a) 1. Farzların, Sünnetlerin anlamını ve hükmünü bilenler,
Bunların vakit namazını kılarken «vakit namazına niyet ettim.»
demeleri kâfidir. Çünkü bunlar hem farzları, hem de farzlara dahil olan vâcib ve sünnetleri bilirler.
2. Farzı farz olarak bilirler, ama farza dahil olan vâcibleri ve sünnetleri, aynı zamanda taşıdığı hükümleri bilmezler. Bunların da «vaktin farzını kılmaya niyet ettim» demeleri yeterlidir-
3. Farza niyet edenler, ama onun mânasını bilmiyenlerdir. Bunların «şu vaktin farz namazına niyet ettim» demeleri yeterli olur.
4. Halkın kıldığı namazların bir takım farzlar ve nafileler olduğunu bilenler ve halkın kıldığı gibi namaz kılanlardır. Ne var ki bunlar farzları nafilelerden ayırd edecek bilgiye sahip değillerdir. Bunların sadece «öğle namazına» veya «sabah namazına» niyet ettim demeleri kâfi değildir. Kıldıkları namazın farz ya da nafile olduğunu bilmesi ve ona göre niyet getirmesi gerekir.
5. Halkın kıldığı namazın hepsinin farz olduğunu itikad edenlerdir. O halde bunların vakit namazlarını kılarken «vaktin farzını kılmaya niyet ettim» demeleri yeterlidir.
6. Allah’ın kullarına beş vakit namazı farz kıldığını bilmeyip sadece herkes gibi vakit girince namaz kılanlardır. Bu tarz bir niyet kâfi değildir. Çünkü namazın farz kılındığım bilmesi ve hangi namazı kıldığını belirlemesi gerekir.
Farz namazı nafileden ayırd edemiyen ve her kıldığı namazda farz namaz diye niyet getiren kimseye, evvelinde sünnet namaz bulunmayan (ikindi, akşam ve yatsı) namazlarda ona uymak sahihtir. Ama evvelinde sünnet namaz bulunan sabah ve öğle namazlarında uymak doğru olmaz.[106]
b) Niyette Afdal Olan Vakit :
Namaz için niyet getirirken en uygun ve fazileti yüksek olan şekil, başlamaya eşlik etmesidir. Şöyleki niyetle tekbir birbirini izleyecek ara yere bir fasıla girmiyecek. [107]Tekbirden önce niyet getirmesi ise her zaman caizdir. Hattâ, namaza niyet ettikten sonra abdest alıp cami’ye doğru yürür ve yeni bir niyet getirmeden tekbir getirerek namaza başlarsa, bu caizdir.[108]
c) Namazda kalbe giren şüphe ve vesveseler
Gerek namaza başlarken, gerekse namaz içinde mümkün olduğu ölçüde şüphe ve vesveseyi atmak, kalbi Allah (C.C.) ile meşgul duruma getirmek, namazın hem ruhuna, hem sayesine uygundur. Özellikle niyet getirirken yapılan ibâdeti sırf Allah (C.C.) için, yerine getirdiğini düşünmek çok önemlidir. Başlangıçta böyle bir huzurla namaza girilirse, artık ara yerde hatıra gelen ve gösteriş anlamını taşıyan şeylerin fazla önemi yoktur ve bu «riya = gösteriş» sayılmaz. ‘Ama niyet ederken çevredeki insanlar görsün düşüncesi yer alıyorsa, bu tamamen riyaya girer ve hiç bir sevabı, fazileti kalmaz.
Cemaat arasında namaz kılarken çok dikkatli ve güzel kılan, yalnız başına kaldığında o dikkat ve itinayı göstermiyen kimseye sadece namazın aslının sevabı vardır, ama ihsan üzere kılınmış bir namaz olmadığı için büyük bir feyiz ve mükâfattan kendini mahrum etmiş olur.
d) Cami’a girdiğinde imamı Ettehiyata oturmuş vaziyette buldu, ama bunun birinci ya da ikinci oturuş olduğunu bilmediğinden, eğer birinci oturuşsa ona uydum, ikinci oturuşsa uymadım, diye niyet ettiyse, caiz olur mu? Fukahamn çoğuna göre, böyle bir niyet caiz değildir. Fetva da buna göredir.
Veya sözü edilen imâma uyarken, eğer birinci oturuşta ise farz namaza, ikinci oturuşta ise nafile namaza niyet edip uydum derse, farz namazda uymuş olmaz.
Yatsı vakti yine imamı Ettehiyatta bulur ve yatsı ile Teravih namazından hangisi olduğunu bilmediği için, eğer Yatsı namazı ise imama uydum, Teravih namazı ise uymadım, derse sahih olmaz.
Ama, yatsı da olsa, Teravih te olsa bu namazda imama uydum diye niyet eder ve kılınmakta olan namazın teravih olduğu anlaşılırsa, bu uyması sahih sayılır.[109]
Bunun gibi imama namaz kıldırırken yetişir, fakat Yatsı veya Terâvih’ten hangi namazı kıldırdığını bilmez de «Eğer yatsı namazı ise ona uydum, Teravih ise uymadım» diye niyet ederse, hangi namaz olursa olsun onun bu tarz bir niyetle imama uyması sahih değildir. [110]


Bugün Namazlarını kıldınmı ?
Bir cevap yazın