مِنَ الرِّجَالِ كَثِيرٌ، وَلَمْ يَكْمُلْ مِنَ النِّسَاءِ إِلاَّ آسِيَةُ امْرَأَةُ فِرْعَوْنَ، وَمَرْيَمُ بِنْتُ عِمْرَانَ، وَإِنَّ فَضْلَ عَائِشَةَ عَلَى النِّسَاءِ كَفَضْلِ الثَّرِيدِ عَلَى سَائِرِ الطَّعَامِ ".
Ebu Musa r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Erkeklerden pek çok kişi kemale ermiştir. Kadınlardan ise kemale ancak Firavun'un karısı Asiye ile İmran kızı Meryem kemale ermiştir ve şüphesiz Aişe'nin diğer kadınlara üstünlüğü, tiridin diğer yemeklere olan üstünlüğü gibidir." Hadis ileride 3433, 3769 ve 5418 numara ile gelecektir.
Narrated Abu Musa:Allah's Messenger (ﷺ) said, "Many amongst men reached (the level of) perfection but none amongst the women reached this level except Asia, Pharaoh's wife, and Mary, the daughter of `Imran. And no doubt, the superiority of `Aisha to other women is like the superiority of Tharid (i.e. a meat and bread dish) to other meals
Diğer tahric edenler: Tirmizi Et’ime; Nesâî, Muaşeret Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu başlıktan maksat, Firavun'un hanım i Müzahim kızı Asiye'yi sözkonusu etmektir. Denildiğine göre o İsrailoğullarından idi ve Musa'nın halası idi. Meryem ise daha sonra ayrıca sözkonusu edilecektir. "Kadınlardan Firavun'un karısı Asiye ile İmran'ın kızı Meryem dışında kimse kemale ermemiştir" buyruğu ile Buharı bu kapsamı daraltılmış ifadeyi bu iki kadının birer nebi olduğuna delil göstermektedir. Çünkü insan türünün en mükemmeli hiç şüphesiz önce nebilerdir, sonra velilerdir, sıddıklar ve şehidlerdir. Eğer bu iki kadın nebi olmamış olsaydı, kadınlar arasında da veli, sıddıka ve şehide olmaması gerekirdi. Vakıada ise bu nitelikler birçok kadında bulunan niteliklerdir. Sanki yüce Allah Resulü şöyle buyurmuş gibidir: "Kadınlardan filan ve filan kadın dışında kimseye nübüwet verilmemiştir." Eğer sıddıka yahut veliyye ya da şehitlik sıfatı yalnızca filan kadın ile filan kadın için sabittir, demiş olsaydı, elbette ki bu doğru olmazdı. Çünkü bu nitelikler başkalarında da bulunmaktadır. Şu kadar var ki hadiste sözkonusu edilen kemale ermekten maksadın, nebilerin dışındakilerin kemali olması hali müstesnadır. Ancak açıklanan durum sebebiyle nebilerin dışındakilerin kemalinin kastedildiğini ortaya koyacak tam bir delil bulunmamaktadır. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. Buna göre maksat, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zamanından önceki zamanlardır. Ayrıca Nebi sallallahu aleyhi ve sellem kendi dönemindeki kadınlardan Aişe dışında kimseyi sözkonusu etmemiştir. Hadiste Aişe r.a.a'nın diğer kadınlara göre daha faziletli olduğuna dair açık bir ifade bulunmamaktadır. Çünkü tiridin diğer yemeklere üstünlüğü ancak hazırlanmasının külfetsiz oluşu ve ko- . laylıkla hazmedilişi dolayısı iledir ve o dönemde onların yemeklerinin en Üstünü idi. Bununla birlikte bütün bu özellikler her bakımdan tiridin en üstün olmasını gerektirmemektedir. Başka açılardan başka yemeğe nispetle daha az faziletli olması mümkündür. Kurtubı der ki: Sahih olan, Meryem'in nebi olduğudur. Çünkü yüce Allah ona melek vasıtasıyla vahiy bildirmiştir. Asiye'ye gelince, onun nebi olduğuna dair herhangi bir delil varid olmamıştır. el-Kermanı der ki: "Kemale eriş" lafzı dolayısıyla nebi olması gerekmez. Çünkü kemal bir şeyin tamam olması ve kendi alanında en ileri dereceye varmış olması halini anlatmak için kullanılır. O halde maksat onun kadınlar hakkında sözkonusu olan bütün fazilet alanlarında en ileri dereceye ulaşmış olmasıdır. (Devamla) der ki: Kadınlardan nebi olmadığına dair icma' da nakledilmiş bulunmaktadır. Evet Kermanı böyle demektedir. Bununla birlikte el-Eşarı'den, kadınlardan altı tane nebi olduğunu söylediği de nakledilmiştir. Bunlar Hawa, Sara, Musa'nın annesi, Hacer, Asiye ve Meryem'dir. Onun nübüwet hususunda belirlediği ölçüye göre, Allah tarafından meleğin bir emir, nehiy ya da ileride meydana geleceklere dair bir bilgi getirerek geldiği her bir şahıs, bir nebidir. Yüce Allah tarafından bu kabilden çeşitli hususları bildirmek üzere bunlara meleğin gelmiş olduğu da sabittir. Kur'an-ı Kerim'de bunların bazılarına vahiyde bulunulduğu da açıkça ifade edilmiştir. İbn Hazm "el-Milel ve'n-Nihal" adlı eserinde bu meselede görüş ayrılığının ancak kendi çağında Kurtuba'da tartışma konusu edildiğini ve o zamana kadar böyle bir tartışmanın bulunmadığını zikretmiş bulunmaktadır. Bu hususta görüş belirtenler arasında üçüncü bir görüş daha nakletmiştir ki, o da bu hususta görüş açıklamamaktır. (Devamla) der ki: Kadınlardan nebi geldiğini kabul etmeyenlerin delili yüce Allah'ın: "Senden önce gönderdiğimiz Resuller kendilerine vahyettiğimiz şehirli erkeklerden başkaları değildi. "[Yusuf, 109] buyruğudur. (İbn Hazm) der ki: Ancak bu buyrukta delilolacak bir taraf yoktur. Çünkü kimse kadınlara risalet verildiğini iddia etmiş değildir. Sözkonusu görüş ayrılığı sadece Nübuvvet ile alakalıdır. Bu hususta varid olmuş en açık buyruklar Meryem kıssasındadır. Musa'nın annesinin kıssasında da onun için Nübuvvetin sabit olduğuna delil olacak taraflar vardır. Çünkü sadece ona bu hususun vahyedilmesi dolayısı ile çocuğunu denize attığını görüyoruz. Şanı yüce Allah da Meryem'i ve ondan sonra da başka nebileri sözkonusu ettikten sonra şöyle buyurmaktadır: "İşte bunlar AIlahım kendilerine nimet verdiği ... nebilerdendir." (Meryem, 58) Böylelikle o da bu genel buyruğun kapsamı içerisine girmiş olmaktadır. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır
حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، قَالَ سَمِعْتُ مُرَّةَ الْهَمْدَانِيَّ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " فَضْلُ عَائِشَةَ عَلَى النِّسَاءِ كَفَضْلِ الثَّرِيدِ عَلَى سَائِرِ الطَّعَامِ، كَمَلَ مِنَ الرِّجَالِ كَثِيرٌ، وَلَمْ يَكْمُلْ مِنَ النِّسَاءِ إِلاَّ مَرْيَمُ بِنْتُ عِمْرَانَ وَآسِيَةُ امْرَأَةُ فِرْعَوْنَ ".
Ebu Musa el-Eş'ari r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Aişe'nin kadınlara üstünlüğü tiridin diğer yemeklere üstünlüğü gibidir. Erkeklerden pek çok kişi kemale erdiği halde kadınlardan ancak İmran kızı Meryem ile Firavun'un karısı Asiye kemale ermiştir
Narrated Abu Musa Al-Ash`ari:The Prophet (ﷺ) said, "The superiority of `Aisha to other ladies is like the superiority of Tharid (i.e. meat and bread dish) to other meals. Many men reached the level of perfection, but no woman reached such a level except Mary, the daughter of `Imran and Asia, the wife of Pharaoh
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا صَالِحُ بْنُ حَىٍّ، أَنَّ رَجُلاً، مِنْ أَهْلِ خُرَاسَانَ قَالَ لِلشَّعْبِيِّ. فَقَالَ الشَّعْبِيُّ أَخْبَرَنِي أَبُو بُرْدَةَ عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَدَّبَ الرَّجُلُ أَمَتَهُ فَأَحْسَنَ تَأْدِيبَهَا، وَعَلَّمَهَا فَأَحْسَنَ تَعْلِيمَهَا ثُمَّ أَعْتَقَهَا فَتَزَوَّجَهَا، كَانَ لَهُ أَجْرَانِ، وَإِذَا آمَنَ بِعِيسَى ثُمَّ آمَنَ بِي، فَلَهُ أَجْرَانِ، وَالْعَبْدُ إِذَا اتَّقَى رَبَّهُ وَأَطَاعَ مَوَالِيَهُ، فَلَهُ أَجْرَانِ ".
Ebu Musa elcEş'ari r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Adam cariyesini güzel bir şekilde edeplendirir, ona güzel bir şekilde öğretir. Sonra da o cariyeyi azad edip onunla evlenecek olursa ona iki ecir verilir. Yine bir kimse İsa'ya iman ettikten sonra bana da iman ederse onun için iki ecir vardır. Köle Rabbine karşı takvalı olup, efendilerine itaat ederse onun için de iki ecir vardır
Narrated Abu Musa Al-Ash`ari:Allah's Messenger (ﷺ) said, "If a person teaches his slave girl good manners properly, educates her properly, and then manumits and marries her, he will get a double reward. And if a man believes in Jesus and then believes in me, he will get a double reward. And if a slave fears his Lord (i.e. Allah) and obeys his masters, he too will get a double reward