logo
quran
Tıp Dünyasında Oruç
Tıp Dünyasında Oruç

Oruç, bir sene boyunca durmadan çalışan mîde ile beraber bütün sindirim sisteminin istirâhate sevk edilmesini ve insan vücûdunun dinlenmeye tâbî tutulmasını sağlar.

 İnsanlarda en çok rastlanan rahatsızlık, hazım ve sindirim bozukluğudur. Sindirim bozukluğu ise, şişmanlık, kalp ve damar hastalıklarına, şeker hastalığına ve tansiyon yüksekliği vs. gibi birçok hastalıklara sebep olmaktadır. Oruç, bütün bu hastalıklara karşı “koruyuculuk” görevi yaptığı gibi, bir de tedavi sağlar. Bugün birçok hastalıktan kurtulmak için, “diyet” gerektiği, herkesçe bilinmektedir.
 Ayrıca oruç, insana güçlü bir irâde kuvveti kazandırdığı için alkol, uyuşturucu gibi kötü alışkanlıklardan oruç sayesinde kurtulanlar çok görülmektedir.
 Oruç, vücuttaki karbonhidrat, protein ve bilhassa yağ depolarının harekete geçirilmesini sağladığı için oruç sâyesinde zararlı maddeleri süzmekten kurtulan böbrekler, bir revizyona girerek dinlenme ve yenilenme imkânı bulurlar.
 Ayrıca orucun, kilo kontrolüne ve kan yağlarının düşürülmesine yönelik faydaları da bilinmektedir. Sahur ve iftarda aşırı bir şekilde yenilmediği takdirde, oruç tutarak iç organları saran yağlar erir ve böylece zararlı kiloları vücut atmış olur. Ünlü bilim adamı, Dr. Alexis Carrel de, oruç esnasında depo edilmiş gıda maddelerinin harcandığını, sonra da bunların yerine yenilerinin geldiğini, böylece bütün vücutta bir yenilenme gerçekleştiğini ve orucun sağlık bakımından çok faydalı olduğunu açıklamıştır.
Oruçlu kimselerde adrenalin ve kortizon hormonları, kana daha kolaylıkla karışmakta olduğundan, hormonlar, tesirlerini, kanserli hücreler üzerinde de göstermektedir. Böylece bu hormonlar, kansere karşı bir çeşit kalkan rolünü oynamakta ve kanser hücrelerinin çoğalmasını önlemektedir.
Karaciğer, oruçlu iken, 3-5 saat istirahat ettiğinden, gıda depolama işine bir müddet ara vermiş olur. Bu arada, korunma sistemini güçlendirici globülinleri hazırlar. Midedeki kaslar ve salgı ifraz eden hücreler, oruç müddetince birkaç saat dinlenir. Kan hacmi de azaldığı için tansiyon düşerek kalp rahatlamış olur.
 Gıda artıkları iyi yakılmayınca, damarları yıpratır. Yakılmayan yağlar, damarları daraltır, damar sertliği denilen rahatsızlığa sebep olur. Oruç ile akşama doğru vücutta gıda neredeyse hiç kalmaz, bütün gıdalar yakılmış olur. Bu bakımdan özellikle damar sertliği olanların oruç tutmaları çok faydalıdır.
 Şimdi Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in buyurmuş olduğu, “Her şeyin bir zekâtı vardır. Vücûdun zekâtı ise, oruçtur.” hadîs-i şerîfinin mânâsını idrak ederek sahip olduğumuz İslâm hazinesinin kıymetini daha iyi anlamaktayız.
 Oruç tutmak, beden sağlığı yanında, bizim şahsî gelişimimize ve psikolojik dünyamıza da büyük bir katkı sağlar. Çünkü oruç tutmak bize disiplinli olmayı, irâdemize hâkim olmayı ve sabırlı olmayı öğretir. Oruç tuttuğumuz vakitte, arzuladığımız anda yiyemeyiz ve içemeyiz, bu sebeple iftar vaktini sabırla bekleriz. Ve sabretmek, irâdemize hâkim olmak, günlük hayatımızda karşılaştığımız sıkıntılara karşı bizi daha dayanıklı olmaya alıştırır ve netice olarak bu sıkıntıların üstesinden gelerek başarıya ulaşmamıza yardımcı olur. Bu yüzden oruç tutan insanlar, daha az sinirli olurlar. Sabreden kişi, yaşadığı sıkıntılardan dolayı çok fazla acı duymaz ve Allâh’a daha sıkı bağlanır. Ve bu da bizi, depresyon gibi psikolojik bunalımlardan korur.
 Oruç tutmak, bize şükretmeyi öğretir. Yani nîmetlerden kısa bir süre uzak kalarak, o nîmetlerin kıymetini hatırlatır. Ve bu nîmetlere karşı daha saygılı olmayı ve onları israf etmenin ne kadar yanlış bir şey olduğunu öğretir. Bu da bizim hayata bakışımızı olumlu yönde etkiler. Hayattaki eksiklerimizi düşünmektense, sahip olduğumuz şeylerin kıymetini bilmenin daha hayırlı olduğunu telkin eder.
 Ayrıca oruç tutmak, duygu ve hislerimizi inceltir, toplumdaki birlik ve beraberliği güçlendirir.
 Oruç tutmak, görüldüğü gibi sadece belirli süre içinde yememek ve içmemek değildir. Hem psikolojik, hem sosyolojik ve hem de biyolojik sahada bize sağladığı saymakla bitmez pek çok fayda vardır.
 Ancak biz, hiçbir zaman bu “faydaları” sebebiyle oruç tutmayız. Biz, orucumuzu, Allah öyle emrettiği için tutarız. Bu ibâdeti îfâ etmekle kazandığımız bütün fayda ve faziletler ise, Cenâb-ı Hakk’ın biz kullarına ikrâmıdır.
Bu Konu 212 defa Okundu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Esra Nov 2012
100Bugün Namazlarını kıldınmı ?